DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2264 E. , 2024/1417 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2264 Karar No : 2024/1417 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... II- (DAVALILAR): 1- ... Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ: Huk. Müş. Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372, Temyiz No:2022/1398 sayılı kararının davacı tarafından, aynı Dairenin 20/04/2022 tarih ve …
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2264 E. , 2024/1417 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2264 Karar No : 2024/1417 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... II- (DAVALILAR): 1- ... Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ: Huk. Müş. Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372, Temyiz No:2022/1398 sayılı kararının davacı tarafından, aynı Dairenin 20/04/2022 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372 sayılı kararının ise taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 ve 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca çıkarılan, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesi'nin ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı kısmı ile ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmının ve Genelge'nin bu hükmüne dayanılarak İzmir Üniversitesinin ödenmeyen sigorta prim borcunun mütevelli heyet üyesi sıfatıyla davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2022 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372 sayılı kararıyla; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 119. maddesi, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 'Amaç ve kapsam' başlıklı 1. ve 2. maddesi, 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Daire Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 'Devir işlemlerine ilişkin tedbirler' başlıklı 5. maddesi, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 'Dava ve takip usulü' başlıklı 16. maddesi, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 'İlk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görülecek davalar' başlıklı 24. maddesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 88. maddesinin 19. fıkrası ile dava konusu düzenlemelere yer verilerek, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesi'nin "2.1- Kapatılan İşyerlerinden İşten Ayrılışı Yapılacak Sigortalılar" başlıklı kısmının iptali istemi yönünden: Dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelge'nin iptali istenen ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı kısmı ile 20/07/2016 tarih ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilen olağanüstü hale ilişkin olarak çıkarılan 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşlardan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında işyeri sayılanlarda sigortalı olarak çalışanların sigortalılıklarının sona erdirilmesi hakkında yapılacak işlemlerin düzenlendiği, Genelgelerin yasa, tüzük, yönetmelik ve benzeri hukuk kaynaklarının uygulanmasına ilişkin ayrıntıları ve uygulama şeklini gösteren düzenleyici işlemler olduğu, söz konusu Genelgelerin de, normlar hiyerarşisi bakımından bir üst norma uygun olması gerekeceği, 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelge'nin dava konusu maddesinin ikinci fıkrasında; 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşlarda çalışan sigortalıların işten ayrılış bildirgesinin ünitelerce resen düzenleneceği ve işten ayrılış nedeni olarak “36- OHAL/KHK” kodu kullanılacağı, dördüncü fıkrasında ise; iş yerinin KHK’lar kapsamında kapatılması nedeniyle sadece bu iş yerlerinden işten çıkan sigortalılarla sınırlı olmak üzere resen düzenlenecek işten ayrılış bildirgesi düzenleme nedeni olarak “OHAL/KHK” kodu kullanılacağının düzenlendiği, Olayda, her ne kadar davacının sigortalı olarak çalıştığı İzmir Üniversitesi, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılmış ise de, anılan Kanun Hükmünde Kararname'de davacının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunduğuna yönelik bir belirlemede bulunulmadığı, 20/07/2016 tarih ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilen olağanüstü hale ilişkin olarak çıkarılan 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşlarda çalışan sigortalılar hakkında işten ayrılış bildirgesinde işten ayrılış nedeni olarak “OHAL/KHK” kodu kullanılmasının, işverenlerce FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunduğundan bahisle işten ayrılışının yapıldığı şeklinde değerlendirilebileceğinden işten ayrılışı yapılan sigortalılar yönünden mağduriyetlere neden olabileceği dikkate alındığında dava konusu Genelge hükmünün ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “OHAL/KHK” ibaresinde hukuka uyarlık görülmediği, 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelge'nin, dava konusu ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı maddesinin, ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “OHAL/KHK” ibaresi dışında yer alan kısmının, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamında alınan tedbirlerin uygulanmasına yönelik olduğu ve anılan Genelge'nin iptali istenen maddesinde 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesi'nin ''7- Kurum Alacaklarının Takip ve Tahsil Edilmesi" Başlıklı kısmının iptali istemi yönünden: Davacının mütevelli heyet üyesi olduğu İzmir Üniversitesinin, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi