Başvuru, kolluk görevlisinin gereksiz güç kullanımı dolayısıyla meydana gelen yaralanma ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kolluk görevlisinin gereksiz güç kullanımı dolayısıyla meydana gelen yaralanma ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 19/12/2019 tarihinde yapılmıştır. Kabul edilebilirlik konusunda oybirliği sağlanamadığı için başvuru Komisyonca Bölüme sevk edilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Urla Cumhuriyet Başsavcılığında (Başsavcılık) görevli bir Cumhuriyet savcısınca verilen arama kararı uyarınca S.E.ye ait olup başvurucunun da içinde yaşadığı İzmir ili Urla ilçesi Bademli Mahallesi İğdelipınar mevkiindeki bağ evi 23/10/2018 tarihinde 15-21 saatleri arasında aranmıştır. Bir komiser yardımcısı, sekiz polis memuru, iki jandarma, Bademli Mahallesi Muhtarı U. ve hazırun olarak arama işlemine katılan İ.Ş. tarafından imzalanan konuyla ilgili tutanağa (Tutanağa komiser yardımcısı ile polis ve jandarmaların isimleri yazılmamış ancak bu kişilerin sicil numaraları ile rütbeleri yazılmıştır.) göre süreç şöyle gelişmiştir: - İzmir Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçarla Mücadele Şube Müdürlüğü Operasyon ve Soruşturma Büro Amirliği (Amirlik) görevlileri; başvurucunun eşi S.E. ve oğlu E.E. ile Z.K.nın uyuşturucu madde ticareti yaptığı ve bu şahıslarca temin edilen yüklü miktardaki uyuşturucu maddenin Urla ilçesi Bademli Mahallesi İğdelipınar mevkiindeki bir bağda ve zeytin ağaçlarının bulunduğu bir tarlada gizlendiği yönünde istihbarat bilgisi edinmiştir. Bunun üzerine Amirlikte, Urla Emniyet Müdürlüğünde ve Urla Jandarma Komutanlığında görevli bazı kolluk görevlileri, arama kararı gelinceye kadar geçecek sürede uyuşturucu maddelerin başka yere nakledilmemesi veya yok edilmemesi için S.E.ye ait bağ evinin çevresini kontrol altına almak üzere saat 45 sıralarında bağ evinin bulunduğu yere intikal etmiştir. Bağ evinin çevresi kontrol altına alınırken S.E. kolluk görevlilerini fark ederek ormana doğru kaçmış ancak kolluk görevlilerince yakalanmıştır. Kolluk görevlilerinin fark edilmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısı, gecikmesinde sakınca bulunan hâl bulunduğunu değerlendirerek arama kararı vermiştir. Arama sırasında S.E. aydınlatmanın olmamasından ve arazinin engebeli olmasından istifade ederek kaçmıştır. Aramada içinde uyuşturucu madde bulunan dört bidon ele geçirilmiştir. Bidonların daralı ağırlığı 500 gramdan biraz fazladır. Başvurucu 25/10/2018 tarihinde saat 52 sıralarında şiddete bağlı travma şikâyeti ile Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesine (Üniversite Hastanesi) müracaat etmiştir. Yapılan muayenede sol kol üst 1/3 lateralde (dış yan, yan) 13x3 cm ebadında ekimoz, sağ uyluk üst 1/3 lateralde 18x4 cm ebadında ekimoz, sol uyluk üst 1/3 lateralde 15x4 cm ve 13x4 cm ebadında iki ekimoz, sol bacak orta 1/3 lateralde 4x4 cm ebadında ekimoz ve sağ göz konjontiva (kornea tabakasına yakın bir zar) medialinde (iş yan, orta, ortada) hiperemi (kızarıklık) tespit edilmiştir. Ekimozların tamamı kırmızıdır. Üniversite Hastanesince düzenlenen adli olgu bildirim belgesine göre başvurucu, şikâyetine neden olan olayı şöyle anlatmıştır:- Başvurucu ve ailesi Bademli bölgesinde hayvancılık yapmaktadır ve sahip oldukları arazinin yanındaki bir başka arazi nedeniyle bir davanın tarafıdır. Mahkeme heyetinin keşif için geldiğini haber alan başvurucu, eşi ve oğlu araziye gitmiş ancak