T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:10/06/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ D…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:10/06/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ... Bankası Bayramyeri Şubesine ait ... numaralı ve 25/11/2013 vade tarihli çekin ödenmediğinden bahisle icra takip işlemi yapıldığını, müvekkili tarafından yapılan inceleme neticesinde ilgili çekin isim hanesinin alt tarafında bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığının kendisince tespit edildiğini, müvekkili tarafından böyle bir imza atılmadığı gibi imza atılması hususunda herhangi bir muvafakatname de verilmediğini, ilgili çek üzerindeki imzanın kendine ait olmaması sebebiyle resmi belgede sahtecilik eylemi gerçekleştirildiğinden bahisle Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğunu, dosyada yapılan imza ve yazı örnekleri incelemesinde icra takibine konu çek üzerindeki imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığı kanaatine varıldığını, resmi belgede sahtecilik eyleminden dolayı Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ceza davasının derdest durumda olduğunu, gerçeğe aykırı sahte olarak düzenlenen senet sebebiyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine yönelik dava açma zorunluluğunun doğduğunu beyanla davalarının kabulü ile Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki gerçeğe aykırı düzenlenmiş sahte çek sebebiyle takibin iptali ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, telafisi güç sonuçlarla karşılaşmaması açısından icra takip dosyasındaki icra takip ve haciz işlemlerinin durdurulmasına yönelik dosyada tedbir kararı verilmesini, kötü niyetli icra takibi sebebiyle davalı aleyhinde %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacının yasal süresi olan 5 gün içerisinde imzaya itiraz edebilir ve gerekli yargılama sonucu imzanın kendisine ait olup olmadığını tespit ettirebilecek iken davacı ve babası ...'un müvekkilinin alacağını semeresiz bırakmak amacıyla hileli bir kasıtla aradan geçen uzun yıllar sonra iş bu davayı imzanın kendisine ait olmadığı ve icra takibine konu çekin imzalanmasında herhangi bir muvafakati olmadığını haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde iddia ettiğini, öncelikle icra takibine konu ve davacının imzasının sahte olduğunu iddia ettiği çekin bir hatır çeki olmayıp ticari ilişki ve ürün satımı sonucu kesilen faturalar ve bu faturalara ait ürünlerin davacıya teslim edildiğini gösteren sevk irsaliyeleri gereğince aradaki cari hesap ilişkisine binaen verilmiş çekler olduğunu, yani çekin keşide edilerek müvekkiline verilmesinin sebebinin aradaki ürün satışı işlemi olduğunu, iş bu nedenle tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde ticari ilişkiye konu fatura ve çeklerin davacının bilgisi dahilinde olduğunun açıkça tespit edilebileceğini, davacının bir şahıs firması olup tacir olduğunu ve basiretli bir şekilde davranmakla mükellef olduğunu, aradan 6 yıla karşın davacının çek defterinin ve yahut çek defterine ait belirli yaprakların zayi ve bilgisi dışında kullanıldığına dair bir çek iptali başvurusunun bulunmadığını, bu nedenlerden dolayı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan reddine, şayet Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, davacı hakkında %20'den aşağı olmak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, " İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; menfi tespit davasını, bir hukuki ilişkinin ya da ondan doğan bir hak veya yetkinin mevcut olmadığının, bir belgenin sahteliğinin ya da herhangi bir nedenle hükümsüzlüğünün tespiti için hukuki yarar bulunması koşuluna bağlı olarak açılan ve sonucunda herhangi bir mahkumiyet istemini içermeyip, konusunu teşkil eden hususun bir kararla tespitini amaçlayan dava olarak tanımlamıştır. Denizli 6.Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası incelendiğinde; davacı ...'un babası olan sanık ...'un '' oğlumun isminin bulunduğu yeri imzalayarak çeki ...'e verdiğini'' beyan ettiği, çek ile ilgili yapılan İzmir Kriminal Polis Labaratuarı tarafından yapılan incelemede imzanın davacı ...'a ait olmadığının tespit olunduğu, dava dışı babası ...'un resmi belgede sahtecilik suçundan ceza almış olduğu görülmekle dava kabul olundu. Ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hakimi kural olarak ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile bağlı değil ise de, kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır.(H.G.K. 06.02.2002 gün 2002/19-16, 2002/47 sayılı kararı). İcra dosyası ve ceza dosyasındaki beyanlar ve imza inceleme raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacı ve dava dışı babası sanık ...'un davalı ile ticaret yaptıkları, davalıdan bir kısım mallar almış oldukları ancak ...'un genel vekaletname ile işleri takip ettiği, çek düzenleme yetkisinin olmadığı, davacının da babasının bilgisi ve izni dışında çek düzenlemiş olduğunu beyanları dikkate alınarak dava kabul olundu. Tazminat talebi yönünden ise davalıyı takibi açmaya zorlayan sebeplerin İİK 72/5 gereği değerlendirilmesinde; hem haksız hem kötü niyetli olması gerekmekle davada davalının haksızlığı söz konusu olmamakla tazminata hükmolunmamasına" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı müvekkili şirket ile davacı ... arasında blok mermer, moloz mermer vb. çeşitli mermer ürünlerinin satışı konusunda yapılan anlaşma neticesinde cari hesap ilişkisi kurulduğunu, davacının cari hesap ilişkisi çerçevesinde ürünleri müvekkili şirketten satın ve teslim aldığını bu teslim aldığı ürünlere karşılık müvekkili şirkete 2 ayrı çek verdiğini, 2013 yılına ait bu çeklerin uzun süre ödeneceği ve icra takibine konulmaması ricaları, yeniden ticari ilişki kurmak ve davalı müvekkilden ürün satın almak isteği belirtilerek müvekkili şirket oyalandığını ve çeklerin karşılığının aradan geçen uzun süreye karşın ödenmediğini, Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 25.11.2013 tarih ve ... çek numaralı 34.220,00 TL bedelli çekin icra takibine konulduğunu, davacıya usulüne uygun olarak yapılan tebligat üzerine yasal süresi olan 5 gün içerisinde Denizli 3. İcra Hukuk Mahkemesi'ne ... E-... K. sayılı dosyası ile zamanaşımı gerekçesiyle şikayette bulunduğunu, herhangi bir şekilde imzaya itirazda bulunmadığını, yasal süresi ve hakkı bulunmasına rağmen imzanın davacıya ait olmadığı yönünde herhangi bir iddiada bulunmadığını, 2016 yılında davacı aleyhine icra takibi başlatılmış olmasına rağmen herhangi bir imzaya ve borca itiraz olmaksızın 2019 yılında huzurdaki davanın ikame edildiğini, haksız ve kötü niyetle çekin keşide edildiği tarih olan 2013 yılından 6 yıl sonra alacaklı müvekkiline davacı borçlunun maaş haczinde sıra geldiğini ve tahsilin kötü niyetle önüne geçmek amacıyla Savcılığa suç duyurusunda bulunarak akabinde Mahkemeye başvurulduğunu, menfi tespit davasının açılmasında hukuki yararın dava şartı olduğunu, bu nedenle davacıya usulüne uygun olarak yapılan tebligat üzerine yasal süresi olan 5 gün içerisinde Denizli 3. İcra Hukuk Mahkemesi'ne ... E-... K. sayılı dosyası ile imzaya itiraz edebilecekken bu yola başvurmadığını, bir nevi imzasını ikrar ettiğinin sabit olduğunu, davacının yasal süresi olan 5 gün içerisinde imzaya itiraz edebileceğini ve gerekli yargılama sonucu imzanın kendisine ait olup olmadığının tespit edilebileceğini, fakat davacı ve babası ...'un müvekkilinin alacağını semeresiz bırakmak amacıyla hileli bir kasıtla aradan geçen uzun yıllar sonra iş bu davayı imzanın kendisine ait olmadığı ve icra takibine konu çekin imzalanmasında herhangi bir muvaffakatnamesi olmadığını haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde iddia ettiğini, davacının haksız ve hileli eylemleri sonucu teslim aldığı ürünlerin karşılığını ödememek amacıyla açmış olduğu bu davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Yerel Mahkeme tarafından davacının imza kendine ait olmadığı iddiası ile babası ...'un şikayet ettiği bu şikayet sonucunda birleşen Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının halen derdest olduğunu, menfi tespit davasına konu çeklerle ilgili sahtelik iddiası ile devam eden ceza dosyası kesinleşmeden hüküm kurulması ve davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ceza dosyasının istinaf aşamasında olduğunu, bozma kararı verilmesi ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Yerel Mahkemeye gönderilmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından dosya kapsamında davacı hakkında herhangi bir imza incelemesi yaptırılmadığını, bu hususta bilirkişi raporu alınmadığından çeklerin sahteliği huzurdaki davada