uyarınca kapatıldığı ve kapatılan İzmir Üniversitesinin tüm mal varlığı Hazineye intikal ettiği, 02/08/2016 tarihinde ise Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesi'nin tesis edildiği, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 2. fıkrasında ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 3. fıkrasında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen ve Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağı belirtilmiş ise de, 17/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi ile 20/07/2016 tarih ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum ve kuruluşlardan devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve belli şartlarla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğünün, diğerleri yönünden ise Maliye Bakanlığının yetkili kılındığı, Ayrıca 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesinde, tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi gerektiği ve borçların ödenmesinde kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri, rehinli alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklinde sıralamanın esas alınacağının ifade edildiği, Dava konusu Genelge'nin iptali istenen ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmında, 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan kurum ve kuruluşların malvarlığı bedelsiz olarak Hazineye devredildiğinden bahisle Sosyal Güvenlik Kurumu alacaklarının tahsil edilmesi olanağı kalmadığından anılan kurum ve kuruluşların, prim ve prime ilişkin borcu olup olmadığı hususunun tespit edilmesi, borcu bulunanlar hakkında 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin 20. fıkrası ve 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi hükümleri çerçevesinde tüzel kişilik yöneticileri, yetkilileri ve kanuni temsilcileri ve teşekkülü idare edenler ile limited şirket statüsünde olanların ortakları hakkında icra takip işlerine derhal başlanılması ve 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yürütülecek tüm cebri icra işlemlerinin ünite amirinin koordinasyonunda ivedilikle yerine getirilmesi gerektiğinin düzenlendiği, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi ile getirilen hüküm sonrasında, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 2. fıkrasında ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağına yönelik hükmün uygulama kabiliyetinin kalmamdığı, bir başka ifadeyle, FETÖ/PDY ile aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı alacak iddiaları nedeniyle hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunamayanlara, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile alacak iddiaları nedeniyle Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Maliye Bakanlığına kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilebilmesinin önünün açıldığı, Olayda, her ne kadar dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelge'nin ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmında tesis edildiği tarih itibarıyla 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine aykırılık bulunmamakta ise de, dava konusu Genelge'nin yürürlüğe girdiği tarihten kısa bir süre sonra 17/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi ile Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Maliye Bakanlığına başvuru imkanı getirildiği hususu dikkate alındığında, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi ile dava konusu Genelge hükmünü hukuken etkisiz kılacak şekilde düzenleme getirildiği ve dava konusu Genelge'nin iptali istenen kısmında belirtildiği şekliyle 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan kurum ve kuruluşların malvarlığı bedelsiz olarak Hazineye devredildiğinden bahisle Sosyal Güvenlik Kurumu alacaklarının tahsil edilmesi olanağı kalmadığından bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu Genelge'nin iptali istenen kısmının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine aykırı hale geldiğinin anlaşıldığı, Bu durumda, Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların sigorta prim borçlarının; 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi uyarınca kapatılan kurum ve kuruluşların devredilen mal varlığından tahsili yoluna gidilmesi, tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin 20. fıkrası ve 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi hükümleri çerçevesinde tahsili yoluna gidilmesi gerektiğinden, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesinde belirtilen yola başvurulmaksızın, malvarlığı bedelsiz olarak Hazineye devredildiğinden bahisle sigorta prim alacaklarının tahsil edilmesi olanağı kalmadığından bahisle kapatılan kurum ve kuruluşların tüzel kişilik yöneticileri, yetkilileri ve kanuni temsilcileri ve teşekkülü idare edenler hakkında icra takip işlerine başlanılması yönündeki dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelge'nin ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmında hukuka uyarlık görülmediği, İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemi yönünden: 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum ve kuruluşlar ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine açılan davalarla ilgili olarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verileceği, bu karardan sonra davacı veya alacaklının idari makama yapacağı başvuruya verilen karar aleyhine idari yargıda dava açacağı, İdari yargının verdiği kararın kesin olduğu, uyuşmazlığın adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamayacağı kuralı getirildiği, Uyuşmazlık konusu olayda ise, davacı hakkında tesis edilen haciz işlemine karşı açılacak davanın, Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine açılması gerektiği dikkate alındığında 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 'Dava ve takip usulü' başlıklı 16. maddesi kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin 19. fıkrasında, Sosyal Güvenlik Kurumunun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Sosyal Güvenlik Kurumunun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesinin yetkili olduğunun hüküm altına alındığı, Bu bakımdan, uyuşmazlığın Danıştayın görev alanına girmediği, sigorta prim borcu nedeniyle davacı adına tesis edilen haciz işleminin görevli ve yetkili İş Mahkemesince çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından, İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemi yönünden davanın görev yönünden reddi gerektiği, Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 2017/23696 numaralı Bireysel Başvuru talebinin kabulüne ilişkin 29/09/2020 tarihli kararının da bu yönde olduğu, Bu itibarla, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesi'nin, ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı maddesinin, ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “OHAL/KHK” ibarelerinin iptaline, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesi'nin, ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı maddesinin iptal edilen kısımları dışında kalan bölümleri yönünden davanın reddine, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesi'nin, ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmının iptaline, İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemi yönünden davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372, Temyiz No:2022/1398 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesinin 6. fıkrasına yer verilerek, Davacı tarafından 21/11/2022 tarihinde UYAP kayıtlarına giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu, 168,30-TL temyiz karar harcının eksik olduğunun görülmesi üzerine, söz konusu eksikliğin giderilmesi, aksi halde temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılacağı ihtarını da içeren 22/12/2022 tarihli yazının, davacı vekili Av. ...'na 27/12/2022 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edildiği ancak belirtilen eksikliğin süresinde tamamlanmadığının anlaşıldığı, Bu durumda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48/6. maddesi uyarınca verilen süre içerisinde eksik olan harç ücreti tamamlanmadığından, Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2022 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372 sayılı kararının davacı yönünden temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372, Temyiz No:2022/1398 sayılı kararı yönünden; eksik harcın tamamlanması istemli yazının davacı vekili Av. Hüseyin Enis Dinçoğlu'na 27/12/2022 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edildiği, okundu sayılan günden itibaren eksikliğin tamamlanması için tanınan süre bitmeden evvel Av. ...'nun 03/01/2023 tarihinde vefat etmesine rağmen temyiz edilmemiş sayılmasına kararının tesis edildiği, Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2022 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372 sayılı kararı yönünden; 5510 sayılı Kanun’un 88/20. maddesine göre; Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanun'da belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlilerinin sorumluluğunun söz konusu olacağına hükmedildiği, söz konusu maddede açıkça, haklı sebepler olmaksızın deyimine yer verildiği, İzmir Üniversitesinin 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldığı, aynı gün tüm malvarlığı ve parasının Hazineye devredildiği, İzmir Üniversitesi kapatılmamış olsaydı prim borcunun ödenmesi gereken günde ödenecek olduğu, prim borcunun ödenememiş olmasının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile meydana gelen mücbir sebep dolayısıyla olduğu ve kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenden dolayı sorumlu tutulmaması gerektiğinden Daire kararının iptale ilişkin kısmının düzeltilmesi gerektiği; Daire kararının davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmı bakımından ise, kamu alacaklarının tahsili hukukundaki ihtiyati haciz müessesesinin, icra ve iflas hukukundaki ihtiyati hacizden farklı olduğu, kamu alacaklarının tahsili hukukundaki ihtiyati haczin, “idari” bir kararla gerçekleştirilmesinin “mülkiyet hakkı”nın idari işlem ile sınırlandırılması sonucunu doğurduğu, Danıştay nezdinde açılan davada düzenleyici işlemin iptali ile birlikte Genelge hükmünün uygulanmasına yönelik idari işlemin de iptali isteminin yasaya uygun olduğu; işten çıkış “36“ kodunun iptali istemi yönünden, dava konusu Genelge hükmünün "Bu sigortalıların işten ayrılış bildirgesi ünitelerce re'sen düzenlenecek olup işten ayrılış nedeni olarak '36-OHAL/KHK' kodu kullanılacaktır." şeklinde olduğu, "36-OHAL/KHK" ibaresinin bütün olarak kullanıldığı, KHK ile kapatılan kurumlardan işten çıkışı yapılan kişiler için kullanıldığının bilindiği, bunun mağduriyetlere sebep olacağı, "36" kodunun doğrudan "OHAL/KHK" ibaresini çağrıştırdığı ileri sürülmektedir. Davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, dava