TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/12/2025 NUMARASI : 2017/683 Esas, 2025/808 Karar KARAR TARİHİ : 16/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/108 KARAR NO : 2026/366 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/12/2025 NUMARASI : 2017/683 Esas, 2025/808 Karar KARAR TARİHİ : 16/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili; Müvekkili ile davalı ... Irak/Süleymaniye'de faaliyet gösteren ... arasında 08/06/2015 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin İş Süresi başlıklı 13.madddesine göre davalı tarafın 15.04.2016 tarihine kadar yüklenici olarak sözleşme konusu işi teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının işi aksatması ve gereği gibi yerine getirmemesi nedeni işveren ... tarafından Irak Yargıtay Kurulu İstinaf Mahkemesi Başkanlığı 2. Süleymaniye Medeni Mahkemesi'nin 67/Acil/2016 dosya nolu 18.10.2016 tarihli kararı ve 16.10.2016 tarihli Uzman Bilirkişi Raporu ile sözleşmeye istinaden toplam 2.078.835,10 $'lık iş yapılacağı konusunda tarafların anlaştıklarını, ancak 1.130.876,50 $' lık işlerin tamamlanabildiğini, tamamlanan işler çıkıldığında 947,958,60 $'lık işe tekabül eden %46 oranındaki işin halen bitirilmemiş olduğunun tespit edildiğini, davalı taraf ile sözleşmedeki işlerin bitirilmesi için defalarda görüşülmüş olmasına rağmen işlerin tamamının halen daha bitirilmediğini, Bakırköy 40. Noterliği'nin ... Yevmiye No'lu ve 10.05.2017 tarihli ihtarnamesi ile müvekkili firmanın aylık yaklaşık 150.000 $ zararı oluştuğunun davalı tarafa ihtar edildiğini ancak davalının Beyoğlu 57.Noterliği'nin ... Yevmiye No'lu 15.06.2017 tarihli ihtarnamesi ile ana sözleşme ve ek sözleşmelere istinaden yapılması kararlaştırılan işlerin tamamının yapıldığını eksiklik veyahut gecikme söz konusu olmadığını belirttiğini, davalı tarafın iddiasının yersiz ve gerçek dışı olduğunu belirterek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL munzam zararın yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; Davacı taraf ile 08/06/2015 tarihinde ...'de bulunan ...'e ait .... projesinin dış cephe giydirme işlerinin yapımı konusunda karşılıklı olarak sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşmenin revize edilip müvekkilinin üstlenmiş olduğu işlerin tamamını layıkıyla yerine getirdiğini ve işveren davalı tarafa 15/04/2016 tarihinde teslim edildiğini, ayrıca iş bu sözleşmeye ile yapılması kararlaştırılan işlerin bir çok defa yeniden revize edilmiş olup işlerin bir çok kısmının iptal edilerek bu suretle de yeni birim fiyat teklifi sunulduğunu ve karşılıklı olarak onaylandığını, bu sebeple ana sözleşmedeki işlerin bir çok kısmın iptal edildiğini, müvekkili firmanın üzerine düşen edimi yerine getirdiğini ve bunun karşılığında tüm hakedişleri davacı tarafa sunarak teslim tutanakları ile birlikte hakedişlerin karşılığı olan ödemelerin kendilerine yapıldığını, dava dilekçesinde işin tamamının bedeli olarak 2.078.835,10 $ gösterilmiş olmasına rağmen yapılan ödemenin miktarının belirtilmediğini, yani herşeyden önce Borçlar Hukukunun gereği olarak her iki tarafa karşılıklı edimler yükleyen sözleşmede karşı taraftan sözleşmenin edimini yerine getirmesini talep edebilmek için öncelikle üzerine düşen edimi yerine getirmiş olmak gerektiğini, davacı firmanın borca batık olup defaten çeklerin iadesini talep ettiğini, süre uzatımları istediğini, mevcut çekleri ileri tarihli çekler ile değiştirildiğini, müvekkili firmanın iyiniyetli olarak bu talepleri kabul ettiğini ve yine de işini layıkıyla yaparak teslim ettiğini, davacı tarafın işin hangi oranda yapılıp yapılmadığı ve eksik oranını tespit ederken sözleşmede belirtilen fiyatlandırma üzerinden hesaplama yoluna gittiğini ancak yapılması gereken asıl hesaplamanın ana sözleşmeye ek olarak şirketin maddi durumundan dolayı tadil edilmiş ek sözleşme ve birim fiyatların da dikkate alınarak hesaplama yapılması şeklinde olması gerektiğini, ana sözleşme bedeli ve müvekkiline yapılan ödemeler dikkate alınarak yapılan hesaplama yöntemi ile eksik kalan işlerin hesaplanmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın iddia ettiği üzere işin %46 gibi büyük bir oranı yapılmadığı düşünüldüğü takdirde; tüm hakedişlerin onaylanması, tüm ödemelerin taraflarına yapılmış olması ve karşılığında teslim tutanaklarının düzenlenmiş oldukları düşünüldüğü takdirde bu asılsız ve mensetsiz iddianın birde hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davacı tarafın kendisine haksız kazanç elde etmek amacıyla sözleşmede metre kare üzerinden hesaplama yapılacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen