T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2142 - 2025/2252 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2142 KARAR NO : 2025/2252 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/04/2023 NUMARASI : 2022/294 E. - 2023/163 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzülğü Taraflar arasında görülen davada Ank…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2142 - 2025/2252 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2142 KARAR NO : 2025/2252 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/04/2023 NUMARASI : 2022/294 E. - 2023/163 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzülğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/04/2023 tarih ve 2022/294 E. - 2023/163 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “...” markasının sahibi olduğunu, davalının 2021/041913 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkilinin “...” ibaresini ihtiva eden tanınmış markalarına dayalı olarak itiraz ettiğini, itirazlarının davalı kurum tarafından reddolunduğunu, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin 1986 yılından bu yana “...” markasının sahibi olduğunu, tüketicilerin “...” markalarını müvekkili şirket ile özdeş hale getirdiğini, müvekkili markalarının piyasadaki bilinilirliğinin mahkeme kararları ile de tespit edildiğini, taraf markaları arasında iltibas ihtimalinin bulunduğunu, tanınmışlığın bu ihtimali kuvvetlendirdiğini, markaların kapsamlarının aynı olduğunu, gıda ürünlerinin ilgili tüketicilerinin bu ürünleri hızlı ve anlık kararlar ile satın alan kimseler olduklarını, ortalama tüketicilerin dava konusu markayı, müvekkilinin markalarından biri olarak algılayacağını, davalı başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, 2022-M-7599 sayılı YİDK kararının 29 ve 30’uncı sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin tamamı ile 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi” hizmetleri ile 43’üncü sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden iptaline ve aynı mal ve hizmetler bakımından markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, başvuru markasında “...” ibaresinin, “...” esas unsuru ile birlikte, dikkat çekici bir şekil unsuru ve marka örneğinin tamamını kaplayan büyük “B” harfi ile birlikte bambaşka bir kompozisyon ve içerikte kullanıldığını, iki markanın karıştırılma olasılıklarının bulunmadığını, başvurunun 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığını, davalı başvurusundaki ayırt ediciliği sağlayan esas unsur, “...” ibaresi olup, İngilizce kökenli olan “...(e)” ibaresi, bir tür kek çeşidini ifade ettiğinden, markada ancak yardımcı unsur konumunda yer aldığını, davalının başvurusunun 6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli bir başvuru olduğunun ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şahıs vekili, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, “...' veya İngilizce'deki çoğul hali ile '...' ibaresinin bir tür kakaolu ıslak kek ürününün genel adı olduğunu, müvekkili markasının bütün olarak özgün bir şekil içerdiğini, tek başına “...” ya da “...” ibarelerinin ayırt edicilik sağlayan unsurlar olmadığını, müvekkili markasının asli unsurunun “...” olduğunu, müvekkili markasının Türkçe'de "...'nın brovnisi" anlamına geldiğini, taraf markalarının kapsamlarının örtüşmediğini, davacı yanın tanınmışlık iddialarının kabul edilebilir olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvuru kapsamında yer alıp iş bu davaya konu edilen mal ve hizmetlerin tamamı açısından taraf markalarının benzer ihtiyaçları karşılayan, tüketiciye aynı kanaldan ve aynı tür satış yöntemi ile ulaştırılan, birbirleri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde bulunan, hedef tüketici kitleleri benzer olan, birbirlerini tamamlayan ya da birbirleri yerine ikame edilebilirliği bulunan mal ve aynı malların satışına yönelik hizmetleri kapsadıkları, “...” ya da “...” ibaresinin öncül anlamının bir kek, kurabiye, çikolatalı tatlı türü olduğu, bu haliyle söz konusu ortak unsurun “gıda ürünlerinin” geneli itibariyle ayırt edici vasfı yüksek olmayan bir kelime olduğu, “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar, kekler, pastalar, bisküviler, çikolatalar, dondurmalar, tartlar, gofretler” vb. mahiyetteki yiyecekler açısından ise doğrudan bir ürün çeşidi/cinsi olarak nitelendirilebilecek bir ibare olduğu, dava konusu marka ile davacı markalarının görsel anlamda hiçbir ortak unsur taşımadıkları, dava konusu markada hakim şekil/harf logosunun yanı sıra “...” şeklinde ayırt ediciliği yüksek bir sözcük unsurunun yer aldığı, markadaki “...” kelimesinin doğrudan bir ürün adı olduğu ve özellikle yiyecek/içecek sektöründe anılan ibarenin ayırt edici vasfının bulunmadığı/son derece zayıf olduğu, tüketicinin bu ibarenin ortaklığına dayalı olarak iki işaret arasında bir bağlantı kurmasının mümkün olmayacağı, başvurunun davacı markalarıyla karıştırılması riskinden söz edilemeyeceği, işaretlerin bütünsel algılarında yine iltibas ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, davacı yanın özellikle “...” şeklindeki kullanımının yıllara sair kullanım sonucunda ayırt edicilik elde ettiği ve sektörel olarak tanınmış marka olarak kabul edildiği görülmekle birlikte, somut olay özelinde işaretler arasındaki farklılık düzeyi dikkate alındığında, SMK m.6/4 ve m.6/5 koşullarının oluşmadığı, kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı markasının müvekkilinin markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilişkilendirilme dahil karıştırılabilecek derecede benzer olduklarını, aynı emtia sınıflarını içerdiklerini, gıda ürünlerinin tüketicilerinin dikkat seviyelerinin düşük olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresine yıllara yayılan yoğun kullanımla ayırt edicilik kazandırdığını ve tanınmış hale getirdiğini, yapılan kamuoyu araştırmalarında ilgili tüketicilerin % 88'inden fazlasının "..." markalarını müvekkili ile özdeşleştirdiğini, başvuru markasının tescilinin müvekkilinin markalarını zarara uğratmasının kaçınılmaz olduğunu, tacir olan davalının müvekkilinin markalarını bilmediğinin düşünülemeyeceğini, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak maksadıyla kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre “...” ibareli marka başvurusu ile davacının “...” asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira mahkemece itibar edilerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere "..." ibaresinin, bir kek/kurabiye/çikolatalı tatlı türünün adı olduğu ve dava konusu markada da tür adı olarak kullanıldığı, tanımlayıcı nitelikteki bu ibarenin, taraf markalarında ortak olarak yer almasının, markaların karıştırılmasına yol açmayacağı, bu haliyle başvuru markasının davacı markalarından yeterince farklılaştığı, bütününe hakim olan tertip tarzı bakımından da davacının tanınmış ve kullanımla ayırt edicilik kazanmış markalarına yaklaştığından söz edilemeyeceği, SMK'nın 6/4 ve 6/5.maddesi şartlarının gerçekleşmediği ve marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.