ispatlanmadığını, Hukuk Mahkemesinin, ceza hakiminin kusur değerlendirmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı ile de bağlı olmasa da huzurdaki dosyada herhangi bir imza incelemesi dahi yaptırılmadan çeklerin imzalarının sahte olduğu gerekçesiyle karar verildiğinden bu durumda ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, bu nedenle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararına da itiraz etmiş olmalarına karşın bu itiraz değerlendirilmeden mahkeme tarafından hüküm kurulduğunu, mahkeme tarafından 27.02.2019 tarihli tensip zaptının 15. maddesi ile ihtiyati tedbir ara kararı kurulduğu gerekçesi ile tensip zaptı düzenlendiği tarihten 3 yıl sonra 24.05.2022 tarihinde teminat yatırılarak tedbir kararı uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tedbir kararından 3 yıl sonra teminat yatırılarak ihtiyati tedbir kararı uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu hüküm gereğince yasal süresi içerisinde davacı tarafından teminatın yatırılarak tedbir kararının uygulanmasının talep edilmediğini sabit olup, bu aşamada 27.02.2019 tarihli tensip zaptındaki ara karara dayanarak ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığını, yasa hükmü gereği tedbir kararının kendiliğinden ortadan kalktığını, usul ve yasaya aykırı tedbir kararına yasal süresi içerisinde itiraz etmiş olmalarına rağmen yerel mahkeme tarafından itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, bu nedenle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle icra takibine konu ve davacının imzasının sahte olduğunu iddia ettiği çekin bir hatır çeki olmadığını, ticari ilişki ve ürün satımı sonucu kesilen faturalar ve bu faturalara ait ürünlerin davacıya teslim edildiğini gösteren sevk irsaliyeleri gereğince aradaki cari hesap ilişkisine binaen verilmiş çekler olduğunu, çekin keşide edilerek müvekkiline verilmesinin sebebinin aradaki ürün satışı işlemi olduğunu, bu nedenle tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde ticari ilişkiye konu fatura ve çeklerin davacının bilgisi dahilinde olduğunun açıkça tespit edildiğini, davacının bir şahıs firması olduğunu, tacir olduğunu ve basiretli bir şekilde davranmakla mükellef olduğunu, aradan geçen 6 yıla karşın davacının çek defterinin ve yahut çek defterine ait belirli yaprakların zayi ve bilgisi dışında kullanıldığına dair bir çek iptali başvurusunun da bulunmadığını, davacı çekin keşide edildiği tarihten 5 yıl sonra Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'na babası ... ve kasıtlı olarak alacağını ödemediği müvekkili abesle iştigal şekilde resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık iddiası ile şikayet ettiğini, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası üzerinden müvekkil hakkında takipsizlik kararı verildiğini ve soruşturmanın asıl mağduru olan müvekkilinin gerek davacı ... gerekse babası ...'dan dolandırıcılık suçlaması ile şikayetçi olması üzerine müşteki konumuna geçtiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davasıdır. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında; "....Senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir... İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir..." şeklinde belirtilmiştir. Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere, senette sahtecilik iddiası mutlak defi olarak herkese karşı sürülebilir. Burada ispat yükü senetteki imzanın davacıya ait olduğunu iddia eden tarafa aittir. Yukarıda açıklanan yüksek yargı kararı ve yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; bağımsız borç ikrarını içeren kambiyo senedinin hüküm ifade edebilmesi için davacı adına atfen atılı bulunan imzanın davacının eli ürünü olması gerekmektedir. Her ne kadar davalı çekin gerçek bir borç ilişkisine dayandığını, bu hususun davacı tarafça da bilindiği ve babası olan dava dışı ... ile borç ödemekten imtina etmek amacıyla imzanın inkar edildiğini ileri sürerek aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün hatalı olduğuna ilişkin istinaf isteminde bulunmuş ise de, imza itirazı kabul edildiğinde kambiyo senedi hükümsüz hale geleceğinden herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak defi olduğundan davalı yanın bu istinaf istemi yersizdir. Davalı taraf, davacının işbu istinafa konu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını istinaf istemi olarak ileri sürmüşse de; İcra Hukuk Mahkemesince verilen kararların (kural olarak) kesin hüküm teşkil etmemesi, İcra Hukuk Mahkemesinde açılan dava sırasında imzaya itiraz edilmemesinin imzayı ikrar anlamı taşımayacağı gibi bu sebeple menfi tespit davası açılmasında da hukuki yararının olmadığından bahsedilemeyeceği açık olup bu hususa ilişkin istinaf istemi de yerinde değildir. Yine davalı vekilince ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmediği ve imza incelemesi yapılmaması sebebiyle davaya konu bononun sahteliğinin ispat edilemediği hususu istinaf istemi olarak ileri sürülmüştür. Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ve davalı şirket yetkilisinin katılan, davacının babası olan ...'un sanık olduğu, suçun resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu olduğu, Mahkemece davaya konu 25/11/2013 keşide tarihli, keşidecisinin ... Yapı Tic. ..., lehtarının ... Müh. ve Mad. ... emrine düzenlenen ve ... Mühendislik ... adına ciro edilerek ... Mermer Tic. Ltd. Şti.'ne devredilen çekin arkasına oğlu ...'un imzasını atarak katılan ...'e yapılan alışveriş karşılığı verdiğinden bahisle sanık ...'un resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince ceza yargılaması sırasında davacının babası ...'un davaya konu çekteki imzanın kendisi tarafından atıldığına ilişkin beyanı ve ...'un çek düzenleme yetkisi olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi karar tarihinde ceza mahkemesi kararının istinaf incelemesinde bulunduğu ve kesinleşmediği, ancak İlk Derece Mahkemesi kararı istinaf incelemesi aşamasında iken ceza mahkemesi kararının Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı, daha sonra yargılamaya devam eden Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile sanık ...'un 34.220,00-TL ve 35.000,00-TL bedelli çeklere yönelik üzerine atılı "resmi belgede sahtecilik" ve "banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunu işlediği sabit görülmekle cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 12/03/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Kural olarak 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır. Bu durumda, ceza mahkemesinin kesinleşmiş mahkumiyet kararı ve bu yargılama neticesinde varlığı tespit edilen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayıcıdır. Kesinleşen ceza yargılaması sırasında davaya konu çekle ilgili İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı'ndan alınan 31/05/2018 tarihli uzmanlık raporuna göre; 34.220,00-TL bedelli çekin ön yüzüne atılı bulunan keşideci imzasının ...'ın eli ürünü olduğu, çek muhtevasındaki yazılar ve atılı bulunan diğer imzalar ile fark görüldüğü, söz konusu diğer yazı ve imzaların ...'ın elinden çıkmadığı kanaatine varıldığının belirlendiği, 01/02/2018 tarihli uzmanlık raporu içeriğine göre ise, çek üzerinde yapılan incelemede çekte lehtar ve birinci ciranta olarak görünen ... adına atılı imzaların ... eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı belitrilmiştir. Ayrıca ... Bankası Denizli şubesi ve Müflis ... Bankası Denizli Şubesi'ne dava konusu çeklerin dışında, sanık ... tarafından imzalanan ve bedeli ödenen çek ya da çeklerin bulunup bulunmadığı hususunda yazılan müzekkere yanıtlarından katılan ... adına sanığın imzalayıp bedeli ödenen başkaca çek kaydına rastlanmadığı belirlenmiş olmakla davaya konu çekteki imzanın davacı yana ait olmadığı ve dava dışı ...'un davacı adına çek keşide etmek ve ciro etmek konusunda resmi bir vekaletnamesinin de bulunmadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilince, tensip zaptının düzenlenmesinden 3 yıl sonra teminat yatırılarak uygulanan ihtiyati tedbir kararına itirazlarının değerlendirilmediğinden bahisle usul ve yasaya aykırı olarak uygulanan ihtiyati tedbir kararına ilişkin istinaf isteminde bulunulmuşsa da; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile nihai karar verilmiş olduğundan ihtiyati tedbire itiraza ilişkin HMK'da belirlenen prosedür uygulanmaksızın verilen tedbir kararı kaldırma sebebi yapılmamış olup yalnızca eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 3.093,77-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 773,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.320,27-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26/12/2025 ...