T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1800 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS KARAR NO : 2026/151 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) (MİKTAR İTİBARİYLE RET) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/03/2023 ESAS…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1800 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS KARAR NO : 2026/151 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) (MİKTAR İTİBARİYLE RET) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/03/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/221 E - 2023/191 K DAVA TARİHİ : 22/03/2022 DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 20/02/2026 YAZILDIĞI TARİH : 12/03/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen dosya davacısı vekili ve asıl ve birleşen dosya davalısı vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili asıl dosyada verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı şirket arasında ticari mal alım-satım ilişkisi olduğunu, bu kapsamda ürün tesliminin gerçekleştirildiğini ve fatura düzenlendiğini, ancak davalı şirketçe faturada yazılı borcun ödenmediğini, bunun üzerine fatura alacağının tahsili amacıyla davalı borçlu hakkında Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2021/16032 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, devam eden süreçte davalı yanın söz konusu takibe itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, davalının haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline ve takibin devamına, ayrıca davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen dosyada verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı şirket arasında ticari mal alım-satım ilişkisi olduğunu, bu kapsamda ürün tesliminin gerçekleştirildiğini ve fatura düzenlendiğini, ancak davalı şirketçe faturada yazılı borcun ödenmediğini, bunun üzerine fatura alacağının tahsili amacıyla davalı borçlu hakkında Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2021/16033 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, devam eden süreçte davalı yanın söz konusu takibe itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, davalının haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline ve takibin devamına, ayrıca davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili asıl dosyada ve birleşen dosyada verdiği tek cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yazılı ya da sözlü bir sözleşme bulunmadığını ve ticari ilişki olmadığını, icra takiplerine dayanak olarak gösterilen faturaların müvekkil şirket tarafından kabul edilmediğini ve iade edildiğini savunarak, davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın takip konusu edilen ve bilirkişi raporu ile belirlenen faturalar yönünden 17.880,00 TL asıl alacak için icra takibi yapmakta haklı olduğu, bakiye kısma ilişkin alacağının bulunmadığı, bununla birlikte davacının faiz isteminin yerinde olmadığı, ayrıca alacağın likit nitelikte bulunduğu, bu itibarla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili birleşen dosya için verdiği istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı tarafın bakım, lastik v.s. işlemlerin eksik ve ayıplı olduğu yönünde bir iddiasının bulunmadığını, bununla birlikte davalı şirketin ödeme yapıldığı yönünde bir savunmasının da olmadığını, bu nedenle 25.000,00 TL ödendiği hususunda yapılan değerlendirmenin hatalı bulunduğunu, kaldı ki 25.000,00 TL'nin bakiye borç mu olduğu yoksa ödenen tutar mı olduğu konusunun açıklığa kavuşturulmadığını, davalı şirketin ödeme yapıldığına ilişkin belge ibraz etmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının birleşen dava yönünden kaldırılmasına ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili asıl ve birleşen dosya için verdiği istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında sözlü ya da yazılı bir anlaşma yapılmadığını ve ticari ilişki olmadığını, ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğunu ve davacının alacağını ispat edemediğini, müvekkil şirketin borcunun bulunmaması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, ayrıca reddedilen tutar üzerinden kötüniyet tazminatı uygulanması gerektiğini savunarak, mahkeme kararının kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davacının, takibe konu faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamı ile %20 icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davacı vekilince asıl ve birleşen dosyada, davalı şirketçe faturada yazılı borcun ödenmediği, bunun üzerine fatura alacağının tahsili amacıyla davalı borçlu hakkında icra takipleri başlatıldığı, devam eden süreçte davalı yanca söz konusu takiplere itiraz edildiği ve icra takibinin durduğu, davalının haksız ve kötüniyetli olarak borçlara itiraz ettiği iddiası ile, itirazın iptali istemli eldeki dava açılmıştır. Davalı vekilince asıl ve birleşen dosyada, taraflar arasında yazılı ya da sözlü bir sözleşme bulunmadığı ve ticari ilişki olmadığı, icra takiplerine dayanak olarak gösterilen faturaların iade edildiği belirtilerek, davanın reddi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından 31/03/2023 tarihli karar ile, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen hükme karşı davacı ve davalı şirket tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalının asıl dosyada ve birleşen dosyada istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede; HMK'nın "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341. maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 2.