T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/454 - Karar No:2026/340 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/454 KARAR NO : 2026/340 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2023 NUMARASI : 2020/617 E-2023/220 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026 Davacı vekili tarafı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/454 - Karar No:2026/340 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/454 KARAR NO : 2026/340 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2023 NUMARASI : 2020/617 E-2023/220 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Ankara 3. Bölge Şube Müdürlüğü Yerleşkesi yapımı için EGO Genel Müdürlüğü Araç Bakım Onarım Dairesi Başkanlığı ile davalı şirketlerin iş ortaklığı arasında 02.04.2018 tarihinde 33.300.000,00TL bedelle anahtar teslim götürü sözleşme imzalandığını, devam eden süreçte iş ortaklığı bünyesindeki davalı şirketler ile müvekkili şirket arasında KDV dahil 3.210.524,16 TL bedelle birim fiyat teklif esaslı 07/05/2018 tarihli" 3. Bölge Şube Müdürlüğü Yerleşkesi Yapım İşinin Tüm Kalıp-Demir-Beton İmalatları “ sözleşmesinin yapıldığını, müvekkilinin sözleşme konusu tüm bina yapımlarını bitirdiğini, istinat perde yapım işinin ise %90 seviyesinde yaptığını, işte meydana gelen aksamaların davalıların sözleşme kapsamında kendilerinin yapması gereken işleri süresinde yapmamasından kaynaklandığını ve bu hususun taraflar arasında tutulan tutanaklar ile sabit olduğunu, buna rağmen davalıların müvekkiline Ankara 13. Noterliğinin 04.10.2018 tarihli 23895 yevmiye nolu ihtarnameyi göndererek yapılan işte meydana gelen gecikme sebebiyle kısmi ceza kesildiğinin bildirildiğini, müvekkilinin bu ihtara karşılık Ankara 59. Noterliğinin 10.10.2018 tarihli 31174 yevmiye nolu ihtarname ile cevap verdiğini ve işte meydana gelen gecikmenin davalıların edimlerini süresinde ifa etmemesinden kaynaklandığının ihtar edildiğini, davalıların idareden tüm hakedişlerini aldığını, sözleşme konusu işe ilişkin 6 hakedişin müvekkiline ödendiğini, buna karşılık 20.10.2018 ile 08.11.2018 tarihleri arasında yapılan işler nedeniyle hak ediş ödemesinin müvekkiline yapılmadığını, yani son ve kesin hakediş ödemesi ile nakit teminat ödemesinin yapılmadığını, dava dışı idareyle yapılan sözleşmenin taraflar arasındaki sözleşmenin yorumlanmasında öncelik teşkil ettiğini, diğer yandan davalıların işveren sıfatıyla düzenlediği sözleşmenin 6 . maddesi gereğince almış oldukları teminat senedinin üstünü sonradan doldurmak suretiyle, Ankara 32. İcra Dairesinin 2020/4395 sayılı dosyasında icraya koyduklarını, bu takibe karşı Ankara 12.İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/755 esas sayılı dosyasındaki itiraz davasının halen derdest olduğunu ve senet nedeniyle davalı şirket yetkilileri haklarında suç duyusunda bulunduklarını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL son hak ediş alacağı ve 10.000,00 TL nakit teminatın 15.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekilleri: Davacının işi taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen sürede tamamlamadığını, davacının 02.09.2018 tarihinde istinat perdelerinin kalıp, demir, beton işlerini tamamlaması gerekmekteyken bu tarihte iş programının gerisinde olması nedeniyle sözleşmenin 10.3.1.maddesi gereğince kısmi gecikme cezası uygulanmış ve proje kapsamındaki binaların kalıp,demir ve beton işlerinin 12.10.2018 tarihinde tamamlanması gerekmekteyken davacı tarafından kabul edildiği üzere işin yarım bırakılması nedeniyle işin tamamının bitirilerek teslim edilmesi gereken 12.10.2018 tarihinden itibaren de sözleşmenin 10.3.2.maddesi gereğince genel gecikme cezası uygulandığını, sözleşmeye göre geciken her gün için uygulanan 1.000,00 TL kısmi ve genel gecikme cezalarının davacının hakedişinden ve sözleşme gereği alınan teminatlarından mahsup edildiğini, davacıya toplamda 6 adet hakediş ödemesi yapıldığını, davacının bu hakediş raporlarını ihtirazi kayıt koymaksızın imzaladığını, ancak sonrasında davacının sözleşme konusu işi yarım bırakarak şantiyeyi terk ettiğini, işçilerin ek yevmiye ücretlerini de ödemediğini, işin geçici kabulünün yapılması için de iş ortaklığına herhangi bir müracaatta bulunmadığını, davacının eksik bıraktığı işleri iş ortaklığının