10. Hukuk Dairesi 2015/789 E. , 2015/3374 K. "" Mahkemesi : Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davalılardan .…
**10. Hukuk Dairesi 2015/789 E. , 2015/3374 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davalılardan ... şirketinin 'nin rödovans sözleşmesiyle ...'a verdiği belirtilen maden işletmesinde taşeron ... işçisinin vagona temas sonucu vefat ettiği, hükme esas kusur raporunda; taşeron ...'ın % 90, sigortalının % 10 kusurlu bulunduğunun, ... şirketine ise ruhsat sahibi olduğundan kusur atfedilemeyeceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Tazminat dosyasında ise, ... şirketi ve ...'ın % 90, sigortalının ise % 10 kusurlu bulunduğu anlaşılmaktadır. 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. ve 39. Maddelerinde yeni düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemelerin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26 ve 87. maddeleridir. Bu yasal düzenleme çerçevesinde, tarafların sorumluluğu belirlenirken, öncelikle, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin açıklanması gerekmektedir. Bilindiği üzere madenler, Anayasanın 168. maddesi ve 3213 sayılı Maden Kanununun 4. maddesi gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, arama ve işletme hakkının gerçek ve tüzel kişilere devri ancak kanunun öngördüğü şartlarda mümkündür. Madenler üzerindeki hakların bölünmezliğini, devir ve intikalini düzenleyen anılan Yasanın 5. maddesinde, madenler üzerindeki hakların hiç birisinin hisselere bölünemeyeceği ve her bir hakkın bir bütün halinde muameleye tabi tutulacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan Yasal düzenleme çerçevesinde, ruhsat sahibi tarafından maden sahası üzerinde, ruhsatın verdiği yetkilerin tamamının yada bir bölümünün sözleşme ile 3. kişilere devri mümkün değildir. Ancak, uygulamada, ruhsat sahipleri özel hukuk alanına giren kimi sözleşmelerle ve belirli bir bedel karşılığında maden çıkarma ve satış haklarını özel kişilere bırakmaktadırlar. Rödovans olarak adlandırılan bu yöntemle ruhsat sahipleri, taşeron olarak üretim yapan üçüncü kişilere süreli sözleşmeler ile maden çıkarma ve satış haklarını kiralamaktadırlar. Günümüz literatüründe rödovans, “maden ruhsat alanlarının, hukuki hak ve sorumlulukları kendisinde kalması koşuluyla hak sahibi tarafından sözleşme ile özel veya tüzel bir kişiye, bir süre tahsis edilmesi durumunda, maden ocağının işletilmesini üstlenen özel veya tüzel kişinin, esas ruhsat sahibine, ürettiği her bir ton maden için ödemeyi taahhüt ettiği meblağ” olarak tanımlanmaktadır.