kimseyi görmemiştir. Daha sonra araziye başka araçlar gelmiştir. Başvurucu ve ailesi polise haber vermiştir. Gelen polislerden biri önce keser sapıyla, sonra da eliyle başvurucuya vurmuştur. Daha sonra polisler başvurucunun oğlunu götürmüştür. Başvurucu 26/10/2018 tarihinde Başsavcılığa giderek kendisini yaralayan kişinin Y. isimli bir polis olduğunu bildirmiş ve konuyla ilgili şikâyetini dile getirmiştir. Başvurucunun Başsavcılıkta verdiği ifade şöyledir: “...Urla ilçesi Bademler Köyünde eşim [S.E.] adına kayıtlı arazimiz vardır. Söz konusu arazide iki oda bir salon ev ve ağılımız vardır...Ağılda beslediğimiz 60 tane kadar koyunumuz vardır. Bu 60 tane koyunlara A... ve R... ismindeki çobanlar bakmaktadır... Haftada yada onbeş günde bir eşim [S.E.] ve oğlum [E.E.] ile birlikte koyunlara bakmaya gider geliriz. Gittiğimizde şimdiye kadar hiç kalmadık... 2018 Salı günü koyanlara bakan çobanımız [A.E.] bize saat 11:00 sıralarında telefon açarak keşif geldi buraya gelin dedi. Keşiften kast ettiği de daha önceden bu arazi ile ecri misil talebinde bulunmuştuk ve bu talebimizle ilgili olarak bilmediğimiz bir tarihte keşif geleceğini biliyorduk... Oğlum [E.E.] ve ben saat 12:00 gibi Narlıdere’de ki ikametizden çıktık... Geldiğimizde evde [A.E.] vardı. [A.E.ye], oğlum [E.E.] ‘keşiften gelen kişiler nerde’ diye sordu. Bunu sorduğunda saat tahmini olarak 13:00 sıralarıydı. [A.E.] de oğluma ‘iki kişi geldi, fotoğraf çekti, bunun sahibi nerede diye sordular ve fotoğraf çekip gittiler’ dedi... Yaklaşık 5-10 dakika sonra eşim [S.E.] de geldi... Ben mutfakta yemek yaptıktan sonra balkonda bulunan eşim [S.E.],oğlum [E.E.] ve çalışanımız [A.E.nin] yanına balkona geçtim. Mutfakta ortalama 1,5- 2 saat kadar vakit geçirmişimdir. Balkona onların yanına çıktıktan yaklaşık 20 dakika sonra da oğlumun arkadaşı olan [Z.K.] beyaz renkli bir araçla geldi... Akşam 17:30' kadar balkonda hep beraber vakit geçirdik. Benim yapmış olduğum yemeği yedik ve çay içtik... [B]en[E.E.ye] ‘hadi eve gidelim’ dediğim de [E.E.] de bana ‘ben bir ahıra gideyim, hayvanlara yem vereyim ondan sonra gidelim’ dedi... [E.E.] yanımızdan kalkarak ahıra doğru gidiyordu. Eşim[S.E.] ve[Z.K.] da kalkarak[E.E.nin] arkasından ahıra doğru gitmeye başladılar. Bende balkonda çay içmeye devam ettim. Aradan 20 dakika kadar zaman geçtikten sonra bir takım araba sesleri geldi.[E.E.] ağıldan çıkarak arabalara baktı. Arabalar beyaz renkliydi. Arabadan çıkan adamlar havaya ateş ettiler. [E.E.] korkarak kaçtı. Daha sonra adamlar ‘dur polis’ dediler ve [E.E.yi] yakaladılar. Ben [E.E. ile] polislerin yanına gitmedim. Zaten polislerin üzerinde polis üniforması yoktu ve araçlarda üzerinde ‘POLİS’ yazan araçlar değildi. O esnada telefonum çaldı. Arayan kişi[E.E.nin] eşi[H.E. idi]. Telefonu açtığımda ‘anne keşif gelmiş mi’ dediği sırada ismini sonradan Y... olduğunu öğrendiğim uzun ve arkadan bağlanmış saçlı, yüzü dolgun, hafif göbekli, oğlum[E.E.nin] boylarında, 30-35 yaşlarında, sakalsız ve bıyıksız bir polis yanıma geldi. Beni, telefonu elimde görünce ‘sen kime haber veriyorsun’ diye sordu. Bende ona ‘gelinim ile konuşuyorum’ dedim. Bu esnada telefon açıktı. Devamında bu polis memuru bana ‘ver o telefonu’ diyerek telefonu elimden aldı. Ona telefonda konuştuğum kişinin gelinim olduğunu söylememe rağmen balkon divanının üzerinde bulunan keseri alıp tahta sap kısmıyla sağ ve sol bacağıma, sol koluma ve sağ gözümün üzerine doğru vurdu. Bir