6. Ceza Dairesi 2022/9616 E. , 2024/6076 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1607 E., 2021/1027 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birin
**6. Ceza Dairesi 2022/9616 E. , 2024/6076 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1607 E., 2021/1027 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Yasa'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301. maddesinin "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Bir başkasının, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Yani mağdurun rızasının failin ve/veya faillerin cebir ve tehdidi ile sağlanması halinde bu suç oluşur. Yağma suçunun en başta gelen özelliği malın cebir, şiddet veya tehdit ile alınmasıdır. Yani zilyedin elinden malın alınması veya malın fail tarafından zaptına karşı sukut etmesini zorunlu kılması gerekir. Tehdidin, nitelik ve nicelik bakımından yağma suçunda aranan boyutta olması gerekir. Dolandırıcılık suçunda ise, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararı olarak kişinin kendisine veya başkasına icrai veya ihmali davranışlarla yarar sağlamasıdır. Dolandırıcılık salt mal varlığına karşı işlenen bir suç değildir. Mal varlığı yanı sıra irade ve karar verme özgürlüğünü korumaya yönelik bir suçtur. Dolandırıcılık suçunda mağdur yanıltılmaktadır. Yani dolandırıcılık suçu tipik bir hile suçudur. İrade hile ile fesada uğratılmaktadır. Mağduru hataya düşürecek kurnazca hareketler hiledir. Her hile ahlaka aykırı bir ... olsa dahi her zaman cezalandırılan dolandırıcılık olması için suç tipinde belirtilen şekilde muhatabı hataya düşürmesi gerekir. Hata kişideki tasavvur ile gerçeği birbirine uymaması olup, hile: mağdurda hata hali oluşturacaktır. Mağdurdaki tereddüdü kuvvetlendirilmesi de onu hataya düşürmektedir. Hilenin kandıracak nitelikte olması gerekir. Kullanılan hile mağdurun durumu fail ile olan ilişki göz önüne alınıp kandırılmış ise olay bazında ... dolandırıcılık olacaktır. Yalan: bilerek gerçek dışı bir hususun beyan edilmesidir, yalan toplumda güvenin kötüye kullanılmasıdır. Yalan söyleyen muhatabın ... ve iyi niyetini istismar eden kişidir. Fail söylediği yalanın kontrolünü engel olacak veya yalanın tespitini zorlayacak bir hareket yapmadıkça mücerret yalan hile olarak kabul edilmemektedir. Şayet beyanda bulunan gerçeği söyleme bakımından yükümlülük altında ise yalan güvenin kötüye kullanılmasında bir araçtır. Yalan kişi üzerinde etki yapması için söylenmiş ise hile olarak ele alınabilir. Yalan mağdurun denetleme imkanını ortadan kaldıran ... ortamı içinde ortaya konmalı fail mağduru istediği yöne çekmiş olmalıdır. Mücerret yalan dolandırıcılığın karakteristik unsuru olan hileyi meydana getirmez. Hilenin kandıracak nitelikte olup olmadığı olaysal değerlendirilmelidir. Olayın özelliği, mağdurun durumu, fail ile olan ilişkisi kullanılan hilenin şekli yalanın denetim olanağı bulunup bulunmadığına da bakılarak belirlenmelidir. Duygusal veya manevi yönden uğratılan zarar gibi mağdura temin edilecek geleceğe yönelik kazanç tasavvurları bu suçun maddi unsuru olamayacağı gibi irdelemesi ve belirlenmesi objektif olarak mümkün olmayan hallerde bu suçun objektif unsurunu teşkil etmez. Her dolandırıcılık eylemi failin planladığı aldatıcı nitelikli hareketlere başlar ve bu aldatıcı hareket kişilerin birbiri ile olan ilişkilerinde iyi niyet ve ... kurallarını temelden ihlal eder. Mağduru hataya düşürecek, aldatıcı