10. Hukuk Dairesi 2023/13872 E. , 2024/322 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3420 E., 2023/2733 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/184 E., 2022/334 K. Taraflar arasındaki 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin tespiti ve aidiyet tespiti ile 6552 sayılı Kanun'dan yararlandırılma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kı…
**10. Hukuk Dairesi 2023/13872 E. , 2024/322 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3420 E., 2023/2733 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/184 E., 2022/334 K. Taraflar arasındaki 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin tespiti ve aidiyet tespiti ile 6552 sayılı Kanun'dan yararlandırılma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin 01.12.1989 tarihinde Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, çalışmasının 13.10.2014 tarihine kadar devam ettiğini, T.C. kimlik numarasının .... baba adının ..., ana adının ..., doğum tarihinin 01.08.1961 olduğunu, babası ...’un T.C. kimlik numarasının ..... baba adının ..., ana adının ... olduğunu, 15.09.1988 tarihinde vefat ettiğini, kurumun davacıya gönderdiği 27.09.2013 tarihli yazıda 4/b prim borcunun olduğu ve 36 aya kadar taksitlendirilebileceği bildirilmiş ise de yanlış T.C. kimlik numarasının bildirildiğini, Kurumun işlemleri davacının 15.09.1988 tarihinde vefat eden babası ... adına yaptığını, bu nedenle de davacının taleplerini reddettiğini, davacının Kurumdan işlemlerin düzeltilmesini talep ettiğini, Kurum tarafından davacıya hizmet tespit davası açabileceği hususunun bildirildiğini, ayrıca davacının 28.01.2015 tarihinde tahsis talebinde bulunduğunu, bu nedenle davacının 01.02.1989-13.10.2014 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak çalıştığının tespiti ile tescil işleminin yapılmasına, 6552 sayılı Kanun'dan yararlandırılmasına, 28.01.2015 tarihli tahsis müracaatının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, .... T.C. kimlik numaralı ...’un tescilinin 01.02.1989 tarihinde yapıldığının, ancak şahsın 15.04.1979 tarihinde 4/a kapsamında emekli olduğunun, 15.09.1988 tarihinde vefat ettiğinin tespit edilmesi üzerine 4/b bildirge iptal işlemi yapıldığını, .... T.C. kimlik numaralı aynı isim ve soy isimli ...’un bildirge iptal işlemi yapıldıktan sonra asıl sigortalının kendisinin olduğu, kayıtların düzeltilmesi gerektiği yönünde dilekçe verdiği, bildirgedeki bilgilerin babasına ait olması nedeniyle düzeltme işlemi yapılamayacağının davacıya bildirildiğini, yapılan incelemede kurum tarafından yapılan işlemlerin yerinde olduğunun tespit edildiğini, muhtar tarafından resen bildirimin yapılmış olması, bildirgedeki bilgilerin davacının babasına ait olması nedeniyle davacının talebinin mümkün olmadığını, davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Gerek Kurum kayıtları, gerek tapu kayıtları, gerek kolluk tutanakları, gerekse kamu tanıklarının ifadeleri bir arada değerlendirildiğinde; baba adı ... olan 1928 doğumlu ...’un Bağ-Kur ... İl Müdürlüğü kayıtlarına 31.01.1989 tarih, 15907 sayıyla intikal eden Tarım Bağ-Kur sigortalılığına Giriş Bildirgesine istinaden 01.02.1989 tarihi itibariyle .... Bağ-Numarasıyla sigortalılığının başlatıldığı, 31.07.2014 tarihi itibariyle 24.805,75 TL prim aslı borcunun bulunduğu, Şile SGM tarafından davacıya gönderilen 27.09.2013 tarihli yazıda toplam prim borcunun 53.608,05 TL olduğunun bildirildiği, 18.07.2014 tarihinde, .... numarası ile tescili yapılan ...’un 15.09.1988 tarihinde vefat etmesi nedeniyle 01.02.1989 tarihli, .... numaralı bildirgesinin iptal edildiği, ... T.C. kimlik numaralı .... numaralı ...’un 13.10.2014 tarih, 4959451 sayılı 5510 sayılı Kanun'un Geçici 17 nci maddesi Kapsamında Durdurulan Sigortalılık Sürelerinin İhyasına Dair Başvuru Formunu Şile SGM’ye ibraz ettiği, Şile ... Mahalle Muhtarı imzalı 13.10.2014 tarihli yazıda, 15.09.1988 tarihinde ölen baba ...’un Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak 01.02.1989 tarihinde sigortasının yapılmasının imkansız olduğunun, oğlu ...’un isim benzerliğinden tescilinin yanlış yapılmış olduğunun bildirildiği, asıl sigortalının 01.08.1961 doğumlu, baba adı ... olan ... olduğunun bildirildiği, dosyada mübrez davacıya ait nüfus kayıt örneğinde de ana adının ..., baba adının ... olarak görüldüğü, baba ...’un 15.09.1988 tarihinde öldüğünün belirtildiği, Şile SGM tarafından davacıya gönderilen 13.10.2014 tarihli yazıda da işe giriş bildirgesinin ... Köyü Muhtarı tarafından re’sen yapıldığının, bildirimin baba ...’