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 41. maddesi ile de, maddede yer alan "binbeşyüz" ibaresi, "üçbin" şeklinde değiştirilmiş, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir. Buna göre 2023 yılı için Maliye Bakanlığınca istinaf kesinlik sınırı 17.830,00 TL olarak belirlenmiştir. İlk derece mahkemelerinde verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. (HMK 341/1) Karar tarihi itibariyle, miktar ve değeri 17.830,00 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (HMK 341/2) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda 17.830,00 TL'lik kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (HMK 341/3) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 17.830,00 TL'yi geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (HMK 341/4) Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından, istinaf kanun yoluna başvuran davalı şirket aleyhine GIB2021000000117 numaralı e-arşiv faturadan kaynaklı 14.160,00 TL asıl alacak ile 71,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.231,48 TL tutar ve GIB2021000000105 numaralı e-arşiv faturadan kaynaklı 63.720,00 TL asıl alacak ile 584,83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 64.304,83 TL tutar için ilamsız icra takibinde bulunulduğu, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, istinaf kanun yoluna başvuran davalı aleyhine kabul edilen tutarın asıl davada 14.160,00 TL, birleşen davada 3.720,00 TL olduğu anlaşılmış olup, borç miktarı olarak kesin olan bu tutar için davalı istinaf yasa yoluna başvuramaz. HMK 346. maddesi gereğince, kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulması halinde, kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi istinaf incelemesi sırasında da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Bu durumda; HMK'nin 341/2. maddesinde açıklanan 17.830,00 TL'yi aşmayan kararın asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı istinaf başvuru sınırının altında kaldığı anlaşıldığından, HMK'nin 352. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda asıl ve birleşen dosya davalısının istinaf isteminin miktar yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının birleşen dosyada istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede ise; Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2021/16032 Esas sayılı dosyası ile; 19/11/2021 tarihinde davacı tarafından, davalı şirket aleyhine, fatura alacağına dayalı 14.160,00 TL asıl alacak (fatura) ve 71,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.231,48 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67. maddesi uyarınca süresinde açıldığı, Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2021/16033 Esas sayılı dosyası ile; 19/11/2021 tarihinde davacı tarafından, davalı şirket aleyhine, fatura alacağına dayalı 63.720,00 TL asıl alacak (fatura) ve 584,83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 64.304,83 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67. maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, bir mali müşavir bilirkişinden alınan raporda özetle; davalı tarafa ait BA/BS bildirimleri üzerinde yapılan inceleme ve tespitlerde, davacı şirket tarafından davalı şirkete 2021 yılında düzenlenmiş olan ve beyan sınırını aşan 2 adet faturanın, elektronik belge sistemi tarafından davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine ilgili dönem BA bildirim formu ile "Mal ve Hizmet Alış" bildirimi şeklinde otomatik olarak beyan edildiği, bu hususun davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, BA/BS beyan sınırını aşan 21/10/2021 tarihli 105 numaralı 63.720,00 TL KDV dahil faturanın BA ile otomatik beyan edildiği, ayrıca 30/10/2021 tarihli 117 numaralı 14.160,00 TL KDV dahil faturanın BA ile otomatik şekilde bildirildiği, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle, davacı şirketin davalı şirketten takip konusu faturalardan kaynaklı 77.880,00 TL bakiye alacağının bulunduğu, davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre ise, takip tarihi itibariyle, davacı şirketin davalı şirkete 21/05/2021 tarihli ödemeden kaynaklı 25.000,00 TL bakiye borcunun kayıtlı olduğu görüş olarak bildirilmiştir. Bilirkişi raporuna yapılan itirazlar üzerine alınan ek raporda ise özetle; 5 adet makinenin 2021 yılı itibariyle komple bakımlarının yapıldığı iddia edilmekle, makinelerin tekrar boyanması gerektiği, 5 adet makinenin 15.000.00 TL tutar ile boyanacağı, ayrıca 5 adet makinenin toplam 20.000,00 TL lastik masrafı olduğu, diğer yandan, davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olup davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 25.000,00 TL tutarındaki ödemenin, 77.880,00 TL tutarındaki 2 adet faturadan mahsup edilmesi durumunda, davacı şirketin 17.880,00 TL bakiye alacağının kalacağı görüş olarak ifade edilmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun incelenmesinden, faturaların davacı ve davalı şirket arasında düzenlendiği, bir başka ifade ile ticari ilişkisinin davacı ve davalı şirket arasında olduğu anlaşılmakla birlikte, davacı tarafından düzenlenen faturaların, elektronik belge sistemi tarafından davacı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine ilgili dönem BS bildirim formu ile "Mal ve Hizmet Satış" bildirimi şeklinde otomatik olarak beyan edildiği ve davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, öte yandan, söz konusu faturaların, yine elektronik belge sistemi tarafından davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine ilgili dönem BA bildirim formu ile "Mal ve Hizmet Alış" bildirimi şeklinde bildirildiği, bu hali ile faturalara konu malların davalıya teslim edildiğinin ispatlandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Davaya konu icra takibinde takip dayanağı olarak fatura alacağına ( GIB2021000000105 numaralı ve 21/10/2021 tarihli 63.720,00 TL bedelli fatura) dayanılmıştır. Bu sebeple davanın takip ve dava konusu yapılan fatura alacağı ile sınırlı olarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir. Somut olayda alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde, faturanın ve icra takibinin belirli olduğu, anlaşılmakla birlikte, ek bilirkişi raporu ile değerlendirmeye alınan ödemenin 21/05/2021 tarihli bulunduğu, bu durum karşısında davacının talebinin cari hesaptan kaynaklanmadığı, bir başka ifade ile takip dayanağının cari hesap özeti olmadığı gözetildiğinde, mahkemece icra takibine konu faturadan kaynaklanan davacı alacağının bulunduğundan ve davalı şirkete karşı yapılan bir temerrüt ihtarının olmadığından, bu durumda temerrütün oluşmadığından bahisle birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; açıklanan nedenlerle mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan asıl ve birleşen dosya davacısı vekilinin birleşen dosya yönünden yaptığı istinaf başvurusunun kabulü ile kaldırılmasına (asıl davada davalı şirket vekilince yapılan istinaf başvurusu yönünden mahkemece verilen karar kesin nitelikte olduğundan ve istinaf başvuru dilekçesi kesinlik nedeniyle reddedildiğinden, asıl davaya ilişkin bu kısım yeniden hükme eklenmemiş ve vekalet ücreti ile yargılama gideri ayrıca yazılmamıştır.) ve birleşen dava hakkında mahkeme kararının HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin asıl ve birleşen dosyalar için yaptığı istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi gereğince AYRI AYRI MİKTAR İTİBARİYLE REDDİNE, 2-Davacı vekilinin birleşen dosya için yaptığı istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 3-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/221 Esas, 2023/191 Karar sayılı ve 31/03/2023 tarihli kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, 4-a)Birleşen davanın KISMEN KABULÜNE; Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2021/16033 Esas sayılı dosyasında davalının yaptığı itirazın 63.720,00 TL asıl alacak üzerinden İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b)Kabul edilen 63.720,00 TL alacak üzerinden hesaplanan %20 (12.744,00 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine c)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 4.352,71 TL harçtan peşin alınan 766,66 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.586,05 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, ç)Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 80,70 TL başvurma harcının ve 766,66 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d)6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranlarına göre hesaplanan 1.308,00 TL'sinin davalıdan, 12,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, e)Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 31,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranlarına göre hesaplanan 30,72 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, f)Davacı birleşen dosyada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım yönünden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, g)Davalı birleşen dosyada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen kısım yönünden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 584,83 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, h)Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi dikkate alınarak yatıran tarafa iadesine, İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden 5-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde yatıran tarafa iadesine, 6-İstinaf eden davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 9-HMK'nın 333. maddesi gereğince gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 10-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, 20/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."