9. Ceza Dairesi 2025/2 E. , 2025/2634 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/190 E., 2023/260 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandır
**9. Ceza Dairesi 2025/2 E. , 2025/2634 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/190 E., 2023/260 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, adli tıp raporlarının çelişki içerdiğine ve hüküm kurmaya elverişli olmadığına ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, İlk Derece Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Çocuğun cinsel istismarı suçunun mağduru ...'in suç tarihinde on iki yaşından küçük olduğu gözetilerek sanık hakkında temel cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-3. cümlesi uyarınca belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Sayın üye ...'in hükmün değişik gerekçe ile bozulması hususundaki karşı oyu ve neticeten oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Çoğunlukla aramızdaki ihtilaf sanık ...'ın çocuğun cinsel istismarı eylemini gerçekleştirip gerçekleştirmediğine yöneliktir. Suç tarihinden evvel mağdurenin, hakkında aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçundan mahkumiyet kararı kesinleşen annesi ... ile babası katılan ... boşanmıştır. Mağdurenin velayeti annesinde olup annesinin 3 ay kadar evvel evlendiği sanık ... ile birlikte ikamet etmektedir. Sanık ... ... çalıştığı için mağdure, gündüzleri anneannesi tanık ...'nin bakım ve gözetimi altında bulunmakta, iki haftada bir haftasonlarını babası katılan ... ile geçirmektedir. Suç tarihinde 2 yaşında olan mağdure, 21.11.2018 günü akşam saatlerinde tanık ...'nin evinden alınıp annesinin ve sanığın, aşamalarda özü değişmeyen anlatımları ile teyit edildiği üzere ateşli ve halsiz şekilde eve getirilmiştir. Ertesi sabah ...'in anlatımları uyarınca yatırıldığı kanepenin biraz ötesinde yerde bulunmuş, annesi işe gittikten sonra ise fenalaşmış sanığın haber vermesi üzerine kaldırıldığı hastanede 19.02.2019 tarihinde yaşamını yitirmiştir. Mağdurenin otopsi işlemi sırasında kesin ölüm sebebi belirlenememiş olup bu hususta düzenlenen 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 11.11.2019 tarihli mütalaasına göre ölümünün fiziksel istismara bağlı ekstremite kırıkları künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu ve buna ek bebeğin anal ve vajinal yoldan penis ve sair cisim sokularak cinsel istismara uğradığının delilleri bulunmamakla birlikte ifadelerde belirtildiği şekilde ağız içine boşalma, genital bölgeye sürtünme, cimdikleme, emme şeklinde cinsel saldırıya maruz kalmış olduğunun kabulü gerektiği belirtilmiştir. Hymen annüler tarzda olup anal ve vajinal muayenede başkaca travmatik bulgu saptanmamıştır. Mağdurenin, fenalaştığı gün sanık ile birlikte bulunması, anüs çevresi ile vajinal bölge çevresinde bazı kızarıklıkların mevcut olması ve ...'in bu bulguları sanığı suçlayarak açıklamaya çalışması neticesinde sanık hakkında soruşturma başlatılmış olup yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında açılan kamu davasında çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. Tedaviye başlandığında yapılan dış muayenesine göre mağdurede çene sağında ekimoz, sağ yüzde ödem ve ekimoz, boyun sağ üstte yüzeysel ekimoz, kasık, uyluk iç yüzey, kalça arka , anüs ve çevresinde ekimozlar ile vajinal bölgede mevcut kızarıklıklar yer almaktadır. Anne ..., olaydan hemen sonra sıcağı sıcağı alınan beyanlarında kızarıklıkların çocuğun bezinden veyahut da pişikten kaynaklanabileceğini belirtmiş tanık ... de bezi sıkı bağladığı için kendisine sitemde bulunduklarını söyleyerek kızarıklıkların mağdure ile sanığın evde yalnız kaldıkları güne has olmayıp olay öncesinde de mevcut olduğunu ortaya