Başvuru, Türk Silahlı Kuvvetlerinden TSK) ayırma işlemine karşı açılan davada idarenin hakkaniyetten ve eşitlikten uzak bir uygulama gerçekleştirdiği, ayırma işlemi ile ilgili davanın reddedilmesi kararında Anayasa nın ölçülülük ilkesinin dikkate alınmadığı, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi AYİM) bünyesinde iki dereceli yargılanma imkânının bulunmadığı, AYİM in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı belirtilerek eşitlik ilkesinin, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin ve çalışma hakkın
Başvuru; Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ayırma işlemine karşı açılan davada idarenin hakkaniyetten ve eşitlikten uzak bir uygulama gerçekleştirdiği, ayırma işlemi ile ilgili davanın reddedilmesi kararında Anayasa'nın ölçülülük ilkesinin dikkate alınmadığı, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) bünyesinde iki dereceli yargılanma imkânının bulunmadığı, AYİM'in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı belirtilerek eşitlik ilkesinin, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin ve çalışma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 17/1/2014 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/3/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 18/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş sunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun, Maltepe Askerî Lisesinde İngilizce öğretmeni subay (yüzbaşı) statüsünde görev yapmakta iken video dersinde öğrencilere izlettirdiği ''Games of Thrones-Taht Oyunları'' adlı dizinin pornografik görüntüler içerdiği iddiasıyla 2012 yılında TSK'dan ilişiği kesilmiştir. Başvurucunun ayırma işleminin iptali talebiyle açtığı davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinin oyçokluğuyla verdiği 25/6/2013 tarihli ve E.2012/1319, K.2013/766 sayılı kararı ile ayırma işlemini iptal etmiştir. Mahkemenin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Maltepe Askeri Lisesinde İngilizce öğretmeni olarak görev yaptığı sırada, aralarında davacının da bulunduğu Yabancı Diller Bölüm Başkanlığı İngilizce Dersi Grubu (Yab. Dil. Bölüm Bşk. Öğ. Alb. A., İngilizce ders öğretmenleri Alb. Ü.K., Yb. S.R. ve davacı) tarafından 2011 tarihli toplantıda video dersinde öğrencilere izletilmek üzere “Games of Thrones” (Taht Oyunları) isimli dizinin seçildiği, alınan grup kararını müteakip Öğ. Yb. S.R. tarafından internetten dizinin orijinal halinin indirildiği, dolayısıyla öğrencilere izletilen bölümlerin ulusal kanallarda (CNBCE-e, e2, NTV) yayınlanmakta olan ve RTÜK’ün (13+) yaş kategorisine izlettirilebileceğini değerlendirdiği içerikten farklı sahneler ihtiva ettiği; Yayın Seçme ve İnceleme Kurulunun denetiminden geçirilmeksizin 16-19 yaş grubu öğrencilere video dersinde izletilen bu dizide grup, eşcinsel, ensest, anal ilişkiye ilişkin sahneler ile cinsel organın gözüktüğü müstehcen sahnelerin bulunduğu, yapılan sınavda müfredat gereği diziye ilişkin sorular da sorulduğu; bu olay nedeniyle davacı ile diğer üç öğretmen subay hakkında Güney Dz. Saha K.lığı Askeri Savcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda 2011 tarihli kararla kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, bu karara yapılan itirazın ise Hv. Eğt. K.lığı As. Mahkemesinin 2012 tarihli kararı ile reddedildiği, bilahare MSB’nin Mahkemenin itirazın reddine dair kararının kanun yararına bozulması talebinin Askeri Yargıtay’ın 2012 tarihli kararıyla kabul edildiği, sonuç olarak davacı diğer üç öğretmen subay hakkında soruşturmanın halen devam etmekte olduğu vakıadır....Davacı, olaydan sorumlu tutulan bir bölüm başkanı olan dört öğretmen subayın rütbe olarak en küçüğüdür ve hepsine karşı ast durumundadır. Diğer taraftan, video