1. Hukuk Dairesi 2012/10659 E. , 2013/2022 K. "" MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 16. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil ve tazminat davası sonunda, yerel mahkemece tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, tazminat isteğinin ise kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili ile dahili davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gere…
**1. Hukuk Dairesi 2012/10659 E. , 2013/2022 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 16. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil ve tazminat davası sonunda, yerel mahkemece tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, tazminat isteğinin ise kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili ile dahili davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, 3. kişilere temlik edilen paylar yönünden bedel, mümkün olmaz ise tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, tapu iptal ve tescil isteğinin reddine, bedel isteğinin kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacıların, miras bırakanları H. B.'un 36 parsel sayılı taşınmazdaki 12/400 payının çıplak mülkiyetini 06.02.1984 tarihinde, 3/1600 payını ise 19.07.1988 tarihinde davalı ikinci eşine mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak satış göstermek suretiyle devrettiğini, davalınında bir kısım payı üzerinde bırakıp bir kısım payı da dava dışı bir şahsa temlik ettiğini, daha sonra anılan parselde kat mülkiyeti kurulduğunu ve davalıya isabet eden bağımsız bölümlerden birine isabet eden payın elden çıkartıldığını, bir adet bağımsız bölümün de davalı adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek, davalı adına kayıtlı bölümün tapusunun iptali ile miras payları oranında tescil, temlik edilen pay yönünden bedel, mümkün olmaması halinde tenkis istekli eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; tarafların tüm delilleri toplanıp tetkik edildikten ve HUMK.'nun 376. (HMK. 186) maddesine göre son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı yasanın 388. (HMK. 297) maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. (HMK. 297) maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde HUMK.'nun 389. (HMK. 297) maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren, tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur.