Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı satıcı şirketle 03.02.2014 tarihli 5 yıllık Bayilik Sözleşmesi imzaladığını, davalıdan alınacak mal karşılığının teminatı olarak davalı satıcı şirkete 11.02.2014 tarih 100.000,00 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, sözleşmenin 3. maddesinde vadeli alımlarda davalının 30, 45 ve 60 gün vade uygulanacağının kararlaştırıldığını ancak gelişen zamanda davalı satıcı şirketin, son bir yıl çalışma şartlarında tek taraflı değişikliğe giderek en fazla 20 gün vadeli yakıt vermeye başladığını, bu durumun müvekkili şirketin ciddi ödeme zorluğu çekmesine neden olduğunu, ayrıca sözleşmeye aykırılık da teşkil ettiğini, davalının sözleşme şartlarına uymaması nedeniyle Hilvan Noterliğinden davalı şirkete 28.03.2017 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarname çekerek sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, bunun üzerine davalı şirketin, davalıya hiçbir cari hesap borcu olmamasına rağmen 100.000,00 TL tutarlı teminat mektubunu nakde dönüştürerek bankadan tahsil ettiğini, davalı tarafından haksız tahsil edilen 100.000,00 TL' nin tahsili için, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı şirket aleyhine takibe geçtiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu öne sürerek, itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında 03.02.2014 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, buna bağlı olarak da Bayilik Protokolü düzenlendiğini, Bayilik protokolünün 3.maddesinde yer alan ve davacı şirketin haklı nedenle fesih iddiasına konu ettiği ödeme vadesine ilişkin hüküm, kesin bir hüküm olmayıp, tek başına bu hükmün davacının istediği periyotta uygulanmamasının sözleşmeye aykırılığı veya ahde vefa prensibine uyulmadığını göstermeyeceğini, bu maddenin incelenmesinden de görüleceği üzere, bayi adına vadeli alımlarda, "vade uygulanabileceği" denilmek suretiyle bu hususun müvekkil şirketin takdirinde olduğunu, tarafların belirtilen vadelerin dışında alım-satım yapabilmelerinin de ihaleler, toplu satışlar gibi özel durumlarda mümkün olduğu, aksi davranışın ihlal teşkil etmediği, akdin feshini gerektirmediğinin açık olduğunu, sözleşme ilişkisinin başladığı günden feshe kadar geçen döneme kadar farklılaşabilen aylık akaryakıt alım vadesinin, sözleşmenin ilgili maddesi uyarınca ancak satıcının takdiri ile farklılaştırılabileceğini bile bile vadenin yetersiz olduğu 3 yıl sonra bir anda sözleşmenin feshine konu edilmesinin dayanağının olmadığını, bu nedenle feshin haksız olduğunu, davacının 29.03.2017 tarihli erken fesih ihtarnamesiyle nedeniyle maruz kalınan kazanç kaybı karşılığı 21.760 USD için 108.019.14 TL bedelli ve 1.980,86 TL bedelli faturalar keşide edildiğini, ilgili cezai şart bedeli, mahrum kalınan kar ve cari hesap bakiye alacağı karşılığında davacının verdiği 100.000,00 TL' lik teminat mektubunun nakde dönüştürülmek suretiyle tahsil edildiğini, savunarak davanın reddini ve %20 kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.