kilogram üzerinden hesaplama yaptığını ve sözleşmede belirtilen birim fiyatlarına riayet edilmeden hesaplamalar yapılarak müvekkili firmaya yükletilmeye çalışıldığını, bunun ile ilgili ihtarnameler çekilmiş olup aynı suretle bunun haksız ve sözleşmeye aykırı olduğuna ilişkin cevabi ihtarname göndermiş bulunduklarını, tüm bu suretle davacı tarafın kötüniyetli olarak kazanç elde etmeye çalıştığını, bir çok defa haksız olarak çeşitli yollara başvurduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; Davalı vekilince 18/05/2018 tarihli dilekçe ekinde sunulan ibralaşma protokolündeki imza davacı tarafça inkar edildiğinden, imza incelemesi yapılmasına yönelik gerekli ara kararlar oluşturulduğu ve HMK 211/1-a. maddesi hükmüne uygun olarak araştırmaya başlandığı, bu kapsamda tümüyle davacıdan kaynaklanan sebeplerle 8 yıl geçtiği halde, 6100 s. m. HMK 211/1-a isticvap, imza örnekleri alınması vs.. işlemlerin yerine getirilemediği, ilerleme dahi sağlanamadığı, bu çerçevede, dava dosyası kapsamı, gelinen durum, 12/02/2025 tarihli 16. celse (2) numaralı ara karar içeriği ve ihtarlar karşısında 18/06/2025 tarihinde dosyanın işlemden kaldırıldığı ve işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık süre içinde taraflarca yenilenmediği gerekçesiyle, HMK 150. maddesi hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında; 1-)Davanın HMK m.150 uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut olayda taraflarınca davanın takipsiz bırakması durumunun söz konusu olmadığını, 2-)Davalı tarafça dosyaya sunulan 20.12.2017 tarihli ibra protokolündeki imzanın müvekkili tarafından açıkça inkâr edildiğini, buna rağmen mahkemece imza incelemesi yaptırılmadığını ve HMK m.211 kapsamında gerekli istictap işlemleri tamamlanmadan, ibra protokolünün geçerliliği hususunda değerlendirme yapılmaksızın dosyanın işlemden kaldırıldığını, ayrıca müvekkili şirket yetkilisinin Irak vatandaşı olması nedeniyle uluslararası istinabe yoluyla dinlenmesi gerektiğini, ancak istinabe işlemlerinin doğası gereği uzun ve karmaşık bir süreç olması nedeniyle henüz tamamlanamadığını, bu durumun müvekkili şirketin kusurundan kaynaklanmadığını, 3-)Mahkemece, uluslararası istinabe işlemlerinin tamamlanabilmesi için makul bir süre verilmeden dosyanın işlemden kaldırıldığını, bu durumun adil yargılanma ve hak arama özgürlüğünü zedelediğini, 4-)Mahkemenin davanın esasına ilişkin iddiaları incelemeden ve delilleri değerlendirmeden yalnızca usuli gerekçelerle davanın açılmamış sayılmasına karar verdiğini, oysa dava dilekçesinde davalı şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği ve işin önemli bir kısmını tamamlamadığı, bu nedenle müvekkil şirketin zarara uğradığı yönündeki iddiaların hiç tartışılmadığını, 5-)HMK m.150 hükmünün somut olayda uygulanma şartlarının oluşmadığını, müvekkili şirketin davayı takipsiz bırakmadığını, aksine yargılama süreci boyunca davayı takip ederek mahkemenin taleplerine cevap verdiğini, dosyanın işlemden kaldırılması ve üç aylık süre içinde yenilenmemesi durumunun ise tamamen uluslararası istinabe işlemlerinin uzamasından kaynaklandığını belirterek, ilk derece mahkemesince verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın kaldırılmasına ve yargılamaya devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Dava, taraflar arasındaki 08/06/2015 tarihli eser sözleşmesinden doğan maddi zarar ile munzam zararın tahsili istemine ilişkin olup, Mahkemece, HMK 150. maddesi hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Mahkemece 18/06/2025 tarihli duruşmada davacı vekilinin mesleki mazeret talebinin reddedildiği ve davalı vekilinin de davayı takip etmek istemediğini belirtmesi üzerine dosyanın işlemden kaldırıldığı, işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık süre içinde dosyanın taraflarca yenilenmediği, istinaf dilekçesinde mesleki mazeretin reddedilmiş olmasına karşı ayrıca ve açıkça bir itirazda bulunulmadığı, buna göre taraflarca takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılmış ve üç aylık süre içerisinde de yenilenmemesi üzerine HMK 150. maddesi hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf dilekçesinde değinilen ibralaşma protokolüne ilişkin itirazlar davanın esasına ilişkin olduğundan, usule uygun olan mevcut işlemden kaldırma ve açılmamış sayılma kararları karşısında buna dair itirazların bu aşamada incelenemeyeceği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/12/2025 tarih ve 2017/683 Esas, 2025/808 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 16/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.