8. Ceza Dairesi 2023/510 E. , 2024/1935 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/391 E. - 2022/451 K. Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanu
**8. Ceza Dairesi 2023/510 E. , 2024/1935 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/391 E. - 2022/451 K. Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bozova Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/16 soruşturma numaralı iddianamesiyle sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (f) bendi uyarınca beden veya ruh sağlığı bakımından kendini savunmayacak durumda bulunan kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan 07.01.2013 tarihinde kamu davası açılmıştır. 2. Bozova Asliye Ceza Mahkemesinin12.12.2013 tarihli ve 2013/2 Esas, 2013/298 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin aile hukukundan kaynaklı yükümlülüklerin ihlali kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve mağdurun şikayetçi olmadığı gerekçelerine istinaden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine hükmolunmuştur. 3. Cumhuriyet savcısının yapmış olduğu temyiz başvurusunun incelenmesi neticesinde Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 04.04.2018 tarihli ve 2016/5949 Esas, 2018/2546 Karar sayılı ilamıyla; mağdurun sanığa ait ahırda sol elinden zincirlenmiş şekilde bulunması, sanığın eylemi ikrarı ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi yerine suç vasfı tayininde yanılgıya düşülüp düşme kararı verilmesi hatalı bulunarak mezkûr karar bozulmuştur. 4. Bozma kararı üzerine; Bozova Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli ve 2018/177 Esas, 2019/72 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyulmuş ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ve 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrası (f) bendi uyarınca takdiren ve teşdiden 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmolunmuştur. 5. Sanığın yapmış olduğu temyiz başvurusunun incelenmesi neticesinde Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 26.05.2021 tarihli ve 2019/28256 Esas, 2021/14968 Karar sayılı ilamıyla; sanığın eyleminin cebir, tehdit veya hile kullanmak suretiyle hürriyeti tahdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı bulunarak ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla mezkûr karar bozulmuştur. 6. Bozma kararı üzerine; Bozova Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2022 tarihli ve 2021/391 Esas, 2022/451 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyulmuş ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ve 109 uncu maddesini ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi uyarınca takdiren 3 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmiş fakat önceki hükümden kazanılmış hak gözetilerek neticeten 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmolunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; hazırlıkta ve davada suçlamaları kabul etmemesine ve suçun kendisi tarafından işlendiğine dair delillerin sabit olmamasına rağmen mahkumiyet kararı verilmesinin mağduriyet yarattığına, daha önce karar bozulmasına rağmen mahkemenin aynı kararı vermesinin hatalı olduğuna ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Olay tarihi itibariyle akli dengesi yerinde olmayan mağdurun, kardeşi olan sanıkla ve babasıyla birlikte yaşadığı, sanığın işe gittiği vakitlerde mağduru birlikte yaşadıkları evin alt katında bulunan ahıra zincirle kilitlediği ve işten döndüğü vakitlerde mağduru serbest bıraktığı anlaşılmıştır. 2. Genel adli muayene raporuna göre mağdurun el ve kol bölgelerinde basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ekimozlar görülmüş, hayati tehlikesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. 3. 21.12.2012 tarihli arama tutanağına göre olayın köylü tarafından ihbarı üzerine olay yerine gidildiğinde evin alt katında bulunan ahırda mağdurun sol elinden zincirlendiği ve zincirin duvardaki halkaya sabitlendiği, mağdurun yanında yastık, battaniye, ibrik ve yemek tabağı bulunduğu, üst kata çıkıldığında mağdura ait eşyalar ve yatağın bulunduğu tespit edilmiştir. 4. Bozova Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.10.2013 tarihli ve 2013/63 Esas, 2013/180 Karar sayılı kararı ile kısıtlılığı istenen mağdurun hafif derecede mental retardasyon rahatsızlığı olduğu hekim raporuyla tespit edilmiş ve mağdurun abisi ... vasi olarak tayin edilmiştir. 5. Sanık farklı aşamalardaki ifadelerinde özetle; mağdurun akli dengesi yerinde olmadığı için kendine ve çevresindekilere zarar verdiğini, hastaneye götürmelerine rağmen sonuç alamadıklarını, evde hamile eşi ve çocukları olduğu için endişe ettiğini, işe gittiği vakitler mağduru bağlayıp işten geldiğinde çözerek babasıyla beraber yaşadığı odaya aldığını, başka çaresi olmadığı için mecburen böyle bir şey yaptığını beyan etmiştir. Sanık; kovuşturma aşamasındaki ifadesinde mağduru olay günü 10 dakikalığına ahıra bağladığını ve bunun bir süreklilik arz etmediğini beyan etmesi üzerine ifadelerdeki çelişki kendisine sorulmuş, soruşturma aşamasındaki ifadenin zapta yanlış geçtiğini ve şimdiki ifadesinin doğru olduğunu beyan etmiştir. 6. Tanık C.D. ifadesinde özetle; mağdurun kardeşi olduğunu, sanıkla mağdurun birlikte yaşadıklarını, mağdurun akli dengesinin yerinde olmadığını, sanığın mağduru bağladığını hiç görmediğini beyan etmiştir. 7. Vasi ... ifadesinde özetle; mağdurun zihinsel engelli olduğunu ve sanığın yanında kaldığını, mağdurun gündüzleri evde tek kaldığı zamanlar civar köylere kaçtığını ve onu aramak zorunda kaldıklarını, mağdurun hem kendisine hem başkalarına zarar vermesini önlemek ve kaçmasını engellemek için sanığın mağduru bağladığını, sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan etmiştir. IV. GEREKÇE 1. Sanığın temyiz itirazları yönünden yapılan inceleme neticesinde yukarıda izah olunan hususlar ve dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesinin Dairemizin bozma kararına uygun şekilde hüküm kurduğu, sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkeme kabulünde isabetsizlik görülmediği, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz sebepleri reddedilmiştir. 2. Ancak, sanık hakkında kurulan hükümde, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son hükmü uyarınca kazanılmış hak nedeniyle cezasının 2 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken sonuç cezanın neticeten 2 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesi usulen hukuka aykırı bulunmuş fakat bu hukuka aykırılığın giderilmesi 1412 sayılı Kanun'un 322 nci maddesi gereği yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği için ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın sair temyiz sebeplerinin reddine; Bozova Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2022 tarihli ve 2021/391 Esas, 2022/451 Karar sayılı kararındaki yukarıda izah olunan hukuka aykırılık yeniden yargılamayı gerektirmediği için 1412 sayılı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hükmün beşinci fıkrasında yer alan "sonuç itibariyle sanık hakkında neticeten 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin çıkarılarak yerine "cezanın 2 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden infazına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 29.02.2024 tarihinde karar verildi.