T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2102 - 2025/2355 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2102 KARAR NO : 2025/2355 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2023 NUMARASI : 2022/75 E. - 2023/66 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) Taraflar ar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2102 - 2025/2355 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2102 KARAR NO : 2025/2355 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2023 NUMARASI : 2022/75 E. - 2023/66 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/07/2023 Tarih ve 2022/75 Esas - 2023/66 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının 2020/11367 sayılı "..." ibareli markasının 03, 05, 29, 30 ve 35. sınıflarda tescili isteğine yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa YİDK kararının şeklen içeriyor gibi olsa da, esasen herhangi bir gerekçe içermediğini, müvekkilinin, "..." ibareli tescilli markası ile uzun yıllardan beri gıda ürünleri, doğal gıda ve özellikle kahvaltılık gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, "..." ibareli davaya konu marka ile müvekkilinin markasının baştaki "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle benzer olduğunu, davaya konu markanın tescilinin talep edildiği sınıflarda müvekkilinin markasının tescilli olduğunu, bu itibarla marka işaretleri ve markaların kapsamında bulunan emtialar yönünden benzerlik oluştuğundan davaya konu marka ile müvekkilinin markaları arasında iltibas tehlikesinin mevcut olduğunu, davaya konu markanın tescilinin müvekkilinin markasının itibarını zedeleyeceğini ve davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-3772 sayılı YİDK kararının iptaline ve başvurucuya ait "..." markasının tescili halinde hükümsüzlügüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, halk ağzına mal olmuş, etimolojik olarak Arapça, İbranice veya Süryanice'den geldiği tahmin edilen, ayet ismi olarak Kur'anı Kerim'de geçen ve Türk Dil Kurumu sözlüğünde "... " söz öbeği ile yer alan "..." kelimesinin ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, ... kayıtlarından görüleceği üzere bu ibareyi içeren çok sayıda markanın mevcut olduğunu, müvekkilinin markasının yazım tarzi ve ek unsurlar ile birlikte davacının markalarından anlam, şekil, görsel, fonetik, yazım tarzı, renk ve kelime unsurları itibariyle tamamen farklı olduğunu, müvekkilim markasındaki "..." ibaresinin ortalama tüketici nezdinde ayırt ediciliği sağladığını, ortalama tüketici nezdinde taraf markalarının karıştırılma ihtimali veya müvekkilinin markasının davacının seri markası olarak algılamasının söz konusu olmadığını, markalar arasında emtia benzerliği bulunmadığı gibi, müvekkilinin davacının markasına yanaşma niyetinin de bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. ... vekili, taraf markalarının anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim (toplu intiba) yönünden benzer olmadığını, zira başvuru konusu marka ile itiraz konusu markaların tertip tarzı, yazım stili, ihtiva ettikleri farklı şekil, renk ve kelime unsurlarıyla ayrıştığını, "..." ibaresi başvuru markası ile itiraza mesnet davacı markalarında ortak unsur olarak yer almakta ise de, markaların genel izlenim itibariyle bütüncül değerlendirilmesi esas olduğundan parçalara bölünmesi suretiyle yapılan benzerlik değerlendirmesinin doğru olmadığını ileri sürerek müvekkili tarafından alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının markasının, beyaz zemin üzerine yeşil renginin farklı tonlarında "... " ibaresi ve bu ibarenin sol tarafında üç yapraklı bir şekilden oluştuğu, markanın asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, markalar arasında "..." ibaresi ortak olarak yer alsa da, bu ibarenin ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu, ayırt ediciliği zayıf ibarelerin küçük eklemelerle ortalama tüketici nezdinde farklılaşabileceği, somut olayda dava konusu marka tüketiciler tarafından bütüncül olarak "... " şeklinde algılanacağından dava konusu marka ile davacının redde gerekçe markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak bir benzerlikten söz edilemeyeceği ve buna bağlı olarak ortalama tüketicilerin davalının "... " markasının davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu kabul edilse dahi, ibarenin çeşitli eklemelerle davalı tarafından kullanılmasının davaya konu marka ile müvekkiline ait marka arasında bağlantı olduğu düşüncesini uyandıracağını, zira markalarda ayırt edici ve baskın olan unsuru oluşturan "..." ibaresinden kaynaklı olarak markalar arasında fonetik ve görsel benzerliğin bulunduğunu, davaya konu 05, 29, 30 ve 35. sınıf kapsamındaki mal ve hizmetlerin müvekkilinin markalarının kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı ya da ilişkili olduğu, dolayısı ile iltibasın varlığı için gerekli olan koşulların somut olayda gerçekleştiği gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) - marka (marka hükümsüzlüğünden kaynaklanan) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı ...'in 29/01/2020 tarihinde, 2020/11367 sayılı "..." ibareli markasının 03, 05, 29, 30 ve 35. sınıflarda tescili başvurusunda bulunduğu, davacı şirketin "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya yönelik itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı ve devamında YİDK'in 2021-M-3772 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 4/1/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince, davacıya ait "..." markası ile davalı ...'in "..." markaları arasında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, bu karara davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğundan, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davaya konu markanın kapsamında bulunan 05, 29, 30 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetlerin davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında bulunduğu, 03. sınıftaki malların ise davacının itiraza mesnet markalarının kapsamındaki 31, 32, 40 ve 43. sınıftaki mal ve hizmetlerle ilişkili olduğu dolayısı ile markalar arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği anlaşılmıştır. Taraf markalarındaki işaretlerin benzerliğine gelince; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08/06/2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, dava konusu başvuru "..." ibaresinden ve davacının itiraza mesnet markaları "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davaya konu markada "..." ibaresinin hemen üstünde üç yapraktan oluşan bir şekil yer alıyor ise de, anılan şeklin kelime unsuruna göre arkada kaldığı, "..." ibaresinin toplumda yaygın olarak kullanılan ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu, buna göre taraf markalarında ortak olan "..." ibaresinin her iki markanın asli unsurunu oluşturduğu, bu ibarenin ortaklığı nedeniyle markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin bulunduğu, davaya konu markadaki şekil unsuru ve "..." ibaresinin davaya konu markayı davacının markalarından uzaklaştırmaya yeterli olmadığı, davaya konu markanın kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin davacının markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer ve ilişkili olduğu, ilgili tüketicilerin dava konusu başvuruyu gördüklerinde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayamayacağı, bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonucuna varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü isabetli bulunmamıştır. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile davacının itirazına ve davaya mesnet markaları arasında, işaret ve emtia benzerliği nedeniyle koşulları gerçekleşen 6769 sayılı SMK'nın 6/1. Maddesi uyarınca davanın kabulüne karar karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 06/07/2023 gün ve 2022/75 Esas - 2023/66 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile Türk Patent ve Marka Kurumu'nun 2021-M-3772 sayılı YİDK kararının İPTALİNE 3-Davalı ... adına tescil edilen 2020/11367 sayılı "... + şekil" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve Sicilden terkin edilmesine, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 173,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 172,50-TL tebligat masrafı, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.084,00-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.245,40-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.