7. Hukuk Dairesi 2013/8962 E. , 2013/17652 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı şirkette 1974-1984 yılları arası çalışmakta iken Sıkıyönetim Komutanlığınca tutuklanması üzerine iş sözleşemesinin sona erdiği, yapılan yargılama neticesinde almı…
**7. Hukuk Dairesi 2013/8962 E. , 2013/17652 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı şirkette 1974-1984 yılları arası çalışmakta iken Sıkıyönetim Komutanlığınca tutuklanması üzerine iş sözleşemesinin sona erdiği, yapılan yargılama neticesinde almış olduğu cezayı infaz etmesi sonrası 1991 yılında dava dışı Belediye Başkanlığı bünyesinde işçi olarak çalışmaya başladığı, 1996 yılına kadar çalıştığı, bu sırada Kasım 1994 yılında kabul edilen 4045 sayılı Kanunun Geçici 3.maddesi uyarınca tekrar eski işine dönmek için davalı işverene müracaat ettiği ve bu müracatının Haziran 1996 da kabul edilerek Kastamonu iline atamasının yapılması üzerine 15.07.1996 tarihinde dava dışı belediye başkanlığına hitaben yazdığı istifa dilekçesi ile anılan tarihle ilişiğinin kesilerek belediyeden ayrıldığı ve 16.07.1996 tarihinde davalı işveren bünyesindeki işine başladığı, Şubat 2012 tarihinde emekli olduğu, emekliliği sırasında hizmet süresinin 16.07.1996 tarihinden emeklilik tarihine kadar olan süre (askerlik borçlanması dahil edilmiştir) üzerinden kıdeminin hesaplandığından dava dışı belediye bünyesindeki 1991-1996 arası dönem ekli hali ile hesaplanmasını gerektiğini belirterek fark kıdem tazminatının tahsilini istemiştir. Davalı davacının dava dışı belediyeden istifa ederek ayrıldığını, istifa etmesi nedeniyle hizmetin birleştirilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, " ...davacının 4045 sayılı Yasadan yararlanma hakkı var ise de, davacının daha iyi şartlarda çalışmak için Babaeski Belediye Başkanlığındaki işinden istifa ederek eski görevine döndüğü, eski görevine dönme şeklinin kurumlararası bir nakil olmadığı, istifa ettiği için Babaeski Belediye Başkanlığındaki görevinin kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermediği, bu nedenle Babaeski Belediye Başkanlığındaki çalıştığı döneme ilişkin sürenin son çalıştığı Kastamonu Trafo Bakım Ekibindeki çalışması ile birleştirilerek kendisine bu dönemdeki çalışmasına ilişkin olarak fark kıdem tazminatı ödenmesi talebi yasal ve yerinde görülmeyerek ve iş akdi istifa ile sona erdiğinden bilirkişi raporundan da bu yönde ayrılarak 1475 sayılı Yasanın 14.maddesi ve Yargıtay HGK'nun 25.11.2009 tarih ve 2009/9-469 Esas, 2009/570 Karar sayılı ilamı, 12.11.2003 tarih ve 2003/9-685 Esas-690 Karar sayılı ilamı, 11.05.2005 tarih 2005/9-318 Esas-327 Karar, 07.03.2007 gün ve 2007/9-115 Esas-Karar , 15.10.2008 gün ve 2008/9-586 Esas -633 Karar sayılı ilamları da dikkate alınarak" davanın reddine karar verilmiştir. İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde, işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından kanuni esaslar dahilinde verilen toplu paraya “kıdem tazminatı” denilmektedir. Kıdem tazminatının koşulları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan yasalarla düzenlenmiştir. Kıdem tazminatı, feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda talep hakkı doğmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi hükmüne göre, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi uyarınca, kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin işverene ait işyerinde en az bir yıl çalışmış olması gerekir. Kıdem tazminatına hak kazanma noktasında en az bir yıllık çalışma yönünde yasal koşul, İş Kanunu sistemi içinde nispi emredici bir hüküm olarak değerlendirilmelidir. Buna göre toplu ya da bireysel iş sözleşmeleri en az bir yıl çalışma koşulu işçi lehine azaltılabilir. İşçinin işyerinde fiilen çalışmaya başladığı tarih en az bir yıllık sürenin başlangıcıdır. Tarafların iş ilişkisi kurulması yönünde varmış oldukları ön anlaşma tarihi dikkate alınmaz. Yine iş sözleşmesinin imza tarihi yerine, fiilen iş ilişkisinin kurulduğu tarih, tazminata hak kazanma ve hesap yönünden dikkate alınması gereken tarihtir. İşçinin çıraklık ilişkisinde geçen süreler de kıdem tazminatına esas alınacak süre yönünden değerlendirilemez. Buna karşın deneme süresi, kıdem süresine eklenir. İşçinin kıdem hakkı bakımından aranan en az bir yıllık süre, derhal fesihlerde feshin bildirildiği anda sona erer. Kural olarak fesih bildirimi muhataba ulaştığı anda sonuçlarını doğur. Bildirimli fesihler yönünden ise ihbar öneli süreye dahil edilir. İşçinin işyerinde çalıştığı sırada almış olduğu istirahat raporları kıdem süresinden sayılmalıdır. Buna karşın, işçinin çalıştığı sırada bir defada ihbar önelini altı hafta aşan istirahat raporu süresinin, kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamayacağı, kararlılık kazanmış Yargıtay uygulamasıdır. İşçinin iş sözleşmesinin askıda olduğu süreler de, kıdem süresinden sayılmamalıdır. Örneğin ücretsiz izinde geçen süreler kıdem tazminatına esas süre bakımından dikkate alınmaz. 