taraftan da polis memuru bana ‘senin a... koyacağım, orospu, sen oğlunu korumaya çalışıyorsun’ dedi. Sonrasında dengemi kaybederek yere düştüm. Polisin bana vurduğu esnada yanımızda kimse yoktu. Diğer polisler arazide birşeyler arıyorlardı...” Başvurucunun şikâyeti üzerine Başsavcılık başvurucunun şikâyetine konu olay hakkında bir soruşturma başlatmıştır. A. Bireysel Başvuru Tarihine Kadar Olan Soruşturma Süreci Başvurucu ifadesi sonrasında Üniversite Hastanesince düzenlenen adli olgu bildirim belgesinin bir örneği ile olayda kullanıldığını iddia ettiği keseri ve yaralarına gösterir altı fotoğrafı Başsavcılığa teslim etmiştir. Başsavcılık 26/10/2018 tarihinde, adli olgu bildirim belgesinin bir örneğini gönderdiği Üniversite Hastanesinden başvurucuda meydana gelen yaralanma ile ilgili kesin adli rapor düzenlemesini istemiştir. Başvurucunun vekili 6/11/2018 tarihinde Başsavcılığa başvurucu tarafından kendisine verilen vekâletnameyi sunmuştur. Başsavcılığın 26/10/2018 tarihli yazısı üzerine Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı (Adli Tıp Birimi) başvurucuda meydana gelen yaralar hakkında 21/5/2019 tarihinde bir rapor hazırlamıştır. Bu rapora göre sol kolda, her iki uylukta ve sol bacaktaki ekimozlar, sağ göz konjonktivadaki hiperemi ve 16/11/2018 tarihli muayenede “sol ayak bileğinde hassasiyet” olarak tanımlanan lezyon basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafiftir. Başsavcılık 5/7/2019 tarihli bir yazıyla İzmir Emniyet Müdürlüğünden arama işlemine katılan Y. isimli polisin kimlik ve adres bilgilerini bildirmesini istemiştir. Soruşturma dosyasına gelen yazıya göre bahsi geçen kişi Y.dir. Başsavcılık başvurucunun kesin adli raporunun aldırılması için 5/7/2019 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından (İzmir Başsavcılığı) istinabe talep etmiş, 31/10/2019 tarihinde de istinabe talebini tekit etmiştir. Adli Tıp Birimi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı (Adli Psikiyatri Birimi) 15/10/2019 tarihinde başvurucuyla ilgili bir tıbbi belgeleme ve bilimsel değerlendirme raporu hazırlamıştır. Bu raporun sonuç ve yorum kısmında;- Başvurucunun sol ayak bileğinde hassasiyetler olarak tanımlanan lezyon ile sol kolda, her iki uylukta ve sol bacaktaki ekimozlar ile sağ göz konjonktivadaki hipereminin başvurucunun aktardığı kaba dayak, keser sapı ile vurma ve çekilerek sürüklenme ile meydana gelebilecek nitelikte travmatik değişmeler olduğu, - 26/2/2019 tarihinde yapılan ruhsal durum muayenesi sonucunda travma sonrası stres bozukluğu ve majör depresif bozukluk tanılarının konulduğu, karşılaşılan ruhsal tablonun insan eliyle yaratılmış travmalardan sonra görülen ve görülmesi beklenen ruhsal yakınma ve bulgularla örtüştüğü,- İnsan eliyle oluşturulan şiddet olaylarının ruh sağlığı üzerinde travmatik olumsuz etkilerinin uzun vadeli olabileceği, ileriki zamanlarda ek etkilerin/belirtilerinortaya çıkabileceği, var olan etkilerin etki ve belirtilerin ağırlaşabileceği, gelecekte başvurucunun ruh sağlığının bozulma olasılığı olduğu ve başvurucunun belli aralıklarla ruhsal açıdan tekrar değerlendirilmesinin uygun olduğu belirtilerek saptanan klinik tabloya işaret edilerek tıbbi bulguların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı açıklanmıştır. Başvurucunun talebi üzerine Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliği de30/10/2019 tarihinde bir değerlendirme raporu düzenlemiştir. Y., İzmir Başsavcılığının talimatı uyarınca kolluk görevlilerince alınan2/12/2019 tarihli ifadesinde arama işlemi sırasında yaşananları konuyla ilgili tutanak doğrultusunda anlatıp Narlıdere bölgesinde birçok operasyona katıldığı için isminin bilindiğini, başvurucuya hakaret etmediğini ve kötü muamelede bulunmadığını savunmuştur. Y.ye göre başvurucu, oğlunun uyuşturucu maddelerle birlikte yakalanması ve uyuşturucu maddelere el konulması sebebiyle ailesinin kazanç elde etmekten mahrum kalacağı için kendisine iftira atmıştır. 