kendi imkanları ile tamamlatıldığını ve idareye teslimin yapıldığını, davacının hakkediş alacağı bulunmadığı gibi iş ortaklığına borçlu olduğunu, davacının 53 işçinin maaş alacaklarını ödemediğini, bu nedenle iş ortaklığı tarafından işçilerin maaş alacaklarına karşılık işçilerin hesaplarına toplam 17.611,49 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafından işçilerin 3 aylık maaş alacakları ödenmediği gibi işçilerin resmiyete yansıtmadığı ek yevmiye ücretlerinin olduğunun anlaşıldığı, 47 işçinin başvurusu sonucu düzenlenen arabuluculuk toplantılarına davacı tarafça da katılım sağlanmasına rağmen davacı yanca işçilere ödeme yapılmadığını, bunun üzerine iş ortaklığı ve davacı şirket aleyhine ekte dökümünü sundukları 47 tane iş davası ikame edildiğini, davacının işçilerine mahkeme kararları ve arabuluculuk anlaşma tutanaklarına istinaden iş ortaklığı tarafından işçi alacakları ile yargılama giderleri ve vekalet ücretleri olmak üzere 94.299,37 TL ödeme yapıldığını, davam eden işçi davalarında iş ortaklığının ödeme zorunda kalacağı muhtemel tutarın 500.000,00TL’nı bulmakta olduğunu, açıklanan nedenlerle davacının hakediş alacağı bulunmadığı gibi hakediş talep edebilmesi için sözleşme hükümleri gereği gerekli şartlar da oluşmadığından taleplerinin reddi gerektiğini, sözleşme hükümlerine göre davacıya nakit teminat kesintisinin iade edilebilmesi için geçici ve kesin kabulün yapılması şartlarına bağlı olduğunu, işin geçici ve kesin kabulünün yapılmadığını, 53 işçinin maaş alacakları olması nedeniyle de nakit teminatın iadesi talep şartlarının sözleşme kapsamında oluşmadığını, davacı yanca senedin teminat senedi olduğu iddiasıyla yapmış olduğu takibe itirazının Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/755 E. sayılı kararı ile reddedildiğini, temerrüde düşürülmeden 15.11.2018 tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, sözleşme hükümleri kapsamında icraya konulan senedin dava konusu ile ilgisi bulunmamakla birlikte davacının bu konudaki iddialarının haksızlığının Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/755 E. sayılı kararı ile ortaya konulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında yer alan işin sözleşmede ön görülen süre içerisinde ve sözleşmeye uygun şekilde yerine getirilmesi sebebiyle hakedilen alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı ile davalı arasında 07/05/2018 tarihinde " 3. Bölge Şube Müdürlüğü Yerleşkesi Yapım İşinin Tüm Kalıp-Demir-Beton İmalatları Sözleşmesi" düzenlendiğinin çekişmesiz olduğu, davalı taraf davacının sözleşme hükümlerini yerine getirmediğini, işi süresinde bitirmediğini ve sözleşme uyarınca davalı yanın işçilik alacaklarını ödemediği iddiası ile davacının bakiye alacağının kalmadığını iddia ettiği, davacı ise süre yönünden sözleşmeye aykırı davranmadığını, işin süresinde bitirilmemesinin davalının sorumluluğundaki işlerdeki gecikmelerden kaynaklandığını, işçilik alacaklarının sorumluluklarında olmadığını ve bu davanın konusu olmadığını belirtip, ödenmeyen bakiye alacaklarının belirlenerek tahsiline karar verilmesini istediği, sözleşmeye konu iş ile ilgili tüm kayıtlar temin edildikten sonra üç kişiden oluşan bilirkişi kurulundan alınan 27/06/2022 bilirkişi raporunda davacının yapmış olduğu işler nedeniyle bakiye 157.677,26 TL alacağının olduğu belirtildiği, davalı yanın işçilik alacakları nedeniyle yapmış olduğu ödemeler sebebiyle mahsup iddiasının haklılığının tespiti amacıyla bu alanda uzman bilirkişiden, gerekçeleri itibarı ile somut olaya uygun ve denetime açık olduğu için hükme esas alınan 02/03/2023 tarihli raporlarda da belirtildiği gibi; davacı ile davalı arasında eser sözleşmesini konu alan sözleşme ilişkisi bulunduğu, dava dışı çalışanların davacıda SGK’ lı olarak çalışmasının gerçekleştiği, eser sözleşmesinden kaynaklanan hizmetin davacı şirket tarafından ve kendi personeli ile gerçekleştirildiği, sözleşme yapılırken tüm işçilik alacaklarından davacının sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı, dava dışı işçilerin açmış olduğu davalar sonucunda davalı yanın 381.365,15 ödeme yaptığı, bu durumda dava dışı çalışanların davacıdaki çalışma süresi ve son aldığı giydirilmiş ücreti esas alınarak yapılan hesaplamaya göre dava dışı çalışanların hak kazandığı ödemelerinin