11. Hukuk Dairesi 2009/6060 E. , 2010/12627 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karacabey Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.11.2008 tarih ve 2007/656 - 2008/1134 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tü
**11. Hukuk Dairesi 2009/6060 E. , 2010/12627 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karacabey Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.11.2008 tarih ve 2007/656 - 2008/1134 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan Karacabey R/L binası orta gerilim elektrik enerjisini temin etmekte olan enerji nakil hattının sık sık arıza yapması nedeniyle müvekkili tarafından onarıldığını, bu tesisi müvekkili ile birlikte altı kurumun kullandığını, davalıların yapılan giderlerden kendi paylarına düşen kısmı ödemediklerini ileri sürerek toplam 3.949,98 TL'nin KDV'si ve temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin, mülkiyeti davacıya ait olan bir enerji nakil hattını kullanmadığını, enerji nakil hattı ile ilgili olarak TEDAŞ'a müracaat ettiğini ücretini ödeyerek ihtiyacını giderdiğini, müvekkili ile davacı arasında sözleşme ve hukuki ilişki olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... vekili, bahsedilen enerji nakil hattının müvekkili tarafından kullanılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı Botaş vekili davacının hat üzerinde mülkiyet hakkı olan kullanım ortaklarına bilgi vermediğini, yapılan sözleşmedeki bakım ve onarım çalışmalarının hesaplanmasındaki şartlara uygun olmadan hesaplama yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının anonim şirket statüsünde olup kamu tüzel kişisi olmadığı, bu nedenle tek taraflı olarak çıkardığı yönetmeliğe dayalı olarak davalılara borç yüklemesinin mümkün olmadığı, davaya dayanak yapılan sözleşmelerin taraflarının Tedaş ve davalılar olduğu, davacı şirketin bu sözleşmede taraf olarak bulunmadığı, buna rağmen anılan sözleşmeye dayanarak ve bu sözleşmede belirtilen katılım payları dikkate alınmadan davalıların eşit şekilde borç altına sokulmalarının doğru olmadığı, enerji nakil hattının ve aboneliğin halen PTT Radyolink adına devam ettiği, davacı tarafın mülkiyet hakkının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, enerji nakil hattının onarılmasından kaynaklanan masrafların davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, ilgili elektrik idaresinden alınan yazıda davaya konu hattın PTT Radyolink’e ait olduğunun bildirilmesi ve davacı şirketin de anılan kurumdan özelleştirme yoluyla ayrılmış olması karşısında, özelleştirmeye ilişkin tüm protokol ve belgelerin getirtilerek PTT’ye ait mal varlığının ne şekilde paylaşıldığı, davaya konu hattın davacı şirkete devredilip devredilmediği tespit edilmeden, eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. Öte yandan, davacı tacir olup, kendisine ait olduğunu iddia ettiği dava konusu enerji nakil hattından davalıları karşılıksız olarak yararlandırması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu bağlamda, mahkemece mahallinde uyuşmazlık konusunda uzman bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmak suretiyle, söz konusu enerji nakil hattının yenilenip yenilenmediğinin, davalıların bu hattan yararlanıp yararlanmadıklarının belirlenmesi, yararlandıklarının tespit edilmesi halinde taraflar arasında bir sözleşme olmasa dahi yapıldığı iddia edilen masraflardan yararlandıkları ölçüde davalıların da sorumlu olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.