Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3643 E. , 2024/1761 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3643 Karar No : 2024/1761 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımların temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU: Davacılar tara
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3643 E. , 2024/1761 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3643 Karar No : 2024/1761 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımların temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU: Davacılar tarafından, oğulları ...'un Kocaeli ili, Gölcük ilçesi'nde Donanma Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmaktayken, 02/08/2014 tarihinde beyin kanaması geçirerek vefat etmesi nedeniyle uğradıklarını iddia ettikleri maddi ve manevi zararların karşılığı olarak her bir davacı için 1.000,00'er TL (miktar artırımı ile toplam 126.324,82 TL) maddi ve 20.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; askeri hizmetin ifası sırasında bu hizmete bağlı olarak meydana geldiği anlaşılan olayda idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmamakla birlikte, zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan, bu zararın, zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması, eşitlik ve hakkaniyet esaslarına uygun düşeceğinden, davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idare tarafından karşılanması gerektiği, bu durumda, Donanma Komutanlığı emrinde askerlik görevini yaparken 02/08/2014 tarihinde beyin kanaması geçirerek vefat eden oğulları Ömer Kunduz'un desteğinden yoksun kalmaları nedeniyle davacıların uğradıkları maddi zararın karşılığı 01/04/2019 tarihli bilirkişi raporuyla hesaplanmış olup miktar artırımı yapmak suretiyle davacı anne bakımından 70.882,87 TL, davacı baba bakımından 55.441,95 TL olmak üzere toplam 126.324,82 TL maddi tazminatın ve davacılar açısından sürekli manevi desteğine ihtiyaç duyacakları oğullarını kaybettikleri olay nedeniyle duydukları ve yaşamları süresince duyacakları üzüntü ve acı nedeniyle uğradıkları manevi zararın kısmen de olsa tazmini açısından, olayın meydana geliş şekli, uğradığı zararın derecesi, davacıların sosyal durumu, paranın alım gücü göz önünde bulundurularak, davacılar için 20.000,00'er TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, miktar artırımı dilekçesi ile artırılan talep miktarına işleyecek faizin başlangıç tarihinin artırım dilekçesinin davalı idareye tebliği tarihi olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, idari eylemle zarar arasında nedensellik bağının kurulamaması halinde idarenin tazmin sorumluluğundan da söz edilemeyeceği hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi uyarınca harçtan muaf oldukları için aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuş olup davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli ve düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davalı İdarenin Sorumluluğuna İlişkin Değerlendirme Kısmının İncelenmesi: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmamakla birlikte, zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan, bu zararın, zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması, eşitlik ve hakkaniyet esaslarına uygun düşeceğinden, davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idare tarafından karşılanması gerektiğinin belirtildiği görülmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacıların oğulları Ömer Kunduz'un Kocaeli ili, Gölcük ilçesinde Donanma Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmaktayken, 30/07/2014 tarihinde saat 16:50'de rahatsızlanması üzerine nöbetçi astsubay tarafından saat 17:00'de Yıldızlar Suüstü Eğitim Merkezi Komutanlığına ait hasta nakil aracı ile Gölcük Asker Hastanesi Acil Servis Polikliniğine sevk edildiği, 17:10 sularında burada nöbetçi doktor tarafından müdahalede bulunulduğu, ancak nöroloji uzmanının izinde olması nedeniyle Gölcük Devlet Hastanesine sevkinin yapıldığı, tomografisi çekilen şahsın, bu hastanede de nöroloji uzmanının izinde olması nedeniyle Kocaeli Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkinin yapıldığı, burada da yoğun bakım ünitesinin dolu olması nedeniyle şahsın saat 18:45'te tekrar Gölcük Asker Hastanesi Acil Servis Polikliniğine geri getirilerek takibe alındığı, 112 komuta merkezinden hastanın Gölcük Devlet Hastanesine sevkinin istenmesi üzerine saat 20:35'de bu hastaneye sevkinin sağlandığı, müteakiben 21:35'te Kocaeli Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım servisine yatırıldığı, dolayısıyla müteveffanın rahatsızlanmasıyla Kocaeli Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine yatırılması arasında 4 saat 45 dakikalık bir sürenin geçtiği, burada tedavisi devam eden askerin 02/08/2014 tarihinde saat 08:39'da vefat ettiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, dava konusu olaya ilişkin başlatılan ceza soruşturmasında alınan iki bilirkişi raporundan gerek Gülhane Askeri Tıp Akademisi tarafından oluşturulan heyetin müteveffanın somut bulguları ve radyolojik görüntülemeleri ile Gölcük Devlet Hastanesinden tekrardan Askeri Hastaneye gönderilmesinin yetersiz bir yönetim biçimi olduğu yönündeki tespiti, gerekse İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporundaki müteveffanın tekrardan Askeri Hastaneye gönderilmesinin uygun olmadığı tespitinin yapılmış olduğu, ayrıca müteveffanın rahatsızlanmasıyla Kocaeli Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine yatırılması arasında 4 saat 45 dakika gibi makul görülmesi mümkün olmayan bir sürenin olduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde, kamu hizmetinin geç işlemesi şeklinde ortaya çıkan bir hizmet kusurunun var olduğu anlaşıldığından, davalı idarenin tazminat sorumluluğunun, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında belirtilenin aksine kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca değil, hizmet kusuruna göre belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkeleri açısından maddi tazminatın hesaplanma yöntemi noktasında herhangi bir farklılığın bulunmadığı, sadece Mahkemenin takdirinde olan manevi tazminat miktarının belirlenmesine yönelik olarak hizmet kusurundan kaynaklanan sorumlulukta, olayın vahameti ve bundan kaynaklı duyulan elem ve ızdırap artacağından, sorumluluk türleri açısından bir farklılık ortaya çıkabileceği, ancak somut uyuşmazlıkta İdare Mahkemesince davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının tamamının kabulüne karar verildiği görüldüğünden, hükmedilen manevi tazminat miktarı açısından bozmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu durumda, davanın kabulüne ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. B) Temyize Konu Kararın Hükmedilen Maddi Tazminata İşleyecek Faizin Başlangıç Tarihine İlişkin Kısmının İncelenmesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurunun yapıldığı tarihden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, İdare Mahkemesince verilen gerekçeli kararın hüküm fıkrasında yer alan "... maddi tazminatın 2.000,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 05/06/2015 tarihinden itibaren, maddi tazminatın 124.324,82 TL'sinin ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği 02/05/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine " ibaresinin "...126.324,82 TL maddi tazminatın, idareye başvuru tarihin olan 05/06/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. Davanın kabulüne ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile faiz başlangıç tarihine ilişkin belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 02/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.