12/12/2019 tarihinde Urla Jandarma Komutanlığından Bademli Mahallesi Muhtarı U.nun ifadesinin alınması istenmiştir. Başvurucu 19/12/2019 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.B. Bireysel Başvurudan Sonraki Soruşturma Süreci U. kollukça alınan 30/12/2019 tarihli ifadesinde mahalle muhtarı olduğu için arama işlemi sırasında hazır bulunduğunu, arama işlemi bittikten sonra kapıda duran bir kadının “Muhtarım, bizim böyle işlerle işimiz olmaz.” dediğini, bu kadın ile polisler arasında nasıl bir diyalog geçtiğini bilmediğini beyan etmiştir. Başsavcılık, Arama Tutanağı’nda imzaları ile sicil numaraları bulunan üç polisin kimlik ve adres bilgilerinin temini için 14/2/2020 tarihinde yazışma yapmıştır. Sözü edilen kişilerin H., K.Y. ve Ö.S. olduğu öğrenilince bu kişilerin ifadelerinin alınması için 18/2/2020 tarihinde İzmir Başsavcılığından istinabe talep edilmiştir. İzmir Başsavcılığı ifadelerin alınması için kolluğa talimat vermiştir. i. Ö.S. 4/3/2020 tarihli ifadesinde başvurucuya kötü söz söylenmediğini, başvurucunun darbedilmediğini, ayrıca arama işleminin sona ermesinden sonra başvurucuda herhangi bir sağlık sorunu görülmediğini beyan etmiştir. ii. K.Y. 21/4/2020 tarihli ifadesinde arama işlemi nedeniyle düzenlenen tutanakla uyumlu beyanda bulunmuş, başvurucuya kötü muamelede bulunulmadığını söylemiştir.iii. H. 9/6/2020 tarihli ifadesinde içinde uyuşturucu madde bulunan bidonları muhafaza altına aldıktan sonra operasyonun başladığı ahırın önüne gittiklerini, burada başvurucuyu gördüğünü ancak başvurucuda herhangi bir darp izi görmediğini beyan etmiştir. Başsavcılık şüpheli hakkında kamu davası açmaya yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle 18/6/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu, vekili aracılığıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde başvurucu özetle olayı aydınlatmaya yönelik ayrıntılı araştırma yapılmadığını oysa olayda kullanılan keserin, vücutta oluşan izleri gösteren fotoğrafların ve adli olgu bildirim belgesinin soruşturma dosyasına sunulduğunu, kararda soruşturma dosyasındaki delillerle ilgili hiçbir değerlendirme yer almadığını, dövüldüğünü gören eşinin uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında ifade verdiğini (Başvurucunun eşi S.E. sözü edilen soruşturma kapsamında verdiği 13/2/2019 tarihli ifadesinde bir polisin, elindeki keser sapı ile eşine vururken gördüğünü iddia etmiştir ancak E.E. ve Z.K. olaydan sonraki gün -24/10/2018- alınan ifadelerinde başvurucunun darbedilmesinden ve/veya hakarete uğramasından söz etmemiştir.), soruşturmanın makul bir sürede sonuçlandırılmadığını ve kararın, verilmesinden üç aydan daha fazla bir süre sonra tebliğe çıkarıldığını iddia etmiştir. Adli Tıp Birimince düzenlenen 29/6/2020 tarihli değerlendirme raporunda, Adli Psikiyatri Biriminin15/10/2019 tarihli raporundaki tespitlere benzer saptamalar yer almıştır. İzmir Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) 27/10/2020 tarihinde başvurucunun itirazını kabul etmiştir. Hâkimlikçe verilen kararda adli olgu bildirim raporundaki tespitler ileadli raporun ve başvurucunun soruşturma dosyasına sunduğu fotoğrafların birbiriyle uyumlu olduğuna işaret edilerek S.E. ve E.E.nin haklarında yürütülen soruşturma kapsamında verdikleri ifadeleri içerir tutanakların getirtilmesi ve şüpheliye isnat edilen kasten yaralama suçu yönünden yeniden değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Başsavcılık, başvurucu ile eşi S.E.nin beyanına ve başvurucu hakkında düzenlenmiş adli rapora dayanarak silahla kasten yaralama suçunu işlediği iddiasıyla Y. hakkında Urla Asliye Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) dava açmıştır. Ceza Mahkemesi 1/10/2021 tarihli celsede Y.nin sorgusunu yapıp başvurucu ile tanıklar S.E., K.Y. ve Ö.S.nin beyanlarını almıştır. Y. yaptığı savunmada başka hususlar yanında başvurucu hakkındaki raporun olaydan üç gün sonra düzenlendiğini, başvurucuda tespit edilen ekimozların kırmızı olduğunu, iddia edildiği gibi başvurucuya vursa idi ekimozların mor renkte olması gerektiğini öne sürmüştür. Başvurucu soruşturma aşamasındaki verdiği ifadeye büyük ölçüde benzer şekilde beyanda bulunmuştur. S.E., Y.nin bazı eylemlerinden bahsettikten sonra ismini vermediği bir kişiyi eşiyle boğuşurken gördüğünü, elinde keser bulunan bu şahsın eşini içeri çekmek istediğini, eşinin ise bağırarak şahsı ittiğini söylemiştir. Ö.S. ve K.Y. soruşturma aşamasında verdikleri ifadeleriyle uyumlu beyanlarda bulunmuştur. 17/12/2021 tarihli celsede Mahalle Muhtarı U., H. ve Z.K. tanık olarak dinlenmiştir. Verdikleri ifadelerde U. ve H. iddianameye konu olaya tanık olmadıklarını söylemiştir. U. ek olarak olay günü başvurucuda herhangi bir darp izi görmediğini beyan etmiştir. Z.K.nın verdiği ifade şöyledir: “...Olay tarihinde ben hayvan almak için [E.E.nin] çiftliğine gitmiştim, ben ahırın yanındayken bir anda silah sesleri geldi kimse görünmüyordu, [E.E.] kaçtı bende ahırın içine attım, şahıslar polis memuru olduklarını söylediler [E.E.] teslim oldu, sonra polis memurları şahsı aldılar, bu sırada Menevşe ERKUŞ evin oradaydı, o da bize doğru geldi, o sırada telefonu çalıyordu, o sırada sanık [Y.] ‘sen yine kimi aradın ver o telefonu pislik’ diyerek elini telefona attı, müşteki sanığa telefonu göstererek gelinimi arıyorum, dedi, [Y. de] elini telefona vurarak telefonu düşürdü, Müşteki telefonu almaya eğilince sanık [da] telefonu almak istediği sırada hamle yapınca müştekiyi iteledi müşteki yere düştü, hatta bana da ‘senin burada ne işin var’ dedi, hayvan almaya geldiğimi söyledim, ben bir bayana karşı neden böyle davranıyorsun deyince, sanık Jandarmaya dönerek ‘alınbunu kelepçeye bunu da götürün’ dedi, beni götürürlerken Menevşe ERKUŞ’un sesi geliyordu ‘beni kurtarın [S.E.]’ diye eşine sesleniyordu, [S.E.] o sırada bizim yanımızdaydı eşinin yanına doğru gitti daha sonrasını görmedim...” 27/5/2022 tarihli celsede, arama işlemi sırasında hazır bulunan jandarmaH. ile arama işleminde hazır bulunan İ.Ş.nin ifadesi alınmıştır. Beyanlarına göre H. ve İ.Ş. arama işlemi sırasında herhangi bir şiddet olayına tanık olmamıştır. Ceza Mahkemesi sanığın isnat edilen suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle 17/6/2022 tarihinde sanığın beraatine karar vermiştir. Başvurucu anılan karar aleyhine istinaf başvurusu yapmıştır ve bu başvuru hakkında henüz bir karar verilmemiştir.