dersinde izletilmek üzere söz konusu dizi filmi davacının değil, diziyi izlemekte ve kitabını da okumakta olan Yb. S.R. ve Alb. Ü.K.’nın önerdiği görülmektedir. Esasen, İngilizce Dersi Grubu olarak alınan kararda imzası bulunan davacının (beyan ettiği gibi) diziyi izlemeden ve içeriği hakkında bilgisi olmadan karara katıldığı dosya kapsamından açıkça anlaşılmaktadır. Zira, ihbar mektubunda davacının ders sırasında “Bu filmin böyle sapık olacağını bilmiyordum, çocuğuma bu tür filmleri izlettirmem.” dediği iddiası yer almakta, keza bizzat idare tarafından da öğrenci ifadesine dayanılarak davacının ders esnasında “Bu filmin böyle sapık olacağını bilmiyordum.” dediği ileri sürülmektedir. Bu durumda davacının, video dersi için “Games of Thrones” dizisinin seçilmesinde dizinin içeriğini bilmeden Alb. Ü.K. ve Yb. S.R.’nin tavsiyesine uyarak karara katıldığı yönündeki ifadesi doğrulanmaktadır. Kuşkusuz, karar tutanağında imzası bulunan davacı imzasından sorumludur. Ancak, TSK’nin amir ve üste güveni ve saygıyı ön planda tutan geleneğinin göz ardı edilmemesi gerekir. Bu itibarla, davacının bir yüzbaşı olarak, biri bölüm başkanı iki albay ve bir kadın yarbayın onayladığı bir materyali onlara güvenip sorgulamamış olması TSK’dan ayrılmasını gerektirecek bir hata olmadığı kuşkusuzdur. Bu noktada irdelenmesi gereken diğer bir husus, davacının dizinin izletilmesi sırasındaki tutumudur. Bu aşamada da davacının, idari tahkikat heyetince alınan ve aksine bir kanıtın bulunmadığı ifadesinde belirttiği üzere, dizinin içeriğine vakıf olmasını müteakip dizinin içeriğini tasvip etmediğini grup odasında kıdemli öğretmenlere söylediği ve fakat kıdemli öğretmenlerin davacı ile aynı fikirde olmaması nedeniyle diziyi izletmeyi sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda idari tahkikat heyetine verdiği ifadede, diziyi çocuğuna izlettirmeyeceği samimi beyanında bulunan davacının, Grup Kararını görevi gereği uygulamaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu veriler karşısında, dizinin içerdiği öğeler bakımından öğrencileri olumsuz etkileyip etkilemediğinden bağımsız olarak davacının, gerek dizinin seçimi gerekse izletilmesi sürecinde tutum ve davranışının TSK’den ihracını gerektirmediği çok açıktır.Davalı idarenin, davacı ile ilgili olarak ileri sürdüğü diğer bir husus ise, söz konusu olay nedeniyle 2011 tarihli emirle davacı ve diğer üç öğretmen subayın Maltepe Askeri Lisesinden atanmalarını müteakip, okulda 2011 tarihinde diğer personelle vedalaşmak maksadıyla yapılan toplantıda, davacının, bu işten tek kârlı çıkanın Okullar Komutanı olduğu, onun da Askeri Şurada ödüllendirileceği, bu işi yapanların 30 Ağustos’ta rütbe almak için yaptıkları yönünde beyanda bulunduğu iddiasıdır. Kuşku yok ki, bu sözler bir subayın üst ve amirlerine karşı sarf etmemesi gereken sözlerdir. Ne var ki dosya kapsamına göre olayın soruşturması devam etmektedir ve halen olayın üzerinden 7 aydan fazla bir süre geçmesine rağmen davacı hakkında tanzim edilmiş bir iddianame bulunmamaktadır, dolayısıyla idarenin davacının sarf ettiğini ileri sürdüğü sözlerin davacı tarafından söylendiği henüz hukuken iddia dahi edilmemektedir.Asker şahıslar için disiplinin ve ahlaki değerlerin özel bir önemi bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, kınanmayı gerektiren veya TSK disiplinine aykırı bir davranışın niteliği ve niceliği nazara alınmadan her durumda ilgilinin TSK’den çıkarılmasını gerektirdiğini ileri sürmek mümkün değildir. Diğer bir anlatımla oranlılık, elverişlilik ve gereklilik alt ilkelerini kapsayan ölçülülük ilkesine uygun hareket edilmelidir. Bu yönüyle yapılan değerlendirmede, sicil notu ortalaması tam puana yakın olan ve safahatında benzer bir suçlamayla karşılaşmamış olan davacının yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere “Games of Thrones” dizinin seçiminde bir etkisinin bulunmadığı, içeriği bilmeden üstlerinin tavsiyesiyle amir ve üstlerinin verdiği karara katıldığı, diziyi öğrencilerine derste izletirken içeriğine vakıf olduğunda ise, dizinin içeriğini tasvip etmediğini grup odasında kıdemli öğretmenlere söylediği ve fakat kıdemli öğretmenlerin davacı ile aynı fikirde olmaması nedeniyle, görevi gereği diziyi izletmeyi sürdürdüğü, okulda yapılan veda toplantısında sarf ettiği öne sürülen sözler yönünden ise, henüz bir iddianamenin dahi söz konusu olmadığı, soruşturmanın devam ettiği, kaldı ki bu sözleri sarf ettiği sabit bulunsa dahi safahatında hiçbir disiplinsizliği bulunmayan davacının salt bu nedenle TSK’den ilişiğinin kesilemeyeceği, tüm veriler karşısında davacının disiplin durumunun kamu hizmetinde istihdamını imkânsız kılacak vahamet düzeyinde olmadığı, bu bağlamda durumunun normal sicil işleminde değerlendirilmesi vb. orantılı bir yaptırım uygulanması olanağı varken TSK’den res’en emekli edilmesi işleminde ölçülülük ilkesine riayet edilmediği değerlendirilmiştir (Esasen idare, dava konusu olaylar nedeniyle 2011 tarihli emirle davacıyı Maltepe Askeri Lisesinden, başka bir birliğe ve öğretmenlik dışı bir göreve atamış, davacının söz konusu atama işleminin iptali istemiyle açtığı davada, atama işlemi elverişli ve orantılı yani ölçülü bulunduğundan Dairemizce davanın reddine karar verilmiştir. Bilahare idare, soruşturma devam ederken işbu ayırma işlemini tesis etmiştir.)Son olarak ifade edilmesi gereken bir husus ise idarenin eşitlik ilkesine aykırı hareket ettiği olgusudur. Şöyle ki idare, olaydan sorumlu tuttuğu dört öğretmen subaydan sadece gerek dizinin seçiminde ve izletilmesinde gerekse veda toplantısındaki olaylarla ilgili en az kusur ve sorumluluğu olan davacı hakkında ayırma işlemi tesis edilmiştir. Diğer bir ifade ile idare diğer üç subay hakkında takdir yetkisini TSK’den ayrılmamaları yönünde kullanırken davacı yönünden ayrılması yönünde kullanmıştır. Bu husus da idarenin takdir yetkisini kullanırken açık hataya düştüğünü göstermektedir.Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle, davacı hakkında tesis edilen ayırma işleminde birey ve kamu yararı dengesi gözetilmediği, ölçülülük ve eşitlik ilkesine uyulmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonuc[un]a varılmıştır.” Davalı Millî Savunma Bakanlığınca yapılan karar düzeltme talebi üzerineaynı Dairenin 19/11/2013 tarihli ve E.2013/1165, K.2013/1136 sayılı kararı ve oyçokluğuyla karar düzeltme istemi kabul edilerek dava reddedilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"Yukarıda açıklanan mevzuat çerçevesinde dava konusu işlemi değerlendirdiğimizde; 1602 sayılı AYİM Kanununun 52‘nci maddesi kapsamında gönderilen belgelerden; öğrencilere İngilizce dersi sırasında porno içerikli dizinin seyrettirildiğinin ihbar edilmesi üzerine kurulan idari tahkikat heyeti tarafından davacının ifadesinin alındığı, davacının ifadesinde; okuldan onay almadıklarını, Öğretmen Yzb.R. ın dışarıdan flash disk ile getirdiğini, bu şekilde öğrencilere gösterdiklerini, içeriğini pek tasvip etmediğini, çocuğuna bu tür filmleri izlettirmeyeceğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.Yine 1602 sayılı Kanunun 52’nci maddesi kapsamında gönderilen belgelerden olan diziyle ilgili değerlendirme raporunda; dizinin 1’inci bölümünde gurup pornografisine, anal ilişkiye ilişkin görüntüler olduğu, bunların topluluk içerisinde sahnelendiği, 2'nci bölümünde; anal ilişki ve ters ilişkilerin yer aldığı, 3'üncü bölümünde; cinsellik ve saldırganlık temalarının olduğu, 5’inci bölümünde; erkek eşcinselliğine ilişkin görüntüler olduğu, 6'ncı bölümünde; kadın cinsel organının teşhir edildiği, 7'nci bölümünde; lezbiyenlik ilişkisinin teşhir edildiği belirtilmektedir. 