4. Hukuk Dairesi 2010/1847 E. , 2011/544 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ... vekili Avukat ... ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 01/01/2007 gününde verilen dilekçe ile muvazaalı işlemin iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi…
**4. Hukuk Dairesi 2010/1847 E. , 2011/544 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ... vekili Avukat ... ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 01/01/2007 gününde verilen dilekçe ile muvazaalı işlemin iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince; dava, danışıklı (muvazaalı) işlemin iptali istemine ilişkin olup yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davacı ve davalılar tarafından temyiz olunmuştur. Dosya içeriğinden; davacı tarafından davalılardan ... hakkında 36.862,00 TL üzerinden icra takibi yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava kabul edildiğine göre, bu tutar üzerinden davacı yararına nispi avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekirken maktu avukatlık ücreti takdir edilmiş olması; 3-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; davacının amacı, yaptığı icra takibi sonucunda alacağının tahsili olanağına kavuşmaktır. Davacı, işlemin danışıklı olduğunun saptanması ile birlikte, davalılar arasındaki icra takibinin iptalini de istemiş ise de; çoğun içinde azın da bulunduğu ilkesi gereğince, danışıklı işlemin yapılan icra takibi yönünden sonuç doğurmamasının istenildiği açıktır. Yerel mahkemece, bu konuda yol gösterici nitelikte olan İcra ve İflas Yasası'nın 283. maddesi gereğince danışıklı olduğu saptanan icra takibinin iptaline gerek kalmaksızın davalılar arasındaki icra takibinin davacı yönünden geçersiz olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, icra takibinin iptali ile bu icra takibine dayanılarak konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/7. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.