Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul süreyi aşması ve yargılama aşamasında delil toplanması taleplerinin kabul edilmemesi nedenleriyle de adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul süreyi aşması ve yargılama aşamasında delil toplanması taleplerinin kabul edilmemesi nedenleriyle de adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 18/1/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında Diyarbakır Sulh Ceza Mahkemesinin 2/8/2012 tarihli kararı ile kasten adam öldürme suçundan tutuklanmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 10/12/2012 tarihli iddianamesi ile kasten adam öldürme ve 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Dava, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) E.2012/547 sayılı dosyası üzerinden yürütülürken başvurucu tutukludur. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 25/6/2013 tarihli kararı ile başvurucunun kasten adam öldürme suçundan müebbet hapis cezası ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 1 yıl hapis ve 600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da hükmetmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine ilk derece mahkemesi kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 11/3/2015 tarihli ilamıyla bozulmuştur. Bozma sonrası davanın Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/46 sırasına kaydı yapılmış ve 17/4/2015 tarihli Tensip Tutanağı ile başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Mahkeme 22/12/2015 tarihli duruşmada başvurucunun tutukluluk durumunu da değerlendirmiş ve "Sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklulukta geçirdiği süre öngörülen cezanın üst sınırı ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında sanık hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, isnat edilen suçlamanın CMK'nun[Ceza Muhakemesi Kanunu'nun] 100 maddesindeki katalog suçlardan olması, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı..." gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu 28/12/2015 tarihinde bu karara itiraz etmiş, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesince 8/1/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucu, anılan kararı 14/1/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 18/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 10/11/2016 tarihli kararı ile başvurucunun kasten adam öldürme suçundan müebbet hapis cezası ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 1 yıl hapis ve 600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme, hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da hükmetmiştir. Başvurucu, hakkında verilen 10/11/2016 tarihli mahkûmiyet kararını temyiz etmiştir. Anılan karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 19/11/2018 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...k) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."