52’nci madde kapsamında gönderilen belgeler içinde yer alan ve öğrencilere seyrettirilen dizinin kopyalandığı CD içeriğindeki görüntülerin yapılan tespitlere uygun görüntüler olduğu anlaşılmaktadır.Diziyi izleyen 12’nci sınıf öğrencilerinden bazılarının ifadelerinin alındığı, bu ifadelerde de dizide cinsel içerikli erkek erkeğe görüntülerin, ensest (kardeş kardeşe) ilişkiye ilişkin görüntülerin yer aldığının belirtildiği anlaşılmaktadır.Maltepe Askeri Lisesi Komutanlığı Yayın Seçme ve İnceleme Kurulunun olay sonrasında 2012 tarihinde Okul Komutanlığınca onaylanan kararında; filmin orijinal halinin derste öğrencilere izlettirilmesinin uygun olmadığının belirtildiği görülmektedir....Davacı yukarıda belirttiğimiz üzere, yaklaşık 10 bölümden ibaret olan diziyi sansürsüz olarak öğrencilere seyrettirmiştir. Seyrettirilen öğrenciler TSK'ya subay yetiştirmek üzere kurulmuş ve yatılı eğitim veren bir lisede bulunan kişilerdir, öğrencilerinin hepsi erkektir. Gerek dünya görüşleri, gerek yaşam tarzları, gerekse cinsellik konularına bakış açılarından karakterleri yeni yeni oluşmaktadır. Bu dönemde alacakları her türlü eğitim, onların gelecekteki yaşam tarzlarını, dolayısıyla TSK’nın yapısını ve bakış açısını etkileyecektir. Bu nedenle olayı cinsel içerikli bir dizinin yalnızca öğrencilere seyrettirilmesi noktasına indirgeyerek basit bir olay olarak nitelendirmemek gerekir. Nitekim diziyi seyrettiren diğer öğretmen bayan subayın öğrencilere, “biz burada rahip yetiştirmiyoruz, bu tür dizileri de izleyeceksiniz ki gözünüz gönlünüz açılacak, burada her türlü şeyi öğreneceksiniz” gibi bir beyanının olduğu öğrenciler tarafından belirtilmektedir. Esasında bu durum da dizinin hangi maksatla sansürsüz olarak öğrencilere seyrettirildiğini ortaya koymaktadır. Diğer yandan öğrencilerin psikolojik yapıları üzerinde tesir icra edecek Türk örf ve ananelerine yakışmayan diziyi "küçük'' statüsündeki öğrencilere izlettiren davacının, söz konusu dizinin izlettirilmemesi gerektiğini düşünmesi halinde bunu Okul Komutanlığı ile paylaşması gerekirdi. Ancak sözlü veya yazılı böyle bir başvurusunun olmadığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, içeriğini kendi çocuğunu seyrettirmeyeceğini beyan eden davacının, Askeri Lisede İngilizce dershanesinde askeri öğrencilere söz konusu diziyi seyrettirmek ve bu sırada onların yanında bulunmak suretiyle Türk Silâhlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde ahlâk dışı hareketlerde bulunduğu ve statüsü itibariyle kamu görevlisi olma nitelik ve yeterliliğini yitirdiği, bu durum karşısında davacının kamu hizmetinde istihdam edilmesinin kamu yararına açıkça aykırılık teşkil ettiği, davacı hakkında “Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir" sicil belgesi düzenlenmesi işlemi ve bu sicil belgesine istinaden 926 sayılı Kanunun 50 ve Subay Sicil Yönetmeliğinin 91'inci maddeleri kapsamında ayırma işlemi tesis edilmesinde takdir yetkisinin ölçülü ve objektif olarak kullanıldığı ve anılan işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmaktadır.Diğer yandan diziyi izleten diğer öğretmenlerle ilgili olarak ayırma işlemi icra edilmemesi (eğer ayırma işlemi yapılmadı ise) eşitlik prensibi açısından hukuka aykırı olsa da, bu durum tek başına davacı hakkındaki işlemi hukuka aykırı hale getirmeyecektir. Zira kötü emsal, emsal teşkil etmemektedir." Karar 19/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 17/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun "Çeşitli Nedenlerle Silahlı Kuvvetlerden Ayrılacak Subaylar Hakkında Yapılacak İşlem" kenar başlıklı maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan (c) bendi şöyledir: ''Disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma: Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen subayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır. Bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkında sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edileceği, nerelere gönderileceği, inceleme ve sonuçlandırma ile gerekli diğer işlemlerin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı subay sicil yönetmeliğinde gösterilir. Bu gibi subaylardan durumlarının Yüksek Askerî Şura tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi, Yüksek Askerî Şura kararı ile yapılır." 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Subay Sicil Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) işlem tarihinde yürürlükte olan "Disiplinsizlik veya Ahlaki Durum Nedeniyle Ayırma" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: ''Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlaki durumları gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları, bulunduğu rütbeye veya bir önceki rütbesine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır: a) Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması, b) Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi,c) Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olması, d) Nafaka, trafik kazası, doğal afet, personelin öngöremeyeceği şekilde ülke genelinde yaşanan olağanüstü ekonomik dalgalanmalar, ani devalüasyonlar, sağlık ve tedavi giderleri ile kefillik ve benzeri zorunluluk halleri hariç olmak üzere, Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını zedeleyecek şekilde aşırı derecede borçlanmaya düşkün olması ve bu borçlarını ödememeyi alışkanlık haline getirmesi, e) Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunması...'' Yönetmelik'in işlem tarihinde yürürlükte olan "Disiplinsizlik veya ahlaki durum nedeniyle ayırma sicil belgesi düzenlenmesi ve uygulanacak usuller" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Disiplinsizlik ve ahlâkî durum nedeniyle ayırma iki şekilde yapılır,a) Ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması: Disiplinsizlik ve ahlâkî durum nedeniyle ayırma sicil belgesinin düzenlenmesinde; süre söz konusu olmayıp, her zaman düzenlenebilir. Temel nitelikler hariç olmak üzere diğer niteliklere işaret konulmaz. Sicil üstleri, sicil belgelerinin temel nitelikler ve son bölümündeki kendilerine ait olan kanaat hanelerine bu Yönetmeliğin 91 inci maddesindeki disiplinsizlik ve ahlâkî durumlardan hangisine göre kesin kanaate vardıklarını belirttikten sonra "Silâhlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir" kanaatini yazarak imzalar ve gerekli belgeleri ekleyerek, bekletmeden sıralı sicil üstlerinin tümünün kanaatlerinin yazılmasını sağladıktan sonra Kuvvet Komutanlıkları Personel Başkanlıklarına, jandarma subaylarının sicillerini Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlığına, general ve amiral sicillerini Genelkurmay Personel Başkanlığına gönderirler. Disiplinsizlik ve ahlâkî durum nedeniyle hakkında ayırma sicil belgesi düzenlenen bir subay hakkında bu görüşe katılmayan sicil üstü, niteliklere işaret koymaksızın sicil belgesinin kendisine ait olan kanaat hanesine, gerekçeli olarak "Silâhlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir Kanaatine Katılmıyorum" kanaatini yazar ve imza eder. Kuvvet Komutanlıkları veya Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlığına gelen bu siciller, ilgili şubelerce karargâhta bulunan dosya ve diğer belgelerle karşılaştırılarak incelenir ve bunlar Kuvvet Komutanlığı veya Jandarma Genel Komutanlığı karargâhında; Kurmay Başkanının başkanlığında personel, istihbarat, harekât başkanları, personel ve tayin dairesi başkanları ve gerekli gördükleri şube müdürleri ile kıdem, personel yönetim şube müdürleri, adlî müşavir veya hukuk işleri müdürlerinden oluşan komisyona sevk edilir. Bu komisyon tarafından, düzenlenen sicilin Kanun ve Yönetmeliklere uygunluğu, ekli belgelerin yeterliliği ve geçerliliği yönünden incelendikten sonra bir değerlendirme yapılır. Gerekirse sicil üstlerinin şifahî veya yazılı görüşleri alınır; bilgi, belge isteğinde bulunulabilir. Komisyon, yapmış olduğu inceleme ve değerlendirme sonucunda almış olduğu kararı, bir tutanak ile Kuvvet Komutanı veya Jandarma Genel Komutanının onayına sunar ve alınacak onaya göre işlem yapılır. Kuvvet Komutanı veya Jandarma Genel Komutanı tarafından emekliliği uygun görülmeyenlerin sicilleri, mazbata edilerek şahsî dosyalarına konur ve bunların görev yerleri değiştirilir. Emekliliği, Kuvvet Komutanı veya Jandarma Genel Komutanı tarafından onaylanan personelin dosyaları, Genelkurmay Başkanlığına gönderilir. Genelkurmay Başkanlığına gelen bu emeklilik istemleri, personel başkanlığınca adlî müşavirlikle koordine edilerek, Yüksek Askeri Şûra kararına sunulup sunulmaması yönünden incelenir ve Genelkurmay Başkanının tasvibine sunulur. Genelkurmay Başkanı tarafından durumları Yüksek Askerî Şûrada görüşülmesi gerekli görülenlerin hakkındaki istemler, ilk Yüksek Askerî Şûra toplantısında gündeme alınarak, hakkında kesin karara varılır ve işlemleri tamamlanır. Genelkurmay Başkanının, durumlarını Yüksek Askerî Şûrada görüşülmesine gerek görmediği subayların dosyaları, Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığına iade edilir. Bu gibi subaylar hakkında, Kuvvet Komutanı veya Jandarma Genel Komutanının daha önce verdiği karara göre işlem yapılır. Yüksek Askerî Şûra tarafından durumları incelenen subaylardan, göreve devam etmesi kararı verilenler hakkında yapılan işlemler ve sıralı sicil üstlerince düzenlenen sicil belgeleri, mazbata edilerek personelin şahsî dosyasına konur ve bu gibilerin görev yerleri değiştirilir." 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun "Disiplin" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Disiplin: Kanunlara, nizamlara ve amirlere mutlak bir itaat ve astının ve üstünün hukukuna riayet demektir.Askerliğin temeli disiplindir.Disiplinin muhafazası ve idamesi için hususi kanunlarla cezai ve hususi kanun ve nizamlarla idari tedbirler alınır. 211 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Silahlı Kuvvetlerde askeri eğitim ile beraber ahlak ve maneviyatın yükseltilmesine ve milli duyguların kuvvetlendirilmesine bilhassa itina olunur.Cumhuriyete sadakat, vatanını sevmek, iyi ahlaklı olmak, üste itaat, hizmetin yapılmasında sebat ve gayret, cesaret ve atılganlık, icabında hayatını hiçe saymak, bütün silah arkadaşları ile iyi geçinmek, birbirlerine yardım, intizam severlik, yapılması men edilen şeylerden kaçınmak, sıhhatini korumak, sır saklamak her askerin esas vazifesidir." 6/9/1961 tarihli ve 10899 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği'nin maddesinin ilgili kısmı şöyledir: ''Asker, kendisinden beklenen vazifeleri hakkıyla yapabilmek için yüksek ahlâk ve kuvvetli maneviyata sahip olmalıdır. Her askerde bulunması lâzımgelenahlakî ve mânevi vasıflar şunlardır:... (h) İyi ahlâk sahibi olmak: Askerin ahlâkı ve yaşayışı kusursuz ve lekesiz olmalıdır. Asker, esrarkeşlikten, sarhoşluktan, yalancılıktan borçtan ve kumardan, dolandırıcılıktan, ahlâksız kimselerle düşüp kalkmaktan, hırsızlıktan, yağmadan, yakıp yıkmaktan ve sair bütün fenalıklardan sakınmalıdır. Bunlar vazifenin yapılmasına mâni olurlar, yaşayışı, sıhhati, azim ve cesareti bozar; namusu, lekeler, manevi şahsiyeti öldürür ve her biri ayrı ayrı cezaları üstüne çeker...''