çıkarmıştır. Mağdurenin ölümünden yaklaşık 4 ay kadar sonra bu beyanından dönerek şüpheli sıfatı ile soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığı'nda vermiş olduğu 14.06.2019 tarihli ifadesinde ''...'nin kendini ... ile tatmin edip ağzına boşalmış olabileceğini düşünüyorum. '' şeklindeki varsayıma dayalı beyanında bulunmuştur. Her ne kadar Mahkemece mağdurenin, tedavi sürecinde ve kesin ölüm nedeninin belirlenmesi noktasında düzenlenen adli raporlarda vücudunun çeşitli yerlerinde bulunan kırık ve ekimozlar ile vajinal bölgede tariflenen kızarıklıklar aynı anda ortaya çıkmış, birbiri ile bağlantılıymış ve sanık tarafından sistematik şekilde gerçekleştirilmiş gibi kabul edilmiş ise de; dosyada bu eylemleri sanığın gerçekleştirdiğine dair ...'in aşamalarda çelişkili beyanlarından başkaca delil bulunmamaktadır. Mağdurenin fenalaşmasından 4 gün evvel 17 Kasım tarihinde babası .... ile birlikte olup katılanın 01.12.2018 tarihli ifadesinde çocuğun genel olarak halsiz olduğunu, çenesinde küçük bir morluk bulunduğunu, ayağında alçı olup sürekli olarak kolunu gösterdiğini belirtmiştir. Anne ...'in beyanlarına göre olay tarihinden önceki tarihlerde ütü masasına takılıp düşmek suretiyle kolu kırılmış, tanık ...'nin evinde bulunduğu sırada sanığın da uyarısı ile ayağının üzerine basamadığı fark edilerek hastaneye götürüldüğünde ayağında kırık tespit edilmiştir. Mağdure, sanıktan başka gündüzleri anneannenin evinde hafta sonları ise babasının ikametinde kalmaktadır. Olay tarihinden evvel vücudunda yer alan kırıklar sanık ile ilişkilendirilmiş ise de kolundaki kırığın kaza neticesinde annesinin de evde bulunduğu sırada gerçekleştiği, diğer kırığın ise anneannesinin evinde iken gerçekleştiğine dair sanığın ve mağdurenin öz annesinin aşamalardaki beyanları arasında çelişki bulunmadığı gibi söz konusu savunmanın aksi de herhangi bir delil ile ispatlanamıştır. Anne ..., soruşturma aşamasında sanık hakkında hükme esas alınan suçlayıcı beyanlarda bulunuş ise de; davaya konu olaydan önceki yaralanmalarla ilgili olarak eşi ile ilgili herhangi bir anlaşmazlığı veyahut da yasal mercilere herhangi bir şikayeti olmamıştır. ...'in, çocuğunun ölümünün gerçekleşmesinden önce ve sonra olmak üzere soruşturma aşamasında beş farklı beyanı mevcut olup anılan ifadelerden yalnızca birinde sanığı suçlayıcı beyanlarda bulunmuştur. Bu bağlamda annenin kendisinin de şüpheli sıfatı ile yer aldığı bir soruşturmadaki aşamalarda çelişki arzeden ve bebeğin vücudunda mevcut fiziksel bulgulara cinsellik atfederek anlatmasına, yorumlamasına, itibar edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki mağdurenin annesinin yine savcılık nezdinde şüpheli sıfatı ile müdafii huzurunda verdiği 30.11.2018 tarihli ifadesinde ''çocuk babaya gittiğinde ve döndüğünde de genital bölgesinde hafif kızarıklar vardı '' ve annesi ...'nin anlatımları ile ilgili çelişkinin giderilmesi için tekrar sorulduğunda ise '' hastaneye gidene kadarki bezin takılı olmasından kaynaklanmış olabilir'' demek suretiyle kendisinin ihmal göstermediğinin altını çizmiş ancak önceki ve sonraki beyanları ile açık çelişki ve şüphe oluşturmuştur. Mağdurenin fenalaştığı gün sanık ... ile birlikte evde olmasından yola çıkılarak ve mağdurenin vücudundaki bulguların sanık ile irtibatlı olabileceğinden sanığın mağdurenin genital bölgelerini emme ısırma, sürtünme suretiyle istismar eyleminin sanık tarafından gerçekleştirildiği doğrudan kabul edilemez. Sanığa isnat edilen ve Mahkemece kabul edilen eylemlerin ayrıntılı izahı gerekmektedir. Birlikte yaşamaya başladıkları tarihten fenalaşarak hastaneye kaldırıldığı güne dek sanığın mağdureye yönelik gerek cinsel eylemine gerekse müessir fiilinin