Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay tarafından gerekçesiz bir şekilde onanması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, davanın haksız bir şekilde reddedilerek verilmesi gereken tazminata hak kazanamaması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay tarafından gerekçesiz bir şekilde onanması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, davanın haksız bir şekilde reddedilerek verilmesi gereken tazminata hak kazanamaması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, zorunlu göç nedeniyle Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelmiş ve Ankara'ya yerleştirilmiştir. Zorunlu göçe tabi olan soydaşların iskân edilmelerine destek olmak amacıyla Yüksek Planlama Kurulunun 27/11/1990 tarihli kararı ile 000 konut yapımı kararlaştırılmıştır. Başvurucu, konut sahibi olmak amacıyla başvuruda bulunmuş; 1991 yılında 5 TL (000 eski TL) peşinat ve avans ödemesi yapmıştır. Başvurucu daha sonra 15/2/2011 tarihinde alacak davası açmıştır. Dilekçesinde kendisinden tahsil edilen avans ve peşinat ödemesinin konut maliyetinden mahsup edilmediğini belirtmiştir. Yatırılan peşinat ve avans miktarı olan 5 TL'nin günün ekonomik koşullarına güncellenerek şimdilik 000 TL'nin davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Ankara Tüketici Mahkemesi (Mahkeme) 21/1/2013 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği ve bilirkişi tarafından başvurucunun (davacının) sözleşme öncesi 000 TL ödediği, satın alınan dairenin kesin maliyet bedelinin 000 TL olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi yine başvurucunun bu daire için toplam 230 TL borçlandığı, sözleşme öncesi ödediği 000 TL'nin 770 TL'sinin maliyet bedelinden düşüldüğü, bakiye 230 TL'nin mahsubuna ilişkin dosyada bilgi ve belge bulunmadığı yönünde görüş bildirmiştir. Kararda Emlak Bankası Genel Müdürlüğünün Devlet Bakanlığına hitaben yazılan yazıda "...556 kişi konut sahibi olmuş, konut sahibi olan 556 kişiden 629 kişinin peşinatı borçlarından kesin borçlandırma işlemleri aşamasında mahsup edilecek olup, bu kişilerin haricindekilerin yatırdıkları peşinatlar borçlarından mahsup edilmiştir..." ibaresinin bulunduğu ifade edilmiştir. Yine Devlet Bakanlığının T. Ziraat Bankası A.Ş.ye hitaben yazılan 29/5/2002 tarihli yazıda "...Konut sahibi olmak üzere işin başında yatırılan 000-TL bedel maliyet hesabından tenzil edilmiştir..." yazışmalarının bulunduğu söylenmiştir. Söz konusu hususlardan hareketle de başvurucunun yatırmış olduğu peşinatın kesin maliyet bedelinden mahsup edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucu, Mahkeme kararını 4/11/2016 tarihinde temyiz etmiştir. Dilekçesinde Yargıtay içtihatları ve benzer konuda verilen mahkeme kararları uyarınca mahsup işlemi somut bir şekilde ispatlanmadığından bu işlemin bozulması gerektiğini belirtmiştir. Buna yönelik olarak yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini de ifade etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 26/6/2018 tarihinde mahkeme kararını düzelterek onamıştır. Kararda; başvurucunun dava dışı bankadan kredi kullanıp borçlandırma sözleşmesi ile 435 TL, borçlandırma senedi ile 795 TL olmak üzere toplam 230 TL (eski TL) kredi kullanıp ödeme yaptığı ancak maliyet hesabı çıkarıldığında arada oluşacak farkı da aynı koşullarda ödemeyi taahhüt ettiği, borçlanma sözleşmelerinin ileride doğacak ilave maliyeti de kapsayacak şekilde düzenlendiği ifade edilmiştir. Devlet Bakanlığınca konutun kesin maliyet hesabının her bir daire için 000 TL (eski TL) olarak belirlendiği ifade edilmiştir. Kesin maliyet hesabının resmî verilere göre hazırlanması ve o tarihte taraflar arasında herhangi bir husumet bulunmaması nedeniyle bu kesin maliyet hesabına itibar edilmesi gerektiği söylenmiştir. Başvurucunun ödediği bedelin söz konusu maliyet hesabının altında kaldığı ve bu durumda borçlandırma işleminin başlangıcında mahsuplaşmanın yapıldığının kabulü gerektiği dile getirilmiştir. Nihai karar başvurucuya 17/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz, Erol Kızılırmak ve Zeynep Kızılırmak [GK], B. No: 2016/10183, 11/7/2019, §§ 20-