3. Hukuk Dairesi 2024/3542 E. , 2025/2429 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1289 E., 2024/426 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 3. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2022/142 E., 2023/30 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafınd…
**3. Hukuk Dairesi 2024/3542 E. , 2025/2429 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1289 E., 2024/426 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 3. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2022/142 E., 2023/30 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin kulağındaki rahatsızlık nedeniyle davalı şirket nezdinde hekim olarak çalışan diğer davalı ... tarafından 14.01.2014 tarihinde kulak ameliyatı yapıldığını, müvekkilinin hastaneden taburcu olduktan sonra yapılan kontrolde ameliyat esnasında 8 haftalık hamile olduğunu ve ameliyat sırasında gebeliğinin sonlandırılmış olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin ameliyat öncesinde gebe olduğu konusunda bilgisi olmadığını, ameliyat sonrasında müvekkilinin yüzünün sol tarafında ve sol kulağında problemler yaşadığını, yüz felci geçirdiğini ve gebelik testi yapılmadan yapılan ameliyat nedeniyle müvekkilinin gebeliğinin sonlandığını, müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, olay nedeniyle müvekkilinde kalıcı şikayetler meydana geldiğini, olayın meydana gelmesine davalı hekimin kusurlu tedavisinin ve özensiz muayenesinin sebep olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 14.01.2014 tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; davacının sol kulakta kötü kokulu akıntı ve burunda kemik kırığı şikayetleriyle müvekkilinin çalıştığı hastaneye müracaat ettiğini, yapılan incelemeler sonucunda müvekkili tarafından davacının burnundaki kemik kırığına müdahale yapıldığını, ardından da kulak iltihabı sebebiyle operasyon yapıldığını, operasyon öncesi rutin testlerin yapıldığını ve hamilelik şüphesi olup olmadığının sorulup davacının hamile olmadığı yönünde beyanda bulunduğunu, hamilelik testi yapılmasının kanunen operasyon öncesi yapılmasının zorunlu olmadığını, müvekkilinin davacı hastanın durumuna göre gerekli olan tedaviyi uyguladığını ve uygulanan tedavinin komplikasyonları konusunda davacının bilgilendirildiğini, olayda müvekkilinin kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2019 tarihli kararıyla; Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 27.10.2017 tarihli raporda; operasyon sonrası gelişen olaylarda hekim kusuru bulunmadığı tespiti yapıldığı, bu rapora yönelik itiraz üzerine dosya bu kez yeniden değerlendirme yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'na gönderildiği, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından önceki rapordaki hususlar ve itirazlar değerlendirilerek 27.12.2018 tarihli raporda; önceki raporla çelişmeyecek şekilde olayda hekim uygulama hatasının bulunmadığı yönünde tespit yapıldığı, alınan raporların gerekçeli, dosya kapsamına uygun, denetime elverişli olduğu, buna göre davalı hekim ve şirketin dava konusu edilen hususlarda kusurunun bulunmadığı, gelişen komplikasyonların gösterilen tüm özen ve dikkate rağmen gelişebilecek nitelikte komplikasyonlar olduğu, davacı hastanın bu komplikasyonlar konusunda bilgilendirildiği, davacının gebeliğinin dava konusu edilen ameliyat için rutin kontroller arasında olmayan tetkik nedeniyle tespit edilemediği ve davacının da bu yönde bir bildirimde bulunmadığı, davacının kendisinin dahi gebeliğinden haberdar olmadığı, davacının davalı taraftan tazminat talep etmeye hakkı olmadığı, zarar ile davacının eylemi arasında kusura dayanan bir ilişki bulunmadığı, tedavi nedeniyle oluşan zararın kusursuz sorumluluk hallerinden olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 01.04.2022 tarihli kararıyla ;Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu'ndan verilen rapora itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulu'ndan alınan raporda daha önceki raporda yer alan KBB hastalıkları uzmanının ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanının da yer aldığı, raporda bu uzmanlar dışında KBB hastalıkları ve kadın hastalıkları ve doğum konularında uzman başka bir uzmanın bulunmadığı, Mahkemece üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak, kulak burun boğaz hastalıkları, anestezi ve kadın hastalıkları ve doğum konularında uzman, akademik kariyere sahip bilirkişi kurulundan, davacının itirazları da karşılanmak suretiyle, davalı hastanede çalışan davalı doktora atfı kabil bir kusur bulunup bulunmadığı konusunda rapor alınması ve diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının istinaf talebinin kabulü ile kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı hastanede yapılan teşhis ve tedavinin tıbbın gereklerine uygun yapılıp yapılmadığı, olayda doktor hatası olup olmadığının tespiti için istinaf kaldırma kararı doğrultusunda ... ... Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi'nde görevli, Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda doktorun ve hastanenin herhangi bir ihmal ya da hatası olmadığı, dolayısıyla davalılara atfıkabil bir kusurun olmadığı belirtildiği gerekçesiyle davacının maddi manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesininyukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; raporlara itiraz ettiğini, müvekkilinin sağlık şikayetlerinin devam ettiğini, manevi tazminat taleplerinin de reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı hekim hatası (malpraktis) iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere, özellikle Mahkemece aldırılan ATK raporu ile bilirkişi kurul raporlarının birbiriyle uyumlu olmasına, meydana gelen tıbbi sonucun komplikasyon olarak nitelendirilmesi, somut olayda ameliyat öncesi gebelik testi istenmesinin gerekli olmaması, bu tür ameliyatlarda anesteziye bağlı düşük oranının %10 olduğu tespiti ile literatürde bebeğin kendiliğinden kayıp oranının anesteziye bağlı düşük oranından yüksek olması ve gebeliğin kaybının direk cerrahi girişim ve anesteziyle de ilişkilendirilemeyeceği, hastane veya doktora sorumluluk yüklenemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.