bulunduğuna dair hiçbir delil mevcut değildir. Olay gerçekleştikten sonra bir kısım ayrıntılar o anki hukuki bağlamından koparılarak anlatılmış, bu durum da algıyı değiştirmiş ve netice itibariyle açılan kamu davasında bu kabul ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Nitekim Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin raporunda ...'nın kafasındaki kırığın şiddet (travma ) sonucu oluştuğu, subakut subdural kanamanın 7 ila 14 günde meydana geldiği, akut subdural kanamanın travmadan sonra 24 saat içinde olduğu, sağ yanak ve boyunda rengi mora kaçmış ekimozun beyin kanaması dışında ayrı bir travma ile meydana geldiği, genital bölgedeki izlerin diş izi olduğu belirtilmiştir. Yine aynı raporda genital bölgedeki izlerin çimdik dediğimiz iki parmak arasına sıkıştırılarak oluşabileceği kanaatine varılmış ise de; tariflenen bulgulara sebep olan eylemin nasıl gerçekleştiği ve hangi tarihlerde gerçekleştirildiği hususlarında netlik mevcut değildir. Sanık her aşamada mağdureye yönelik bir cinsel eylemi olmadığını belirtmiştir. Diğer yandan; sanığın cep telefonunun incelenmesi neticesinde düzenlenen uzmanlık raporuna göre 24.11.2018 tarihi itibariyle '' çocuğa darp, çocuğa darbın cezası, çocuklar beyin kanamasını atlatır mı , bebeklerde düşme sonucu beyin kanaması, vb. '' şeklindeki internet üzerinden sağladığı araştırmaları suçun sübutuna dair delil olarak nitelendirilmiş ise de sanığın başından beri şüpheli sıfatı ile yer aldığı soruşturma sürerken Google Chrome isimli program üzerinden gerçekleştirdiği aramaların, atılı suçu işlediğine delil olarak gösterilmesi ve buna dayanarak mahkumiyet hükmü kurulması hatalıdır. Kaldı ki; söz konusu aramalarda cinsel nitelikli bir eylemden söz edilmemektedir. Olay yerinde yapılan incelemelerde sobada yanmış bebek bezi bulunmuştur. Sanığın gerek dosya kapsamında dinlenen tanıklar gerekse sanık ile ...'in aşamalardaki beyanlarında sanığın bebeğin bezini değiştirmediğini beyan etmişlerdir. Bu anlatımların aksine Mahkemece olay günü sobada yarım yanmış çocuk bezinin bulunması, ...'in evden çıkmadan önce çocuğun bezini değiştirmediğini söylemesi karşısında muhtemel surette sanığın mağdurenin bezini değiştiriği, ...'in olay günü ...'nin üzerinde tişört ve eşofman olduğunu, sobayı en son olaydan 2-3 gün evvel yaktıklarını beyan etmesi karşısında sanığın havanın sıcak olması sebebiyle gece bile yakılmamış olan sobada çocuk bezini yakmış olmasının işlediği suçun delillerini yok etme amacıyla yapıldığı değerlendirilmiş ve söz konusu şüphe sanık aleyhine yorumlanmıştır. Ancak, ... mağdurenin fenalaşmasından bir gün evvel ...'yı sanık ... ile birlikte alıp eve getirdiklerini, uyumasının ardından sanık ile cinsel ilişki yaşadıklarını, temizlendikleri ıslak mendilleri sobaya atıp onların da banyo yapmak için yakıldığını ifade etmiş, yine bir başka beyanında ...'nin bebeğin bezini asla değiştirmediğini, çocuğu kendisinin iş yerine getirdiğini veya annesine bıraktığını belirtmiş; tanık ... de damadının günah olduğu gerekçesiyle çocuğun altını açmadığını söyleyerek ...'in bu anlatımlarını doğrulamıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde mağdur hakkında alınan doktor raporlarının cinsel istismar eylemini doğrudan ispatlamadığı tanık beyanlarının ise abartılı, kişisel kin ve intikam hisleriyle oluşturulmuş varsayıma dayalı ifadeler olduğu kendi içinde ve birbirleriyle çelişkiler içerdiği, ifadelerinin aynı zamanda kendi sorumluluklarını başkasına yükleyerek, sorumluluklardan kurtulmaya yönelik olduğunun açık olduğu bu nedenle sanığın cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığı kanaatinde olduğundan kararın bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.