8. Ceza Dairesi 2008/10775 E. , 2010/9596 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 6136 sayılı Yasaya aykırılık ve kavgada silah boşaltma HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere Gereği görüşülüp düşünüldü: Sanığın üzerine atılı suçlar için yasa maddesinde öngörülen cezaların üst sınırına ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4. ve 104/2. madde ve fıkralarına göre, davalar 7 yıl 6 aylık zamanaşımına tabi olup suç ve inceleme tarihleri arasında bu sürenin dolduğu anlaşılmakla, hükmün CMU…
**8. Ceza Dairesi 2008/10775 E. , 2010/9596 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 6136 sayılı Yasaya aykırılık ve kavgada silah boşaltma HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere Gereği görüşülüp düşünüldü: Sanığın üzerine atılı suçlar için yasa maddesinde öngörülen cezaların üst sınırına ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4. ve 104/2. madde ve fıkralarına göre, davalar 7 yıl 6 aylık zamanaşımına tabi olup suç ve inceleme tarihleri arasında bu sürenin dolduğu anlaşılmakla, hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), ancak bu hususta karar verilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK.nun 322. ve 765 sayılı TCK.nun 102/4., 104/2. madde ve bentleri gereğince sanık hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle CMK.nun 223. maddesi de gözetilerek (DÜŞÜRÜLMESİNE), 30.6.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE: CMUK.nin 322. maddesinde dokuz bent halinde gösterilen durumlarda Yargıtay Ceza Daireleri düzeltme kararı verebilir. Bu yöntem istisnaidir. Bu yöntemin uygulanması, işin esası hakkında bizzat Yargıtay’ın hüküm vermesi demektir. Yargıtay’ın bir hukuka aykırılık hali saptaması durumunda asıl olan, hükmün bozulup dosyanın tekrar ilk derece mahkemesine doğru hükmün verilmesi için gönderilmesidir. Kural olarak Yargıtay ilk derece mahkemesinin yerine geçerek karar veremez. Ancak, CMUK.nin 322. maddesinin 1. fıkrasında “Hükme esas olarak tespit edilen vakıalara tatbikinde kanuna muhalefet edilmesinden dolayı o hüküm bozulmuş ise Yargıtay aşağıda yazılı olan hallerde kendisi davanın esasına hükmeder” hükmüne yer verilmiş ve devamında 9 bent halinde sayılmıştır. Bu hükme göre; temyiz incelemesi sırasında saptanan bozmaya neden olan hususlar yeniden yargılama yapmayı gerektirmediği takdirde, Yargıtay Ceza Dairesi yerel mahkemenin yerine geçmek suretiyle bir karar verir. Bu hallerden birinin varlığı halinde, Yargıtay’ca öncelikle saptanan kanuna aykırılık hali nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilecek, daha sonra davanın esası hakkında hüküm kurulacaktır. Somut olayda ise; Dairemiz saptanan kanuna aykırılık nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiş ve CMUK.nin 322/1. maddesinde “Vakıanın daha ziyade aydınlanması gerekmeden davanın düşmesine … hükmolunması icabederse” hükmüne dayanarak kamu davasının CMK.nin 223/8. maddesi uyarınca “DÜŞMESİNE” karar vermiştir". Bu yolla verilen kararlar kesin niteliktedir. Dava kesin hükümle bitirildiğine göre ruhsatı bulunmayan yasak nitelikteki tabanca ve ekleri hakkında da müsadere kararı verilmesi gerekir. Aksi takdirde bu kesin nitelikteki hüküm üzerine yerel mahkemesince yeniden talep üzerine veya doğrudan müsadere davası açılacak ve bu karara karşı yapılacak itiraz üzerine yargılamayı uzatan bir süreç yaşanacaktır. Oysa bu hükmün konuluş amacı, yargılamanın gereksiz yere uzamasına engel olunması ve işin temyiz denetimi aşamasında sonlandırılmasıdır. Nitekim YCGK.nun 11.2.1972 gün ve 1972/7-48 esas ve 1972/445 sayılı kararı da bu yoldadır. Çünkü, davanın düşmesi kararı, asıl ceza davası ile birlikte tali davaları ve bu arada temyiz davasını da düşürmektedir. Daha önce verilmiş bütün kararlar kendiliğinden hükümsüz olur. Bu karar uyuşmazlığı doğrudan doğruya çözdüğüne göre, yasak silah hakkında da müsadere kararı verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun yasak silah hakkında müsadere kararı verilmemesi yolundaki kararına katılmıyorum.