12. Hukuk Dairesi 2006/16835 E. , 2006/20303 K. MAHKEMESİ : Dursunbey İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 30/05/2006 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Haczedilmezlik şikayetinde bulunan borçlu M. T.'ya kıymet takdir tutanağının 30.11.2004 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlu yedi günlük yasal …
**12. Hukuk Dairesi 2006/16835 E. , 2006/20303 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Dursunbey İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 30/05/2006 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Haczedilmezlik şikayetinde bulunan borçlu M. T.'ya kıymet takdir tutanağının 30.11.2004 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlu yedi günlük yasal süre içinde 06.12.2004 tarihinde haczedilmezlik şikayetinde bulunmuştur. Şikayetçi dilekçesinde karşı taraf olarak İ. U.'u taraf olarak göstermiş ise de bu kişinin takip alacağını Ö. T.'a temlik ettiğini beyan etmesi üzerine mahkemece borçluya temlik alacaklısını davaya dahil etmesi için mehil verildiği ve duruşma gününün belirtilen şahsa tebliğ edildiği ve dolayısı ile katılımının sağlandığı anlaşılmıştır. Borçlunun yapmış olduğu haczedilmezliğe ilişkin isteği İİK'nun 16.maddesine göre yapılmış bir şikayet olup, teknik anlamda bir dava değildir. Şikayet dilekçesi de HUMK'nun 179. maddesindeki dava dilekçesi niteliğinde sayılmaz. Şikayette bir hakkın mevcut olup olmadığı yada ihlal edilip edilmediği üzerinde durulmaz. Sadece yapılmış olan ve hatalı olduğu ileri sürülen işlemin hukuka uygun olup olmadığı araştırılır. Şikayet sonucu verilen karar sadece taraflar için değil tüm ilgililer için sonuç doğrur. Ayrıca, şikayet sonucunda verilen karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden şikayetinde haksız çıkmış olan taraf genel mahkemede diğer taraf aleyhine dava açabilir. Bu sebeple, şikayetin dava niteliği bulunmadığından şikayet dilekçesinde ilgililerin yanlış gösterilmesinin veya hiç gösterilmemesinin yapılan şikayetin husumet yokluğu sebebi ile reddini gerektirmez. Bunun yargılama aşamasında tamamlattırılması mümkündür. Bu hususun somut olayda giderildiği görülmüştür. Mahkemece yukarıda belirtilen nedenlerle oluşacak duruma göre şikayetin esası hakkında bir karar vermek gerekirken husumet sebebi ile şikayetin reddi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 31.10.200