9. Ceza Dairesi 2023/7951 E. , 2023/7028 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/222 E., 2023/459 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Sanık müdafiinin kurulan hükmü süresinde temyiz etmesinden sonra sanığın cezaevi aracılığıyla gönderdiği 24.08.2023 ve 17.10.2023 havale tarihli dilekçeleriyle temyizden feragat ettiğini bildirdiği görülmekle katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi ile sını
**9. Ceza Dairesi 2023/7951 E. , 2023/7028 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/222 E., 2023/459 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Sanık müdafiinin kurulan hükmü süresinde temyiz etmesinden sonra sanığın cezaevi aracılığıyla gönderdiği 24.08.2023 ve 17.10.2023 havale tarihli dilekçeleriyle temyizden feragat ettiğini bildirdiği görülmekle katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi ile sınırlı olarak yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2022 tarihli ve 2022/347 Esas, 2022/504 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun ) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 08.03.2023 tarihli ve 2023/222 Esas, 2023/459 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Talebi Eylemin nitelikli gerçekleştiğine, alt sınırdan ceza tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğuna, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü " ...Her ne kadar sanık aşamalardaki savunmalarında üzerine atılı suçu inkar etmiş olsa da gerek olay tarihinde eve alkollü şekilde gelmesi nedeniyle mağdure ile birlikte uyuyup uyumadığına dair gerekse sabah uyandığında mağdurenin yanında gözlerinin açık bir şekilde yanında yattığına dair çelişkili beyanları, annesi olan ...'nin mağdureyi yönlendirdiğine dair savunması karşısında tanık Nurullah ...'ın abisi olan Kudret'in eve alkollü gelmediğine ve mağdure ile birlikte o gece yer yatağında birlikte yattıklarına dair beyanları, tanık Bektaş'ın da aynı doğrultuda olan sanık ve mağdurenin altlarında battaniye üstlerinde ise yorgan olmak suretiyle yer yatağında birlikte uyuduğuna dair beyanı ve Trabzon Adli Tıp Grup Başkanlığınca tanzim edilen 28/08/2019 tarihli raporda ibaresiz pembe yorgan kılıfından ve "ENDER" ibareli yeşil- krem rengi battaniyeden alınan örneklerde sperm hücresinin görüldüğü, örneklerin meni içerdiği, ibaresiz pembe yorgan kılıfından ve mağdurenin olay tarihinde üzerinde olan "LİRA" ibareli gri sütyenden alınan örneklerde mağdurenin ve sanığın DNA profillerini birlikte içerdiğinin tespit edilmesi, ayrıca olayın zamanı, intikal ve ortaya çıkış şekli, mağdurenin olayı ilk olarak annesine anlatması, annesinin hazırlık aşamasındaki olayın oluşumuna ilişkin beyanı ile mağdurenin beyanlarının uyumlu olması, tanık Nurullah ...'ın yaşananların annesi tarafından kendisine aktarılış şekli ve mağdurenin durumu hakkındaki beyanları bir arada değerlendirildiğinde sanığın aşamalardaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı, mağdurenin ÇİM'de alınan beyanında olay tarihinden bir hafta önce de abisi olan sanık ile beraber uyuduklarını ve sanığın kendisine vücuduna dokunmak suretiyle istismarda bulunduğuna dair söylemlerinin olması, sanığın soruşturma aşamasında olay tarihinden bir hafta önce de mağdurenin evlerine geldiği ve birlikte uzandıklarına dair beyanda bulunması dosya içeriğinde bulunan Adli Görüşme Ve Değerlendirme Raporu, sanığın mağdurenin öz abisi olması ve mağdurenin sanığa iftira atmasını gerektirir bir durum olmaması, sanık ile aralarında geçenleri aynı gün sıcağı sıcağına alınan beyanında detaylı bir şekilde ve kopukluk olmadan anlatması, mağdurenin olay sırasında on iki yaşından küçük olması ve yaşından beklenmeyecek düzeyde cinsel istismara yönelik detaylar verebilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması karşısında mağdure ...'nin beyanlarına itibar edilerek sanık tarafından mağdurenin rızası olmaksızın mağdureye yönelik 07/04/2019 tarihinde gerçekleştirilen kıyafetleri içinden göğüslerine dokunma, kıyafetleri üzerinden ön özel bölgesine dokunma, üzerine çıkarak mağdurenin kıyafetleri varken cinsel organını mağdurenin ön özel bölgesine sürtme, daha sonra mağdurenin üzerinden inerek arkasına geçme ve cinsel organını mağdurenin avucuna dokundurma, boynundan öpme, cinsel organını mağdurenin arka özel bölgesine sürtme, kıyafetlerini sıyırarak cinsel organını mağdurenin arka özel bölgesine (anüsüne) sürtme ve olay tarihinden bir hafta önce cumartesi gecesi mağdurenin kıyafetlerinin içerisine elini sokarak göğsünü sıkma, sanığın kıyafetlerinin üzerinden özel bölgesine dokunup, sıkma şeklinde gerçekleşen eylemlerinde sanığın hareketlerinin ani, kesintili olmayıp belli bir yoğunluğa ulaşması ve cinsel arzuları tatmin etmeye yönelik olması sanığın eylemleri bir suç işleme kastının yenilendiğini göstermeyecek şekilde aynı kast altında değişik tarihlerde zincirleme olarak devam etmesi eylemler arasında herhangi bir hukuki kesintinin bulunmadığı anlaşılmakla sanığın tüm eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar sanık hakkında mağdurun anüsüne organ soktuğu iddiasıyla çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmışsa da; mağdur hakkında düzenlenen 07.04.2019 tarihli anal muayene raporunda mağdurun anal bölgesine organ sokulduğunu ispat edecek herhangi bir bulguya rastlanılmamış olması, mağdurun yaşı ve yaşadığı travma nedeniyle sanığın sürtme-sürtünme şeklindeki eylemlerini organ sokma olarak algılayabileceği, bu nedenle sanığın eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair mağdurun başka deliller ve özellikle muayene raporu ile desteklemeyen beyanı dışında delil elde edilememesi ve sanığın da aşamalarda suçlamayı reddetmesi nedeniyle sanığın eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiği iddiasının şüphede kaldığı anlaşılmış ve sanığın atılı nitelikli halden cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak ve kesin delil elde edilemediği anlaşılmış ve ceza hukukunun evrensel ilkelerinden olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi ve Anayasanın 38/4. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2.maddelerinde düzenlenmiş bulunan "masumiyet karinesi" uyarınca sanığın eyleminin basit cinsel istismar kapsamında kaldığı kabul edilmiştir. Bu itibarla sanığın sabit olan eylemine uyan TCK'nun 103/1-1.cümle maddesi uyarınca cezalandırılması yoluna gidilmiş, sanığın eylemini öz kardeşine karşı gerçekleştirmesi nedeniyle cezasından TCK'nun 103/2-c maddesi uyarınca artırım yapılmış, sanığın eylemini birden fazla defa gerçekleştirmesi nedeniyle sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmış, sanığın eylemlerini cebir yada tehditle gerçekleştirdiğine dair herhangi bir iddia ve delil bulunmadığından sanık hakkında TCK 103/4 maddesi hükmü ise uygulanmamıştır. Sanık hakkında hükmedilen cezanın geleceği üzerindeki olumsuz etkisi lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek cezasından TCK'nun 62/1 maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılmış ve koşulları oluştuğundan sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçesiyle hüküm kurmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 08.03.2023 tarihli ve 2023/222 Esas, 2023/459 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2023 tarihinde karar verildi.