9. Ceza Dairesi 2021/24429 E. , 2023/7960 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/119 E., 2016/174 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Mağdure Gamze vekilinin temyiz istemi yönünden; suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdure Gamze'nin velayet hakkına sahip anne ve babasının kovuşturma evresinde alınan ifadelerinde şikâyetçi olmadığını beyan etmeleri karşısında, y
**9. Ceza Dairesi 2021/24429 E. , 2023/7960 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/119 E., 2016/174 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Mağdure Gamze vekilinin temyiz istemi yönünden; suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdure Gamze'nin velayet hakkına sahip anne ve babasının kovuşturma evresinde alınan ifadelerinde şikâyetçi olmadığını beyan etmeleri karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yönünden; suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2016 tarihli, 2016/119 Esas, 2016/174 Karar sayılı kararı ile; 1. Suça sürüklenen çocuk hakkında; çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği Suça sürüklenen çocuğun suçu işlemediğine, soruşturma aşamasında baskı nedeniyle atılı suçu ikrar ettiğine, mağdurenin bakire olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir. B. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Herhangi bir gerekçe bildirilmeksizin kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince; '' Yapılan yargılama ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuk ... soruşturma safhasında müdafii huzurunda jandarma, C. Savcılığı ve sorgu hakimliği önündeki savunmalarında iddianamede belirtildiği gibi mağdureyle birden çok cinsel ilişkiye girdiklerini ikrar etmesine karşın mahkememiz önünde bu beyanlarından dönerek mağdureyle kesinlikle ilişkiye girmediğini, önceki beyanlarının baskı altında alındığını savunmuş, aynı şekilde mağdure de soruşturma safhasında usulünce alınan beyanında suça sürüklenen çocuğun beyanları ile SSÇ nin eylemi zorla gerçekleştirdiği iddiası dışında olayların yaklaşık zamanları, meydana geldiği yerler ve meydana geliş şekilleri ile genel olarak örtüşecek şekilde beyanda bulunmuş olmasına ve bu beyanlarını adli tıp raporunda belirtildiği üzere muayene sırasında ifade kapsamında olmamakla birlikte kendisini muayene eden doktora da tekrar etmiş olması, ancak bu kez eylemin kendi rızası ile meydana geldiği ancak sonuçlarından pişman olduğu yolundaki beyanlarına rağmen mahkememiz önündeki beyanında bu kez gerçekte böyle bir olayın meydana gelmediği, SSÇ ile hiç cinsel ilişkiye girmediklerini, kullandığı ilaçların etkisi ile o şekilde beyanda bulunduğunu beyan etmiş ise de; SSÇ nin soruşturma safhasında jandarma, C. Savcılığı ve sorgu hakimliği önünde üstelik üç farklı müdafii huzurunda usulünce alınan beyanlarındaki ikrarının içeriği, üstelik özellikle C. Savcılığınca alınan beyanında kendisinin sorgudaki kendisine okunan beyanlarının doğru olduğunu, bunları herhangi bir baskı altında kalmadan söylediğini beyan etmesinden sonra olayı tekrar anlatması, SSÇ nin mahkememiz önündeki beyanında bir taraftan jandarmada avukatının gelmesinden önce kendisine baskı yapıldığını, avukat geldikten sonra da komutanın kendisine söylediği gibi ifade verdiğini beyan etmiş olmasına karşın, kendisinin soruşturam safhasında alınan ilk beyanı ve sonraki beyanlarında özellikle ayrıntılara ilişkin beyanlarının mağdurenin beyanlarıyla da kısmen örtüştüğü, yaşanmamış bir olayın bu ayrıntılarla birlikte iki kişi tarafından aynı şekilde anlatılması ve kendisini yönlendiren jandarma komutanının da bunları bilmesinin mümkün olmadığı hususu sorulduğunda ise, bu kez jandarmadaki beyanının hikayeden ibaret olup bunun da o an aklına geldiğini beyan etmiş olması itibarı ile kendi beyanı içerisinde düştüğü çelişkiler, SSÇ nin iddia ettiği gibi jandarmanın kendisine bu konuda baskı yapmasını gerektirecek ciddi bir neden görülmediği gibi aynı beyanlarının başka müdafiiler huzurunda C. Savcılığı ve sorgu hakimliği önünde de tekrar etmiş olması, mağdurenin soruşturma safhasında alınan beyanları ile genel hatları itibarı ile örtüşmesi, sanığın özellikle beyanlarının içeriğindeki ilk ilişkiden sonra kendisi istendiğinde mağdurenin kabul etmediği, mağdurenin istediğinde ise kendisinin kabul etmediği, ancak daha sonra tekrar birlikte oldukları yönündeki anlatımındaki detaylara ilişkin samimiyet ayrıca yukarıda da belirtildiği üzere iki kişi tarafından gerçekte yaşanmamış bir olayın aynı şekilde benzer ayrıntılarla yer, zaman, meydana geliş şekline ilişkin ayrı ayrı anlatılmasının veSSÇ nin özellikle de ilişkiye girdiği yer ilişkiye girme şekli hatta boşalma şekli ve boşaldığı yer ve nedenine ilişkin ayrıntılara ilişkin beyanının tamamen jandarma tarafından yazılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmemesi, mağdure ve müştekilerin mahkememiz önündeki aynı suça sürüklenen çocuğa ilişkin Hülya isimli kızlarına ilişkin iddialar yönünden çelişkili beyanları ve bu olaydan önce de SSÇ ile ilgili benzer bir olayın aile arasında anlaşmaya