11. Hukuk Dairesi 2010/11966 E. , 2012/16630 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/04/2010 tarih ve 2008/297-2010/175 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/10/2012 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileri…
**11. Hukuk Dairesi 2010/11966 E. , 2012/16630 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/04/2010 tarih ve 2008/297-2010/175 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/10/2012 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Daire Başkanlığı ile yaptığı kira sözleşmesi sonucu kiraladığı tamamı Hazine adına kayıtlı bulunan ve davalı tarafından aile çay bahçesi olarak işletilen yerin 20.02.2004 tarihinde müvekkiline haricen devredildiğini, davalıya devir bedeli 60.000,00 TL ödendiğini, ancak defterdarlıktan gelen ödeme emri gereği müvekkilinin 03.03.2006 tarihinde 9.676,11 TL haksız işgal nedeniyle ecrimisil ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin devraldığı yerin aslında özel şahsa ait olduğunu ise aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davası ile öğrendiğini, müvekkilinin hataya düşürülmesi sonucu devir sözleşmesinin yapıldığını ileri sürerek, haksız olarak iktisap edilen 60.000,00 TL devir bedeli ile haksız yere ödenmek zorunda kalınan 9.676,11 TL’nin faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, çay bahçesinin bulunduğu yerin Hazineye değil de şahsa ait olduğunu öğrenen davacının sebepsiz olarak ödediği parayı Hazineden istemesi gerektiğini, davacının işyerini 4 yıl işlettikten sonra devir bedelini geri istemesinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 32 m² alanın dışındaki yerin Hazineye ait olmadığını 03.03.2006 tarihinde öğrendiği, 818 sayılı BK’nun 31. maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde davasını açması gerekirken bu süre geçtikten sonra 25.04.2008 tarihinde işbu davayı açtığı, bu durumda davacının haksız olarak iktisap edilen devir bedelinin tahsiline ilişkin talebinin hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiği, haksız yere ödenmek zorunda kalınan 9.676,11 TL’nin istirdadına ilişkin talebin ise sözkonusu bedelin Milli Emlak Müdürlüğüne ödenmesi nedeniyle davalıdan istenemeyeceği sonucuna varılarak, devir bedelinin istirdadına ilişkin davanın hak düşürücü süre yönünden, sebepsiz yere ödendiği belirtilen bedelin tahsiline ilişkin davanın ise kabule şayan bulunmadığından reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.