8. Hukuk Dairesi 2023/3635 E. , 2025/1459 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/23 E., 2021/410 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine kara…
**8. Hukuk Dairesi 2023/3635 E. , 2025/1459 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/23 E., 2021/410 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve dahili davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1941 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp, 05.09.1942 tarihine ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu çalışmaları vardır. Daha sonra 6831 sayılı Kanuna göre yapılıp 07.06.2002 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B uygulaması çalışmaları yapılmıştır.Ayrıca 2008 yılında 4999 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine göre yapılan fennî hataların düzeltilmesi çalışması vardır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 3573 sayılı Kanun ile tahsis edilen Temmuz 1952 tarih 69 sıra sayılı tapu kaydına dayanarak, Bezirgan köyünde bulunan taşınmazının, orman sayılmaması gerektiği halde, yörede 2002 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında orman alanı içinde bırakıldığını ileri sürerek, işlemin iptali ile orman sınırları dışına çıkarılması istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 28.10.2014 tarih 2014/6758 esas, 2014/8885 karar sayılı ilamıyla; "dayanılan tapu kaydı, genel arazi kadastrosu sırasında 180 ada 92, 97 ve 333 sayılı parsellere uygulanmış ise de; Mahkemece, dava dışı 180 ada 92, 97 ve 333 parsel sayılı taşınmazların onaylı kadastro tutanağı ve kesinleşmişse tapu kayıt örnekleri, dava konusu taşınmazların içinde yer aldığı 2/B ve orman parsellerinin varsa kadastro tesbit tutanağı örneği ile onaylı tapu kaydı örneği, komşu parsel tutanak ve varsa dayanakları, yörede yapılan zeytincilik parselasyonuna ait harita, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, dava konusu yeri ne olarak gördüğü araştırılmalıdır, Bu evraklar getirtilip kroki üzerinde gösterilmeli, dayanılan tapu kaydı kapsamı yöntemince belirlenmeli ve kayıt kapsamında kalan yer varsa bu bölüm hakkında davanın kabulüne karar verilmelidir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; "3116 sayılı yasa kapsamında yapılmış orman tahdit çalışmalarında, dava konusu taşınmazların tamamının ''orman sayılan alanlar '' içerisinde kaldığı, 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasa kapsamında yapılmış çalışmalarda da, Dava konusu 2.032,98 m2 yüzölçümündeki 180 ada 607 Parselin (LVII sayılı 2/B parseli),1.884,76 m2 yüzölçümündeki 180 ada 608 Parselin (LVIII sayılı 2/B parseli), 6.196,32 m2 yüzölçümündeki A işaretli yerin (244 ada 1 sayılı orman parseline dahil kısım) eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarında ve Amenajman haritalarında orman alanları dışında üzerinde orman ağacı bulunmayan alanda kaldığı, 3116 sayılı yasa kapsamında yapılmış orman tahdit çalışmalarında, dava konusu taşınmazların tamamının “orman sayılan alanlar “içerisinde kaldığı, 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasa kapsamında yapılmış çalışmalarda da, 180 ada 608 Parselin ... 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi ile “orman sınırları dışına” çıkarılmış LVIII parsel sayılı 2/B parseli içinde kaldığı, 180 ada 607 Parselin ... 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi ile “orman sınırları dışına” çıkarılmış LVII parsel sayılı 2/B parseli içinde kaldığı, 244 ada 1 parsel içerisinde yer alan 6.196,32 m2 yüzölçümündeki A işaretli yerin, bitişik olduğu 244 ada 1 parsel sayılı “orman” parseli ile aynı özellikleri taşıdığı, 244 ada 1 parselin “orman sayılan yerlerden” olduğu, üzerindeki delice zeytinlerinin pek çoğunun aşısız olduğu ve taşınmaz üzerinde bulunan yabani zeytinlerin (Delicelerin), aşılanmamış, bakımlarının yapılmamış ve aşırı baskı altında olmaları gibi nedenlerle deforme oldukları, taşınmaz üzerinde de tarıma elverişli ... getirmek için hiçbir tesisin ve yapının bulunmadığı, çok kayalık ve taşlık olduğu, Orman sayılan alanlar içerisinde olması nedeniyle de devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olduğu görüşüyle bilirkişiler raporlarına sunmuşlardır. Dava dilekçesi, taraf beyanları, keşif, tanık ve mahalli bilirkişi beyanları , yargıtay bozma kararı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte nazara alındığında; Orman bilirkişisinin ve ziraat bilirkişisinin en son aldırılan 15.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda , A harfi ile gösterilen 6196.32 m2 lik yerin üzerinde eylemli orman bitki örtüsünün bulunduğu, Antalya ili Kaş ilçesi Bezirgan köyü 180 ada 607 ve 180 ada 608 parsel sayılı taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu bildirildiği, orman sayılan yerlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, şahıslar tarafından hiçbir şekilde mülkiyetinin kazanılamayacağı anlaşıldığından davanın reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili mahkemenin bilirkişi raporlarıyla tapunun uyduğu belirlenmesine rağmen usul ve Kanun'a aykırı olarak karar verdiğinden bahisle temyiz talebinde bulunmuştur. Tarım ve Orman bakanlığı vekili ise husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle temyiz talebinde bulunmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.