varılarak kapandığının anlaşılması birlikte değerlendirildiğinde SSÇ nin tutuklandığı ana kadar olayı ayrıntılarıyla samimi şekilde anlattığı, ancak tutuklanmasından sonra aynı zamanda akraba olan tarafların SSÇ yi cezadan kurtarma gayreti ile hareket ettikleri bu nedenle müştekiler ve dinlenen tanıkların beyanlarının samimiyetten uzak olduğu, SSÇ nin soruşturma safhalarında usulünce ve üç ayrı müdafii huzurunda alınan üç ayrı beyanlarındaki ikrarlarına itibar edilmemesi itin bir neden görülmediğinden SSÇ nin soruşturma safhasındaki beyanlarına itibar ile birlikte SSÇ nin soruşturma safhasındaki beyanlarında mağdurenin de beyanlarına uygun olarak cinsel organını mağdurenin cinsel organına tam olarak soktuğunu beyan etmiş ise de mağdureye ait Zonguldak ATK Şube Müdürlüğünün 11/04/2016 tarihli raporunda, mağdurenin kızlık muayenesinde yeni ya da eski travmatik bulgu bulunmadığı, kızlık zarının sağlam olduğu ve yırtılmaksızın da duhule müsait olmadığı yönündeki görüşü, ssç ve mağdurenin mahkememiz önünde olayın meydana geliş şeklini anlatma niyetlerinin olmadığı bu nedenle ilişkiye girmiş olmalarına rağmen kızlık zarının neden yırtılmamış olabileceği hususunda kesin bir tespit yapılamayacağı bu nedenle taraflar arasında cinsel bir ilişki yaşanmakla birlikte bunun SSÇ nin cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürtünmesi şeklinde de meydana gelmiş olabileceği, mağdure ve SSÇ nin bunu farklı algılamış olabilme ihtimallerinin bulunduğu dikkate alınarak bu konudaki şüphe SSÇ lehine değerlendirilerek mağdurenin suç tarihindeki yaşı da dikkate alınarak ilişkinin 6545 sayılı yasa ile değişik TCK.nın 103/1. Maddesi kapsamında basit cinsel istismar kapsamında kalacağı, özellikle SSÇ nin cinsel organının mağdurenin cinsel organına lehe değerlendirme ile sürtmüş olması ve daha sonra cinsel arzuları tatmine yönelik boşalmış olduğu dikkate alındığında bunun aynı maddenin 2. Cümlesinde belirtilen sarkıntılık kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, yine mahkememiz önünde olayın gerçeklerini anlatmaktan kaçınan SSÇ ve mağdurenin soruşturma safhasındaki beyanlarında ilk ilişkinin 2015 yılı ağustos ayı içerisinde meydana gelmiş olduğu anlaşılmakla birlikte son ilişkinin hangi tarihte olduğunun kesin olarak tespit edilemediği, zira SSÇ nin jandarma ve C. Savcılığındaki beyanlarında son ilişkinin 2015 yılı Ekim Ayı içeriside meydana geldiğni beyan etmiş olmasına karşın sorgu hakimliği önünde usulünce alınan beyanında, son ilişkinin Eylül ayı başlarında meydana geldiğini beyan etmiş olması dikkate alınarak SSÇ nin yaşı itibarı ile SSÇ lehine değerlendirilerek son ilişkinin 2015 yılı Eylül ayı içerisinde meydana geldiği, her ne kadar mağdure soruşturma safhasındaki beyanında SSÇ nin kendisiyle zorla ilişkiye girdiğini iddia etmişse de SSÇ nin soruşturma safhasındaki mahkememizce itibar edilen ikrarını içerir beyanlarının aksine SSÇ nin mağdureye karşı cebir şiddet kullandığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, mağdurenin muayene sırasındaki beyanının da bu hususu doğruladığı, bu nedenle SSÇ nin SSÇ ...'in olay tarihleri itibari ile 15 yaşından küçük mağdure ...'e karşı; ilki 2015 yılı ağustos ayı içine ve ikincisi de 2015 yılı eylül ayı içinde olmak üzere mağdurenin rızası ile aynı mağdureye yönelik aynı suç işleme kastıyla birden fazla zincirleme basit cinsel istismar suçunu işlediği sabit görülerek eylemine uyan, TCK.nın 103/1. 1 cümle, 43/1, teselsülün kesildiği tarih itibarı ile SSÇ nin 18 yaşını tamamlamamış olması dikkate alınarak TCK.nın 31/3 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. SSÇ hakkında mağduru cinsel amaçla hürriyetinden kısıtladığı iddiası ile kamu davası açılmış ise de; SSÇ'nin mağdura yönelik basit cinsel istismar eylemlerni boyunca bizzat mağdurun yaşadığı evinde tutmasının cinsel istismar suçunun unsuru niteliğinde olduğu, ayrıca eylemleri işlemek için mağdureyi farklı bir yere götürmediği ve mağdureyi eylem boyunca yine bulunduğu yerde tutmaktan ibaret eyleminde SSÇ nin mağdura yönelik olarak ayrıca alıkoyma eyleminin bulunmadığının anlaşılması karşısında; unsurları itibari ile oluşmayan hürriyetten yoksun kılma suçu nedeni ile 5271 sayılı CMK'nun 223/2-a maddesine göre beraatine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur'' gerekçesiyle suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan beraat, çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. V. GEREKÇE A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip anne ve babasının kovuşturma evresinde alınan ifadelerinde şikâyetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmaması karşısında, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2016 tarihli, 2016/119 Esas, 2016/174 Karar sayılı kararına yönelik mağdure vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2016 tarihli, 2016/119 Esas, 2016/174 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz isteğinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliği ile ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2023 tarihinde karar verildi.