hareketlerin yapılması ve düşülen hata ile aldatıcı hareketler arasında nedensellik bağının da bulunması gerekir. Dolandırıcılık suçunun ... şekli 5237 sayılı TCK'nin 157. maddesinde yer almıştır. Yağma, tehdit ve dolandırıcılık suçları ile ilgili olarak düzenlenen yasa normları ışığında, Somut olaya gelince; Oluşa ve dosya içeriğine göre; 2018 yılı Ağustos ayı içerisinde yabancı uyruklu olan mağdurun ailesi ile birlikte ikamet ettiği evinde bulunduğu sırada gece vakti saat 01.30 sıralarında tanımadığı üç şahsın kapısını çaldıkları, mağdurun kapıyı açtığında sanığın kendisini "Polis ..." diye tanıtarak "Pasaportunu getir" dediği, mağdurun pasaportunu şahıslara getirdiği, daha sonra oturma izin belgesini istedikleri, mağdurun oturma izin belgesinin olmadığını söylemesi üzerine, sanık ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen suç arkadaşlarının mağdura "Seni deport edeceğiz, Ancak; para karşılığında seni deport etmeyiz" dedikleri, mağdurun parasının olmadığını söylemesi üzerine mağdura "Seni karakola götüreceğiz" dedikleri ve mağdurdan 400,00 TL para istedikleri, mağdurun bu parayı şahıslara verdiği; aradan 3 (Üç) gün geçtikten sonra şahısların yine mağdurun evine giderek evin içerisinde arama yaptıkları ve herhangi bir şey söylemeden evden ayrıldıkları, yaklaşık 1 (Bir) hafta sonra gece saat 23.00 sıralarında kendisini polis ... olarak tanıtan sanığın tek başına mağdurun evine geldiği, bir müddet bekleyerek evden çıkıp gittiği, 29.10.2018 günü gece saat 03.00 sıralarında ise sanığın yanında 3 (Üç) şahıs ile birlikte toplam dört kişi olarak mağdurun evine geldikleri, mağduru ve ailesini bir araya topladıkları, mağdurun ve ailesinin pasaportlarını kontrol ettikleri, mağdurun şahıslara oturma izninin olmadığını söylediği, mağdurun beyanına göre şahıslardan bir tanesinin bir tabancayı salondaki masanın üzerine bıraktığı ancak tabancanın mağdur tarafından görülmediği, aile ferdinin mağdura bu şekilde aktardığı, sanık ve suç arkadaşlarının mağdura "Sizi deport için götüreceğiz" dedikleri ve tekrar para istedikleri, bunun üzerine mağdurun 650,00 TL parayı sanığa verdiği, parayı alan sanık ve suç arkadaşlarının daha sonra evden ayrıldıkları olayda; sanık ve suç arkadaşlarının mağdura yönelik kendilerini polis olarak tanıtarak "Sizi deport edeceğiz" demek suretiyle menfaat tenin etme eylemlerinin yağma suçunun unsurunu oluşturan tehdit ve cebir boyutuna varmadığı, 29.10.2018 tarihli eylemde sanık ve suç arkadaşlarının masa üzerine silah koymaları şeklindeki iddiaya ilişkin olarak da mağdurun söz konusu silahı görmediği bu sebeple korkutuculuk unsurunun gerçekleşmediği kaldı ki masa üzerine konulan silahın mağdur tarafından görülmüş olması halinde dahi sanık ve suç arkadaşlarının kendilerinin polis olduğuna mağduru inandırma ve mağdurun iradesini sakatlamak saikiyle hareket ettiklerinin kabulü gerektiği dikkate alındığında; sanık ve suç arkadaşlarının olayla ilgili mağdurun denetleyemediği bir söylem ve davranış ile iradesini sakatlayarak malvarlığına ulaşmak amacıyla gerçekleştirdikleri eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu düşünülmeden, suçların nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. Yukarıda açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2020/1607 Esas, 2021/1027 Karar sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış haklarının korunmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.