ın vefat ettiğinden habersiz şekilde,.... T.C. kimlik numaralı baba ... adına yapılmış olması nedeniyle tescil işleminde düzeltme imkanının olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Bunun üzerine davacı tarafından konunun Sosyal Güvenlik Denetmenlerince incelenmesi için 30.12.2014 tarihinde Şile SGM’ye dilekçe verildiği, Şile SGM tarafından inceleme için durumun Kadıköy SGM’ye bildirildiği, ... Sosyal Güvenlik Denetmenliği İnceleme Değerlendirme ve Sonuçlandırma Komisyonunun 09.01.2015 tarih, 50105077- S- sayılı kararıyla, işlemlerin yerinde olduğuna, konunun Sosyal Güvenlik Denetmenliğince yapılacak işlem olmadığına, kişinin talebi halinde İş Mahkemesinde hizmet tespit davası açabileceğine karar verildiği, bu hususun Şile SGM’nin 29.01.2015 tarihli yazısıyla davacıya bildirildiği, Şile SGM tarafından ayrıca T.C. kimlik numaralarının karışmamış olması durumunda davacının 01.02.1989-30.09.2008 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacağının ve Tarım Bağ-Kur sigortalılığının kabulü halinde de 7046 gün Tarım Bağ-Kur, 579 gün SSK, 2910 gün zorunlu esnaf Bağ-Kur süresinin bulunduğunun, hizmet sürelerinin toplamının 10535 gün olduğunun, 01.02.1989 tarihinde 7910120208 sicil numarasıyla resen açılan dosyada tevkifat kesintisinin bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Yine Şile İlçe Jandarma Komutanlığı Sahilköy Jandarma Karakol Komutanlığı tarafından tanzim edilen tutanak ile kamu tanıklarının davacının iddiasını destekler mahiyetteki beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacı olan ...’un 1989-2008 tarihleri arasında tarım ve hayvancılık ile uğraşmış olduğuna, bu tarihler arasında geçimini çiftçilik ve hayvancılıktan sağlamış olduğuna, 2012 yılında ameliyat olduğuna ve bu tarihten sonra çiftçiliği bıraktığına dair Mahkememizde kanaat oluşmuştur. Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda Tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulunun 2926 sayılı Kanun'un 2/1 ve 3/b maddelerinde belirtildiği gibi, tarımsal faaliyette bulunmak olması, davacının prim kesintisinin bulunmadığı yıllarda, tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı kanaatinin Mahkememizde hasıl olmuş olması, davacının adına kayıtlı tarla vasıflı taşınmazının ve içinde kümes bulunduğunun anlaşılması, tarımsal faaliyetini yürütmeye elverişli tarımsal alet edevatın satıldığının anlaşılması, Bağ-Kur tescilinin bizzat muhtar tarafından yapılmış olması hususlarının göz önünde bulundurulduğu" gerekçesiyle; "1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 2-Davacı ...'un 01.02.1989-30.09.2008 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı ve 2910 gün Esnaf Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğinin tespitine ve bu tarihler göz önünde bulundurularak davacının 6552 sayılı Kanun kapsamından yararlanarak borçlarının peşin ödenek yapılandırmadan yararlandırılmasına, 3-Fazlaya ilişkin süreler yönünden talebin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili, "Bilirkişi raporuna itiraz etmemize rağmen kurum aleyhine karar verilmiştir. Kurum kayıtları aksi, ancak aynı değerde yazılı delil ve belgeler ile ispat edilebilir. Salt muhtarlık kayıtları ile tarım sigortalılığının varlığına hükmedilmesi hatalıdır. Yerel Mahkemece hizmet tespit davalarında gösterilmesi gerekli inceleme ve araştırma titizliği yeterince gösterilmeden