davacıdaki çalışma süresine karşılık gelenin tamamının davacıdan alınması gerektiğinin bildirildiği, toplanan delillere göre ; davacı ile davalı idare arasında 07/05/2018 tarihli sözleşme imzalandığı, davacının bu sözleşmeden kaynaklanan işin yapmış olduğu kısmına ilişkin alacak iddiasının haklı olduğu ve davacının bakiye 157.677,26 TL alacağı olduğu belirlenmiş, bu yönüyle davalının iddialarının gerçeği yansıtmadığı, ancak davalının davacının çalışanlarının kendisine işçilik alacakları sebebiyle davalar açtığı, davaların bir kısmının sonuçlandığı ve halen devam eden davalar olduğu iddiasını denetlemek amacıyla alınan bilirkişi raporunda davalının hali hazırda davacının çalışanlarına 381.365,15 ödeme yaptığının belirlendiği ve devam eden davaların mevcut olduğu anlaşılmış, söz konusu davaları açan işçilerin davacı çalışanları olduğu ve taraflar arasındaki sözleşmenin 9vd. maddelerinde işçilik alacaklarından davacının sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı, davalı yanın mahsup talebi dikkate alındığında, davacı şirketin bakiye alacağının bulunmadığı anlaşılmış, davacının hesaplanan alacağından davalı yanca yapılan işçilik ödemelerinin düşülmesi sonucunda davacının bakiye alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul, yasaya aykırı ve kararın kendi içinde çelişkili olduğunu, işbu davanın mahkeme tarafından da kabul edildiği üzere, müvekkili şirketin üzerine düşen sorumluluğu tam olarak yerine getirmesine rağmen, hakediş ödemelerinin ve teminat bedelinin iade edilmemesi nedeni ile ikame edildiğini, müvekkili şirketin 08.09.2021 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmiş olmasına rağmen, iş ortaklığını oluşturan davalı şirketler tarafından, müvekkiline son hak ediş ödemesinin yapılmadığını, sözleşme gereğince kesinti yapılan nakit teminatların geri ödenmediğini, borçlu oldukları halde haksız yere kanuna aykırı olarak üzeri sonradan doldurulan teminat senedi ile icra takibi yapıldığını, müvekkilinin davalı şirketlerin gerekli ödemeleri yapmamış olması nedeni ile işçilerin son maaşlarının ödenemediğini, işçilerin haklı olarak, işçilik haklarından kaynaklanan alacaklarını alabilmek amacı ile dava açtıklarını ve yargılama giderleri, vekalet ücretleri ve faizler ile birlikte ödeme yapılması zorunluluğunun doğduğunu, davalılar sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmiş olsaydı, işçilik alacakları zamanında ödeneceği için hem yargının lüzumsuz yere meşgul edilmeyecek hem de yargılama giderleri ve işçilik alacakları için fazla ödeme yapılmayacak olduğunu, sonuçta somut olay bir bütün olarak ele alındığında, müvekkili şirketin akdettiği sözleşmeye uygun hareket ettiğini, işin süresi içerisinde büyük bir kısmının tamamlandığını, tamamlanamayan kısmının ise davalı şirketlerin kendi kusurlarından kaynaklandığını, müvekkili şirketin alacakları ödenmediği gibi, üzeri sonradan doldurulduğu anlaşılan, kambiyo vasfına haiz olmayan bir senet ile haksız icra takibi başlatılarak müvekkilinin konut olarak kullandığı gayrimenkulün satışının istenildiği ve satışın gerçekleştiği, hakedişlerini zamanında alamayan müvekkili şirketin, işçilerin son ödemelerini yapamadığı ve bu nedenle işçilik alacaklarına yargılama giderleri ve faizlerin eklendiğinin anlaşıldığını, mahkemece verilen kararda da esasen davadaki taleplerinin haklı olduğu kabul edilmekle birlikte, işçilik ödemelerinden kaynaklı mahsup talebi nedeni ile, bakiye alacak kalmadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağını, müvekkili şirketin işi yarım bıraktığı ve geç bitirdiği yönündeki iddiaların, dosyadaki deliller ve bilirkişi raporları doğrultusunda gerçeğe uygun olmadığının anlaşılması üzerine , davanın son aşamasında, işçilik ücretlerinin kendileri tarafından ödendiğinden bahisle mahsup talebinde bulunmaları ve mahkeme tarafından da, bu kabul doğrultusunda davanın reddi yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuyla davacının bakiye hakediş ve teminat kesintisine ilişkin alacaklarından davalı tarafça sözleşme kapsamında davacı adına yapılan işçi alacağı ödemelerinin daha fazla olduğunun anlaşılmış olmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 361.maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 26.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır