11. Hukuk Dairesi 2023/5082 E. , 2024/7026 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1510 Esas - 2023/979 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/804 E., 2022/34 K. Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuru
**11. Hukuk Dairesi 2023/5082 E. , 2024/7026 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1510 Esas - 2023/979 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/804 E., 2022/34 K. Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; şirket ortaklarının kağıt üstünde ... ve davalı ... olduğunu, fakat şirketin asıl tek hissedarı ve yetkilisinin ... olduğunu, 2002 yıllında davalı ...’in işlerinin kötü gitmesi nedeniyle, kardeşi ... tarafından şirkete kâr ortağı olmak üzere davet edildiğini ve şirketin ön muhasebesi ile ilgilenme işinin ve müdürlük görevinin verildiğini, 2015 yılında ise şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve ...’in hesabına yüklü para çıkışı yapıldığının görüldüğünü, bu nedenle ...’in müdürlük görevine son verilerek, şirketteki paylarının dava dışı ...’ya devredildiğini, ... ile davalı ...’ın kardeş olması nedeniyle sulh olmak için uğraşıldığını, fakat davalı ...’ın şirket eski mali müşaviri ve diğer davalı ... ile sahte evrak düzenleyerek, defterlerin ...’e teslim edilmiş gibi gösterildiğini, bu konuda savcılık soruşturması bulunduğunu fakat sahte belge ve ...’in tanıklığı nedeniyle KYOK kararı verildiğini, ...’un şirketteki görevinden azledildiğini, şirket yetkilisi ve mali müşavir ... ile davalı ... arasında yazışmalar bulunduğunu bu yazışmalarda 2005-2010 defterlerinin teslim edilmediği hususunun açık olduğunu, teslime ilişkin belgede defterlerin ...’e teslim edildiğinin yazılı olduğu, belge tarihinin mevcut olmadığını, ...’in müdürlük görevinden 16.03.2015’de ayrıldığını, bu nedenle tesliminde en geç bu tarihte gerçekleşmiş olabileceğini, ... ile yapılan 13.02.2017 ve 21.11.2016 tarihli e-postalarda ise ...’un 2011-2015 defterlerini elden teslim ettiği fakat teslim tutanağını henüz imzalamadığının yazılı olduğu, ...’un defterlerin hala kendisinde olduğu hususunu ikrar ettiğinin açık olduğunu, zira görev süresinin de 2016 Ekim ayında sona erdiğini yani defterlerin 2015 Mart ayından önce teslim edilmesinin anlamının bulunmadığını, teslim tutanağında şirket kaşesinin de bulunmadığını, ...’un soruşturma dosyasında defterleri her yıl teslim ettiğini oysa ...’in ayrılmadan kendisinden topluca teslim aldığını beyan ettiğini, bu beyanlar ve taraf beyanları arasında da çelişki olduğunu iddia ederek, davacı şirketin 2005-2010 yıllarına ait ticari defterlerinin davalıların elinde olduğu hususunun tespiti ile defterlerin davacı şirket tarafından şirkete iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; şirketin 2015 yılı Mart ayında taşındığını, defterleri davalı şirket merkezine getirildiğini ve teslim hususunda tutanak imzaladıklarını, davacının tüm defterleri incelediğini, bu hususta bir takım toplantılar yaptığını fakat kendisine haber verilmediğini, defterlerin zaten şirket merkezinde tutulmak zorunda olduğunu, defterlerin 10 yıllık muhafaza süresinin dolduğunu, şirketin saklamakla yükümlü olduğu defterleri kendisinden istemesinin hakkaniyete uygun düşmediğini savunarak davanın reddini talep istemiştir. 2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ...’e 2015 yılı Mart ayında taraflar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle şirketten el çektirildiğini, bu süreçte ...’in kalan hak ve alacaklarının kendisine verilmesinin kararlaştırıldığını, buna ilişkin hesaplamaları kendisinin yaptığını, şirket merkezinin taşınması nedeniyle evrakları ...’e ... huzurunda teslim ettiğini, hisse devri sonrasında hesabın bir türlü çıkarılamadığını, 2015 yılı 6 ve 7 nci Ayların hesap kontrolünün yapıldığını, bu kontrollerin 2016 yılının 10 uncu ayına kadar sürdüğünü, ...’in şirkette bulunan hakkı nedeniyle dava açması nedeniyle karşı tarafın bu iddiaları ortaya attığını, 2016 yılında şirketten ayrılırken defterlerin bir kısmını elden bir kısmını ise kargo vasıtası ile davacıya ilettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava dışı ... ile ... arasındaki mesajlarda talep edilen evrakların öncelikle mizana, SGK bildirgeleri gibi belgelere ilişkin olduğu, defter tesliminin talep edildiği fakat dava konusu defterlerin eksik olduğuna ve istendiğine dair bu yazışmalarda açık bir talebin mevcut olmadığı, davalı ...’in de defterlerin gönderildiği ve kendisine teslim hususunda tutanakların gönderilmediğini beyan ettiği, davalının savunmasının, önceki yıllara ait olarak elden teslim edilen defterlere ilişkin teslim belgesi alması gerektiğinden bu talebi yaptığı yönünde olduğu, dolayısıyla mesajlarda bahsi geçen defterlerin 2015 ve 2016 yılına ait olması mümkün olduğu gibi davalının muhasebecilik görevinin, defterlerin ortak ...'e teslim edildiği iddia edilen 2015 yılından sonra da devam ettiği göz önüne alınarak, sözleşmesinin feshinden sonra defterlerin teslimine ilişkin yeniden tutanak talep etmesinin ihtimal dahilinde olduğu, ... ile yapılan e-posta yazışmalarında ise dava konusu defterlerin eksik olduğu ve kendilerine teslim edilmesinin istendiği görülse de, davalının defterleri teslim ettiği yönünde cevap verdiği, söz konusu yazışmalarda açık bir ikrarın mevcut olmadığı, aksine defterlerin teslim edildiği hususunda ısrarcı olunduğu, tanıklardan ...’ın defterlerin teslim edildiği hususunda görgüye dayalı beyanda bulunduğu, tanıkların bir kısmının toplantı esnasında defterlerin mevcut olduğunu beyan ettiği, defterlerin teslimine yönelik tartışmaya şahit olan tanığın beyanından teslimi istenen defterlerin hangi yıllara ait olduğunun anlaşılamadığı, defterlerin istenmesine rağmen teslim edilmediği yönündeki diğer tanık beyanlarının da defterlerin teslim edilmediği hususunu ispata yarar nitelikte görülmemesi, tarihsiz olmakla birlikte sahteliği saptanmamış bir teslim tutanağının mevcudiyeti, şirket hesaplarının 2015 yılından itibaren çeşitli zaman dilimlerinde defterler incelenerek kontrol edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde defterlerin teslim edilip edilmediği hususunda taraf ve tanık beyanlarının çeliştiği, savcılık ifadeleri, telefon mesajları, e-posta yazışmalarında da defterlerin teslim edildiği yönünde davalı beyanlarının bulunduğu, defterlerin 2015 yılında teslim edildiği iddiası sonrasında 2016 yılında defter teslimine ilişkin belge talep edilmesi hususunun çelişkili olduğu düşünülse bile davalıların dava konusu defterleri teslim etmediğini ispat edecek kuvvette bir delilin birlikte ya da ayrı ayrı dosyada mevcut olmaması nedeniyle, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, davacının delil olarak dayandığı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/42063 Soruşturma dosyasında işbu davanın davalıları olan şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, soruşturmada şüpheli sıfatıyla ifade veren her iki davalının da defterlerin teslim edildiğini savundukları, davacının delil olarak dayandığı ... ile davalı ... arasındaki sms yazışmalarında mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, şirketin 2005 ila 2010 yılları ticari defter ve belgelerinin davalılar uhdesinde olduğu ve tesliminin istendiğine ilişkin bir diyalog bulunmadığı, yine davalı ... ile davacı şirket yetkilisi Asım Kerim arasındaki e-mail yazışmalarında, Asım Kerim tarafından 2005 ila 2010 yılı defterlerinin eksik olduğunun iddia edildiği, ancak davalı ... tarafından bu iddianın kabul edilmediği, diğer davalı ... ile davacı şirket yetkilileri veya ortakları arasında gerçekleştiği iddia olunan herhangi bir yazışmanın ve görüşmenin delil olarak dosyaya sunulmadığı, mahkeme gerekçesinde dinlenen tüm tanık anlatımlarının irdelendiği ve gerekçede belirtildiği üzere, tanık ... dışındaki diğer tanıkların defterlerin fiziken teslimine dair doğrudan görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, tanık ...'in ise defterlerin ... tarafından, şirket ortağı ...'e fiziken teslim edildiğine dair beyanda bulunduğu, davalı ...'in 2015 yılında şirket ortaklığının ve müdürlük görevinin sona erdiğinin, akabinde aynı yıl içerisinde davacı tarafından şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapıldığının ve usulsüzlükler tespit edildiğinin, diğer davalı ...'dan bir yıl daha muhasebe hizmeti alındığının dava dilekçesinde beyan edildiği, davacı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 82 nci maddesi uyarınca tutmak ve saklamakla yükümlü olduğu ticari defterlerinin davalılar uhdesinde bulunduğunu ispatla yükümlü olduğu, mahkemece davalıların defterlerin kendilerinde olmadığını ispat ettikleri gerekçesi ile değil, davacı şirketin defterlerin davalılarda bulunduğunu ispat edemedikleri gerekçesi ile davanın reddedildiği, dosyaya davalılarca sunulan tarihsiz teslim tutanağının hükme esas alındığı yönündeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davacı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da mevcut olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı şirketin 2005-2010 yıllarına ait ticari defterlerinin davalıların elinde olduğu hususunun tespiti ile defterlerin davacı şirket tarafından şirkete iade edilmesi isteminden ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 64 ve 82 nci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.