4. Hukuk Dairesi 2014/98 E. , 2014/16229 K. MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 04/04/2013 NUMARASI : 2010/245-2013/196 Davacı Ö.. E.. vekili Avukat tarafından, davalılar Y.. D.. vdl. aleyhine 18/05/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/04/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan Y.. D.., N..A.. Gazetecilik Ltd. Şti., T.…
**4. Hukuk Dairesi 2014/98 E. , 2014/16229 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 04/04/2013 NUMARASI : 2010/245-2013/196 Davacı Ö.. E.. vekili Avukat tarafından, davalılar Y.. D.. vdl. aleyhine 18/05/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/04/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan Y.. D.., N..A.. Gazetecilik Ltd. Şti., T.. K.. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılardan Y.. D.., T.. K.. ve N.. A.. Gazetecilik Ltd. Şti. tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, Anadolu'da Vakit Gazetesi'nin 20/05/2009 tarihli sayısında ''Kaosun Başı Yarsav'' ana başlığı altında ''Almanlarla Otelde Gizli Görüşmüşler'' ve ''Otel Odasında Esrarengiz Görüşme'' alt başlıkları kullanarak verilen haberde gerçek dışı iddialara yer verildiğini, söz konusu Alman Derneğinin haberde belirtilen isimde bir yöneticisi olmadığını, toplantı iddiasının tümüyle gerçek dışı olduğunu ayrıca haberde kendisi hakkında kullanılan'' Çürük raporlu'', ''Ergenekoncuları hararetle savunan'' gibi ifadelerin tahkir amaçlı olduğunu belirterek manevi tazminat ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Davalılar, davacının Alman hukuçularla görüşmeyi kabul ettiğini, haberde davacının açıklamalarına da yer verildiğini, haberin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, dava konusu haber ile davacıyı tahkir ve tezyifin amaçlandığı gerekçesiyle istem kısmen kabul edilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davacı, haberde gerçeğe aykırı bilgilere yer verildiğini ve kendisini küçük düşürücü ifadelerin kullanıldığını, kişilik haklarının saldırıya uğradığını ileri sürmektedir. Bu durumda davacının kişilik hakları ile basın özgürlüğü arasında bir denge kurulması gereklidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi basın özgürlüğünde belli ölçüde abartıya ve hatta tahrik yoluna başvurmanın mümkün olduğuna işaret etmektedir. (Prager ve Oberschlick v. Avusturya, 26 Nisan 1995, § 38, A serisi, No. 313) Somut olayda; dava konusu haberin yayınlandığı koşulların tamamının incelenmesi gerekmektedir. Haberin yayımlandığı tarihte davacı Yarsav isimli kuruluşun başkanıdır. Davacının bu sıfatı gereği hukuki konularda görüş bildirmesi aynı şekilde başka ülkenin hukukçuları ile görüşmesi doğal karşılanmalıdır. Haber içeriğinde davacının başka ülkeden hukuçularla görüşmesinin doğal olduğu şeklindeki açıklamalarına da yer verilmiştir. Olağan kabul edilmesi gereken bu görüşmelerin, davacının ve başkanı olduğu Yarsav'ın önceki tarihlerde ülke gündeminde yer almış açıklamalarıyla bütünleştirilerek, abartılı ve ilgi çekici şekilde sunulması da basının haber verme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir. Haberde, gazetecilik tekniği gereği kullanılan ifadeler abartılı, ilgi çekmeye yönelik hatta tahrik edici olsa da doğrudan bir hakaret içermemektedir. Şu durumda; dava konusu haberin görünür gerçeğe uygun olduğu, haberde kullanılan ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında kaldığı ve hukuka uygunluk sınırının aşılmadığı sonucuna ulaşılmalıdır. Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek istemin tümden reddi gerekirken, kısmen kabulü doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalılardan Y.. D.., T.. K.. ve N.. A.. Gazetecilik Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27/11/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.