11. Ceza Dairesi 2012/11657 E. , 2013/15125 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 213 sayılı Yasaya aykırılık HÜKÜM : 213 sayılı Yasanın 359/a-2, TCK.nun 62, 51 (1), (3); maddeleri gereğince 15 ay hapis ve erteleme, 3 yıl denetimli serbestlik Karar başlığında yanlış gösterilen suç tarihinin defter ve belgelerin incelenmek için istenildiğine dair yazının tebliğinden itibaren 15. günden sonraki gün olan 01.08.2008 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan y…
**11. Ceza Dairesi 2012/11657 E. , 2013/15125 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 213 sayılı Yasaya aykırılık HÜKÜM : 213 sayılı Yasanın 359/a-2, TCK.nun 62, 51 (1), (3); maddeleri gereğince 15 ay hapis ve erteleme, 3 yıl denetimli serbestlik Karar başlığında yanlış gösterilen suç tarihinin defter ve belgelerin incelenmek için istenildiğine dair yazının tebliğinden itibaren 15. günden sonraki gün olan 01.08.2008 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1) Suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/a-2. maddesinde defter ve belge ibraz etmemek eylemin düzenlendiği 08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 276. maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/a-2. maddesinde, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü gözetilmeden temel cezanın 5904 sayılı Yasa ile değişik 359/a-2. maddesi uyarınca 18 ay hapis olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini, 2) Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346-25 ve 03.02.2009 gün ve 250-13 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için diğer şartların yanında, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi de gerekmektedir. Burada, uğranılan zararlardan kast edilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından da tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır. Ancak, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Zararın belirlenmesinde hakim, ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de göz önünde bulundurmak koşuluyla, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hakimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmamalıdır. Zira 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır. Öte yandan yine ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 22.05.2001 gün ve 99/104 sayılı kararında açıklandığı üzere; defter ve belgelerin gizlenmesi halinde, sağlıklı bir vergi incelemesi yapılamayacağı açıktır. Vergi denetimi olanağını kaldıran bu halde artık somut bir vergi ziyaının tespiti olanağı da ortadan kalkmaktadır. O halde, mükellefin sorumluluğunu kaldıracak olan ve 213 sayılı Yasanın 13. maddesinde düzenlenen durumlarda veya kastı ortadan kaldıran diğer hallerin kanıtlanması dışında, vergi ziyaının varlığının kabulü de zorunludur. Bir başka anlatımla yukarıda değinilen haller dışında mefruz (soyut) vergi ziyaı bulunduğu kabul edilmeli, müspet (somut) vergi ziyaının varlığı aranmamalıdır. Kaldı ki, 29.07.1998 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4369 sayılı Yasa ile 213 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ile vergi kaçakçılığı suçlarında “vergi ziyaının varlığı” suçun unsuru olmaktan çıkarılmış, defter ve belgeleri gizleme halinde, suçun oluştuğu hükme bağlanmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; 2005 takvim yılına ilişkin defter ve belgelerin vergi incelemesine esas olmak üzere vaki istem üzerine merciine teslim etmeyen sanık hakkında düzenlenen vergi suçu raporunda somut bir zarara yer verilmediği, tarh edilen vergi ve cezaların bulunması halinde ise, bu eylemden doğan zarar niteliğinde bulunamayacağı anlaşılmaktadır. Şu halde sanığın vaki eylemi nedeniyle CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına engel oluşturabilecek somut bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanamadığı gözetilmeden, sanığın kamu zararını karşılamadığı şeklindeki yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde CMK’nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 23.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.