hüküm tesis edilmiştir. Davacının 6552 sayılı Kanun kapsamnıda başvuru yaptığı tarih 28.01.2015 olup Kurum tarafından yapılandırma talebinin kabulü halinde dava açmasında hukuki menfaati bulunmamaktadır. Davacı iddiasını hukuka uygun delillerle ispat edememiştir. Kurum dava açılmasın sebebiyet vermediğinde aleyhine vekalet ücreti takdir edilmemelidir." beyanıyla kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Somut olayda; Kurum kayıtları, tapu kayıtları, kolluk tutanakları, kamu tanıklarının ifadeleri bir arada değerlendirildiğinde; baba adı ... olan 1928 doğumlu ...’un Bağ-Kur ... İl Müdürlüğü kayıtlarına 31.01.1989 tarih, 15907 sayıyla intikal eden Tarım Bağ-Kur sigortalılığına Giriş Bildirgesine istinaden 01.02.1989 tarihi itibariyle .... Bağ-Numarasıyla sigortalılığının başlatıldığı, 31.07.2014 tarihi itibariyle 24.805,75 TL prim aslı borcunun bulunduğu, Şile SGM tarafından davacıya gönderilen 27.09.2013 tarihli yazıda toplam prim borcunun 53.608,05 TL olduğunun bildirildiği, 18.07.2014 tarihinde, ..... numarası ile tescili yapılan ...’un 15.09.1988 tarihinde vefat etmesi nedeniyle 01.02.1989 tarihli, ..... numaralı bildirgesinin iptal edildiği, ..... T.C. kimlik numaralı ....numaralı ...’un 13.10.2014 tarih, 4959451 sayılı 5510 sayılı Kanun'un Geçici 17 nci maddesi Kapsamında Durdurulan Sigortalılık Sürelerinin İhyasına Dair Başvuru Formunu Şile SGM’ye ibraz ettiği, .... .... Mahalle Muhtarı imzalı 13.10.2014 tarihli yazıda, 15.09.1988 tarihinde ölen baba ...’un Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak 01.02.1989 tarihinde sigortasının yapılmasının imkansız olduğunun, oğlu ...’un isim benzerliğinden tescilinin yanlış yapılmış olduğunun bildirildiği, asıl sigortalının 01.08.1961 doğumlu, baba adı ... olan ... olduğunun bildirildiği, dosyada mübrez davacıya ait nüfus kayıt örneğinde de ana adının ......, baba adının ....... olarak görüldüğü, baba ...’un 15.09.1988 tarihinde öldüğünün belirtildiği, Şile SGM tarafından davacıya gönderilen 13.10.2014 tarihli yazıda da işe giriş bildirgesinin ... Köyü Muhtarı tarafından re’sen yapıldığının, bildirimin baba ......’ın vefat ettiğinden habersiz şekilde, ..... T.C. kimlik numaralı baba ... adına yapılmış olması nedeniyle tescil işleminde düzeltme imkanının olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Bunun üzerine davacı tarafından konunun Sosyal Güvenlik Denetmenlerince incelenmesi için 30.12.2014 tarihinde Şile SGM’ye dilekçe verildiği, Şile SGM tarafından inceleme için durumun Kadıköy SGM’ye bildirildiği, ... Sosyal Güvenlik Denetmenliği ilgili Komisyonunun 09.01.2015 tarih, 50105077- S- sayılı kararıyla, işlemlerin yerinde olduğuna, konunun Sosyal Güvenlik Denetmenliğince yapılacak işlem olmadığına, karar verildiği, bu hususun Şile SGM’nin 29.01.2015 tarihli yazısıyla davacıya bildirildiği, Şile SGM tarafından ayrıca T.C. kimlik numaralarının karışmamış olması durumunda davacının 01.02.1989-30.09.2008 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacağının ve Tarım Bağ-Kur sigortalılığının kabulü halinde de 7046 gün Tarım Bağ-Kur, 579 gün SSK, 2910 gün zorunlu esnaf Bağ-Kur süresinin bulunduğunun, hizmet sürelerinin toplamının 10535 gün olduğunun, 01.02.1989 tarihinde .... sicil numarasıyla resen açılan dosyada tevkifat kesintisinin bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Şile İlçe Jandarma Komutanlığı Sahilköy Jandarma Karakol Komutanlığı tarafından tanzim edilen tutanak ile kamu tanıklarının davacı iddiasını destekler mahiyetteki beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacı olan ...’un 1989-2008 tarihleri arasında tarım ve hayvancılık ile uğraşmış olduğu, bu tarihler arasında geçimini çiftçilik ve hayvancılıktan sağlamış olduğu, 2012 'de ameliyat olduğu, bu tarihten sonra çiftçiliği bıraktığı kanaati oluşmuştur. Netice itibarıyla; Tarım Bağ-Kur sigortalılığı temel koşulunun 2926 sayılı Kanun'un 2/1 ve 3/b maddelerinde belirtildiği gibi, tarımsal