1. Hukuk Dairesi 2009/9405 E. , 2009/11840 K. MAHKEMESİ : ŞİLE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/03/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı olan 114 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 1440 m2 lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürüp, tapu iptali ve terkin isteğinde bulunmuş 04.03.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle çekişmeli taşınmazın 1586 m2 lik bölümün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığının saptandığını belirterek, bu miktarın…
**1. Hukuk Dairesi 2009/9405 E. , 2009/11840 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ŞİLE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/03/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı olan 114 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 1440 m2 lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürüp, tapu iptali ve terkin isteğinde bulunmuş 04.03.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle çekişmeli taşınmazın 1586 m2 lik bölümün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığının saptandığını belirterek, bu miktarın tamamı bakımından davasının kabulünü istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur Mahkemece, dava konusu taşınmazın 1586 m2 lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığının keşfen saptandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve terkin isteklerine ilişkindir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın belirlenen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalan bölümü yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı, kabul kapsamına giren bölüm yönünden temyiz etmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin 13.03.1961 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 29.02.2008 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Her nekadar, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalan bölümünün devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin " bu kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 13.03.1961 ile davaların açıldığı tarihler arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir. Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarih, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır. Öte yandan, yürürlüğe konulan hükümler kamu düzeniyle ilgili bulunduğundan ve re'sen gözetilmesi gerektiğinden somut olayda, aleyhe bozma yasağı ilkesinin de uygulanma yeri bulunmadığı izahtan varestedir. Hal böyle olunca; yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ayrıca, bu dava açıldığı tarihteki koşullara tabi olduğu, açtığı davada haklı olmasına karşın yargılama sırasında çıkan yasa düzenlemeleri sebebiyle davanın reddedilecek olması yargılama giderleri ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücreti sorumluluğundan davalıyı kurtarmayacağı gözetilerek davanın hak düşürücü süreden dolayı reddine karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır. Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince, BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.