2822 sayılı yasanın 42 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, grev ve lokavtta geçen süreler kıdem süresine eklenemez. Tutukluluk ve hükümlülükte geçen süreler de kıdem tazminatına esas sürede dikkate alınmaz. İşçinin en az bir yıllık çalışması aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerinde geçmiş olmalıdır. Kural olarak aynı guruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün olmaz. Ancak çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında başka işverenlere hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan işverenler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu gibi durumlarda, Dairemiz “şirketler arasında organik bağ” dan söz edilerek kıdem tazminatına hak kazanma, hesap tarzı yönlerinden aralarında bağlantı bulunan bu işverenlerin birlikte sorumluluğunu kabul etmektedir 1475 sayılı yasanın 14/2 maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir koşuldur. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine, istifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak, aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı definin ileri sürülmesi halinde önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem on yılı aşmışsa, önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz. İşçinin kamu kurumlarında işçi olarak çalıştığı sürelerin birleştirilebilmesi için, önceki çalışmaların fesih şekli itibarıyla kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi gerektiği 1475 sayılı Yasanın 14/5 maddesinde açık biçimde düzenlenmiştir. İşyerinde memur ya da sözleşmeli personel olarak çalışmış olan ve kendi isteği ile ayrılarak başka bir kamu kurumunda işçi olarak çalışmaya başlayan işçi yönünden yapılan işlemin prosedür gereği olduğunda söz edilemez. İşçi daha iyi şartlarda ve ayrı bir statüde çalışma yolunu seçmiştir. Bu itibarla istifa ile sona eren memur ya da sözleşmeli personel döneminin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması doğru olmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları da bu doğrultudadır (Yargıtay H.G.K. 15.10.2008 gün 2008/9-586 E, 2008/ 633 K.; 28.11.2007 gün 2007/9-814 E, 2008/896 K.). İstifa ile sona ermemiş olan memuriyet dönemi ile sözleşmeli personel olarak çalışılan süreler, 1475 sayılı yasanın 14 üncü maddesinin altıncı fıkrasında sözü edilen özel tavan gözetilmek suretiyle tazminat hesabında dikkate alınmalıdır. Somut olayda davacı, davalı işyerinde trafo bakım ekip mesul teknisyeni olarak çalışmış olup emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiği çekişmesizdir. Davacı işçi Sıkıyönetim Komutanlığınca tutuklanmadan önce davalı işyerinde çalışmıştır. Tutuklanması üzerine iş sözlemesi sona ermiştir. Davacı işçi yargılanıp hakkında verilen mahkumiyet kararının infazından sonra 08.01.1991 tarihinde ihbar olunan Babaeski Belediye Başkanlığı bünyesinde işçi olarak çalışmaya başlamıştır. Belediye bünyesinde çalışması devam etmekte iken 03.11.1994 tarihinde yürürlüğe giren 4045 sayılı Kanununun Geçici 3.maddesinden yararlanarak davalı işveren bünyesindeki eski işine dönmek için 15.11.1994 tarihinde davalı kuruma müracaat etmiş olup bu talebi 28.06.1996 tarihli olur ile uygun görülmüştür. Davacı bunun üzerine 15.07.1996 tarihinde halen çalışmakta olduğu ihbar olunan Babaeski Belediye Başkanlığına hitaben " belediyenizde çalışmakta olduğum görevimden 15.07.1996 tarihi itibariyle istifa ediyorum" şeklinde dilekçe verdiği ve davalı kurum bünyesinde 16.07.1996 tarihinde fiilen de çalışmaya başladığı anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen şekilde gelişen olayda davacının 15.07.1996 tarihli dilekçesinin davalı ... bünyesindeki iş sözleşmesini kendi özgür iradesi ile sonlandırmaktan ziyade yasadan kaynaklanan bir hakkın kullanımı için zorunlu prosedür gereği verildiği açıktır. Mahkemece yapılacak iş, davacının ihbar olunan Babaeski Belediye Başkanlığı nezdindeki çalışma süresinin davalı kurumdaki çalışma süresi ile birleştirilmek suretiyle davalı işverenin sorumlu olacağı kıdem tazminatı miktarına hükmetmektir. Mahkemece, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde davacıya iadesine, 28.10.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Davacının Babaeski Belediye Başkanlığından ayrılması tamamen davacının kendi isteğiyle olmuştur. Davacının davalı ... Başkanlığından ayrılmasını gerektirecek yasal bir zorunluluk bulunmamaktadır. Davacı, tamamen kendi lehine olduğunu düşündüğü ekonomik ve sosyal imkanlarını iyileştirmek amacıyla kendi kararıyla istifa etmiştir. Davacı davalı Belediyede çalışmaya devam etmesine engel bir durum yokken kendi menfaatleri gereği böyle bir istifa ile davalı Belediyedeki çalışmalarını sonlandırdığından bu şekildeki ayrılış haklı neden kabul edilemez. Babaeski Belediye Başkanlığı ile Kastamonu Trafo Bakım Ekibi işyeri farklı işyerleri olmasından dolayı hizmetlerin birleştirilmesi de mümkün olamayacağından ve yine haklı neden olmaksızın istifa halinde kıdem tazminatına hak kazanılamaz. Mahkeme gerekçesinin ve hükmünün yerinde olduğu kanaatine vardığımdan yerel mahkeme kararının onanması gerektiği kanaatiyle sayın Dairemiz çoğunluğunun kararına katılmamaktayız.