Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette %14 payının bulunduğunu, şirket faaliyetlerine yönelik bilgi ve belge istenmesine rağmen taraflarına hiçbir belge ve bilgi verilmeyerek şirket faaliyetlerinin müvekkilinden gizlendiğini, davalı şirket yönetimi tarafından TTK'nun 411. madde ve muhtelif hükümlerinde düzenlenen azınlığın haklarının yok sayıldığını, şirket faaliyetlerini denetleme olanağı sağlayacak bilgi ve belgelerin tarafların verilmeyerek hak kaybına uğramalarına neden olunduğunu, davalı şirketin 29.05.2014 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısında da müvekkilinin taleplerinin gündeme alınması için teklifte bulunmasına rağmen hukuk ve yasaya aykırı bir şekilde taleplerinin kabul görmediğini, yapılan toplantı neticesinde davalı şirketin 2013 yılına ait bilanço, kar ve zarar hesapları ile şirket yönetim kurulu ve faaliyet raporunun ibra edilmediğini, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketten bugüne kadar hiçbir şekilde kar payı almadığını, müvekkili açısından şirket ortaklığından beklenen gayenin elde edilemediğini, davalı şirket yönetiminin uzun zamandır şirketi kötü yönettiğini, elindeki yetkileri kötüye kullanarak bir takım şahıslara haksız menfaat sağladığını, şirketin içini boşaltmaya yönelik eylem ve işlemler yaptığını, Afganistan’da bulunan iş makinelerinin akıbetinin bilinmediğini, şirkete ait bir takım araçların yönetim kurulu başkanmın oğlunun kullanımına tahsis edildiğini, özellikle muhasebe kayıtları üzerinde şirketin sürekli olarak büyük meblağlarla yönetim kurulu başkanına borçlandırılarak haksız para akışının oluştuğunu, davalı şirketin 2012 ve 2013 yıllarında bilançoda zarar ettiğini, mali tablolar ve finansal veriler üzerinde tahrifatlar yapılarak teklif verilen işlerle ilgili olarak gerçeği yansıtmayan bilgi ve belgelerin kullanıldığını, şirket demirbaşında bulunan makinelerin piyasa rayiçlerinin çok altındaki düşük fiyatlarla satılarak oluşan farkın hakim ortağa yansıtıldığını, davalı şirketin, sektöründe önemli bir isme sahip, iş alabilme kapasitesi yüksek, makine parkı yeni ve envanterinde bulunan öz varlıklarıyla takriben 20.000.000 TL'lik bir değere sahip iken, son iki yıl bilançolarında zarar gösterilmesinin müvekkilinin haklarını yok etmeye yönelik ve gittikçe şirketin içini boşaltmaya yönelik eylem ve işlemlerin açık göstergesi olduğunu, azınlığın haklarını yok saydığını, bu nedenlerle müvekkilinin ortağı olduğu şirketin fesih ve tasfiyesine, uygun görülmediği takdirde müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılması ile çıkma bedelinin bilirkişi marifeti ile tespiti ile ortaklık değeri olarak fazlaya ait dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 14.000,00 TL’ye işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.