faaliyette bulunmak olması, davacının prim kesintisinin bulunmadığı yıllarda, tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı kanaatinin Mahkemede hasıl olmuş olması, davacının adına kayıtlı tarla vasıflı taşınmazının ve içinde kümes bulunduğunun anlaşılması, tarımsal faaliyetini yürütmeye elverişli tarımsal alet edevatın satıldığının anlaşılması, Bağ-Kur tescilinin bizzat muhtar tarafından yapılmış olması hususları gözönünde bulundurulduğunda davacı ...'un 01.02.1989-30.09.2008 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı ve 2910 gün esnaf Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğinin tespitine ve bu tarihler göz önünde bulundurularak davacının 6552 sayılı Kanun kapsamından yararlanarak borçlarının peşin ödenerek yapılandırmadan yararlandırılmasına ilişkin hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin ve aidiyetin tespiti ile 6552 sayılı Kanun'dan yararlandırılma talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, Kanunla veya Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 3 üncü maddenin (b) bendinde, bu Kanunda geçen “tarımsal faaliyette bulunanlar”ın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya özgü yerlerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan yararlanmak suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından korunmasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları ifade ettiği açıklanmıştır. Ayrıca 5 inci maddede, yasal süresinde kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddede, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların sigortalılıklarının tarımsal faaliyetlerine son verdiklerinde sona ereceği, 7 nci maddede, kişilerin bu Kanuna göre sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, 9 uncu maddede, bu zorunluluğa uymayanların tescil işlemlerinin Kurumca kendiliğinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanağı niteliğindeki 5510 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde tarımsal faaliyet, 2926 sayılı Kanun'un 3/b maddesinde öngörüldüğü şekilde tanımlandıktan sonra 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7 nci maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür. 02.08.2003 günü yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi ve 4956 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi hükümlerinde kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanunlarda 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesinde açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır. 2. Dava, aidiyet tespiti istemine de ilişkin olup, bu tür davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26 ncı maddesinde hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır. 3. Değerlendirme Eldeki davanın Mahkemece, talep tarihinde Tarım Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin tespiti ile 6552 sayılı Kanun'dan yararlanılarak 28.01.2015 tarihli tahsis müracaatının kabulü gerekip gerekmediği olarak görüldüğü ancak davacının aidiyet tespitine ilişkin talebinin de bulunduğu ve talebin aşıldığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, talebin 01.02.1989-13.10.2014 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak çalıştığının tespiti ile tescil işleminin yapılmasına, 6552 sayılı Kanun'dan yararlandırılmasına, 28.01.2015 tarihli tahsis müracaatının kabulüne ve aidiyet tespitine ilişkin olduğu ancak Mahkemece davacı ...'un 01.02.1989-30.09.2008 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı ve 2910 gün esnaf Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğinin de tespitine karar verilmek suretiyle talebin aşıldığı, ayrıca dosya kapsamından aidiyet yönünden de talepte bulunulduğu ancak Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığı anlaşılmakla; talep aşılmamak ve talebin aidiyet tespitini de kapsadığı dikkate alınmak suretiyle bu yönden de araştırma yapılarak kabule konu taleplerin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.