7. Ceza Dairesi 2008/19472 E. , 2010/13059 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Muhalefet HÜKÜM : Sanığın hükümlülüğüne, müsadereye ve ertelemeye Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Zamanaşımını kesen son işlem mahkumiyet hükmünün verildiği 10.12.2002 gününden itibaren karar tarihinde 765 say…
**7. Ceza Dairesi 2008/19472 E. , 2010/13059 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Muhalefet HÜKÜM : Sanığın hükümlülüğüne, müsadereye ve ertelemeye Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Zamanaşımını kesen son işlem mahkumiyet hükmünün verildiği 10.12.2002 gününden itibaren karar tarihinde 765 sayılı TCK.nun 102/4.maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin tahakkuk ettiği gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm tesisi; Yasaya aykırı sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, ancak zamanaşımını kesen son işlem olan mahkumiyet hükmünün verildiği 10.12.2002 gününden itibaren karar gününde 5237 sayılı TCK.nun 7.maddesine göre sanık lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4.maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin tahakkuk ettiği anlaşıldığından, sanık hakkındaki kamu davasının anılan madde gereğince zamanaşımı sebebiyle ORTADAN KALDIRILMASINA, atılı eylem 01.01.2009 tarihinde 5252 sayılı kanunun geçici 1.maddesi ile TCK.nun 5 ve 2.maddeleri uyarınca suç olmaktan çıkarılmış ve bu nedenle el konulan eşya da suç konusu olmaktan çıktığından inceleme tarihinde dava konusu eşyanın bulundurulmasının da bizatihi suç olduğuna dair yasal bir düzenleme bulunmadığından sanığa İADESİNE, 23.09.2010 günü oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Ceza Hukukunun amacının; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamunun sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemek olduğu, hiçbir ceza yasasının, bu hedefe aykırı olarak düzenlendiğinin kabul edilemeyeceği ve yorumlanamayacağı açıktır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için kullanılan araçlar, ceza ve güvenlik tedbirleri olup, 5237 sayılı TCK. Müsadereyi güvenlik tedbirleri bölümünde düzenlemiştir. Güvenlik tedbirinin, meydana gelen hukuka aykırılık nedeniyle kişinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, kişi hakkında ya da hukuka aykırılığın konusu veya bunun için hazırlanmış eşya hakkında uygulanabileceği, Güvenlik tedbiri ile fiil veya failden meydana gelebilecek muhtemel tehlikeleri önlemek, kişiyi yeniden topluma kazandırmak ve özellikle yeni bir suç işlenmesine karşı toplumu korumanın amaçlandığı, geleceğin hedeflendiği, Bir Güvenlik tedbiri olan müsadere ile eşyanın kişinin elinde bulunmasının yaratacağı tehlikeliliği bertaraf etmek, onda yaratacağı suç işleme potansiyelini yok etmek, yeni hukuka aykırılıkların önüne geçmek olduğu kabul edilmiştir. Ceza Hukuku araçlarından olan cezanın uygulanabilmesi için mutlak surette kanun ile tanımlanan bir suçun işlenmesi gerektiği halde, güvenlik tedbiri için bir hukuka aykırılığın yeterli olduğu,