7. Hukuk Dairesi 2012/4651 E. , 2012/7667 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti ile bu hususun tapunun beyanlar hanesine işlenmesi istemine ilişkindir. İncelenen dava dosyası kapsamı duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre tapu kayd…
**7. Hukuk Dairesi 2012/4651 E. , 2012/7667 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti ile bu hususun tapunun beyanlar hanesine işlenmesi istemine ilişkindir. İncelenen dava dosyası kapsamı duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre tapu kaydı malikleri tarafından açılan (taraflar arasında) derdest ve görülmekte olan ortaklığın giderilmesine ilişkin bir davanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öğretide ve yerleşik uygulamada benimsenen görüşe göre eda davasının açılmasının mümkün bulunduğu hallerde alacak davalarında kısmen tespit istemi hariç olmak üzere tespit davası açılmasına olanak bulunmamaktadır. Kural olarak hukuki yarar dava koşuludur. Az yukarıda saptanan hukuksal olgular dikkkate alındığında somut olayda dava koşulu gerçekleşmemiştir. Öte yandan, 4271 sayılı Türk Medeni Kanunun 1006. maddesi hükmünde hangi hakların tapu kütüğüne tescil, 1009, 1010 ve 1011 maddeleri hükmünde hangi hakların şerh edilebileceği, 1012 maddesinde de taşınmazın eklentilerinin malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılacağı, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususların tüzükle belirleneceği açıklanmış, özel kanun hükümleri saklı tutulmuştur. Benzer hükümler yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nde de mevcuttur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrası hükmünde ise tapuda kayıtlı taşınmaz malın zilyet lehine tespitinde mevcut ve her türlü takyid ile sınırlı ayni hakların saklı tutulacağı, eski tapu ayıtlarındaki bu tür hak ve mükellefiyetlerin kadastro tutanağında belirtilerek yeni kütüklere aynen geçirileceği, ikinci fıkrasında da taşınmaz üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği belirtilmiştir. Bu madde gereğince taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın kadastro tutanağı ve taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilebilmesi için muhtesatın kadastro tespit gününden önce meydana getirilmiş olması gerekir. Anılan bu ayrık hükmü dışında kanunlarımızda ve Tapu Sicil Tüzüğü'nde taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların tapu kütüğüne tescil veya şerh edilebileceğine veya kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebileceğine ilişkin başkaca bir hüküm de bulunmamaktadır. Davaya konu muhdesatların kadastro tespitinden sonra yapıldığı anlaşıldığından somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesi hükmündeki ayrık hükmün uygulanma koşullarının oluşmaması nedeniyle de tapu kütüğünün beyanlar hanesinde şerhe karar verilemeyeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; yukarıda belirtilen hukuksal olgular ve mahkemece gösterilen gerekçelere göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar ... ve arkadaşlarının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadğına, 07.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.