konusu Genelge'nin, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamında alınan tedbirlerin uygulanmasına yönelik olduğu ve anılan Genelge'nin iptali istenen "Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar" başlıklı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan "OHAL/KHK" ibarelerinde, 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı, "36-KHK ile işyerinin kapatılması" işten çıkış nedeni olarak belirtildiği, sigortalıların yeniden çalışamayacağı anlamına gelmediği, sigortalı hakkında KHK ile herhangi bir tasarrufta bulunulmadığı, 2016/16 sayılı Genelge'nin iptali istenen ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmının OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle ilgili bir düzenleme olmadığı, kurumun alacaklarının takip edilmesine ilişkin 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin 20. fıkrasında belirtilen düzenlemelere ilişkin olduğu, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde de benzer düzenlemelerin yer aldığı, 2016/16 sayılı Genelge'nin dava konusu edilen kısmının dayanağı kanun hükümlerine uygun olduğu belirtilerek Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayıldığı, Kanun'un 8. maddesi gereğince işverenlerin 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılan kişilerin, 7. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıç tarihinden önce, hizmet akdi sona erenlerin ise 9. madde gereğince hizmet akdinin sona erdiği tarihten itibaren on gün içinde bildirilmelerinin gerektiği, anılan Genelge'nin iptali istenen "Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar" başlıklı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan "OHAL/KHK" ibarelerinde, 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı, "36-KHK ile işyerinin kapatılması" işten çıkış nedeni olarak belirtildiği, sigortalıların yeniden çalışamayacağı anlamına gelmediği, sigortalı hakkında KHK ile herhangi bir tasarrufta bulunulmadığı; dava konusu Genelge'nin 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşların 6183 sayılı Kanun kapsamında takibi yapılan prim ve prime ilişkin borçlarının tahsiline ilişkin olarak çıkarıldığı ve 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin 20. fıkrası ile 6183 sayılı Kanuna dayandığı, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağı için dava konusu 2016/16 sayılı Genelge'nin “7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmında tesis edildiği tarih itibarıyla 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı; diğer davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı vekilinin duruşmaya katılmadığı halde Daire kararında duruşmalı işler için belirlenen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verildiği, duruşmalı işler için belirlenen vekalet ücretinin tamamının idareleri lehine hükmedilmesi gerektiği, yargılama giderleri adı altında Kurumları aleyhine harca hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. Davalı idareler tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin Daire kararı yönünden davacının temyiz istemi kabul edilerek söz konusu kararın bozulması, dosya tekemmül ettiğinden işin esasına girilerek Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2022 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372 sayılı kararı yönünden temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının, '7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmının gerekçeli onanması, vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının düzeltilerek onanması, Daire kararının diğer kısımlarının ise onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesi uyarınca davacının genel sekreteri olduğu İzmir Üniversitesi kapatılmış ve kapatılan İzmir Üniversitesinin tüm mal varlığı Hazineye intikal etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesi'nin ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı maddesi uyarınca, kapatılan İzmir Üniversitesinde çalışan davacının işten ayrılış bildirgesinde işten ayrılış nedeni olarak “36-OHAL/KHK” kodu kullanılmıştır. Anılan Genelge'nin ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı maddesi uyarınca, kapatılan İzmir Üniversitesinin ödenmeyen sigorta prim borcu nedeniyle genel sekreter sıfatıyla davacının şahsi taşınır ve taşınmaz malları haczedilmiş, davacı tarafından 2016 yılına kadar genel sekreter olarak görev yaptığı İzmir Üniversitesinde mütevelli heyet üyeliği bulunmadığından anılan borçlardan sorumlu tutulamayacağı iddiasıyla 19/09/2016 tarihinde hacze yapılan itiraz üzerine davacı adına düzenlenen ödeme emirleri iptal edilerek davacının aracı üzerindeki haczin kaldırıldığı Sosyal Güvenlik Kurumunca belirtilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesi'nin ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı kısmı ile ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmının ve buna dayanılarak İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemiyle temyizen bakılan dava açılmış, Dairece verilen karar taraflarca temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından 168,30 TL harç tutarının eksik yatırılması üzerine Danıştay Beşinci Dairesi tarafından 7 günlük süre içerisinde eksik harcın tamamlanmasına ilişkin 22/12/2022 tarihli yazı yazılmış, söz konusu yazı e-tebligat yolu ile 27/12/2022 tarihinde davacı vekili Av. ...'na tebliğ edilmiş, eksik harcın süresi içerisinde yatırılmadığı gerekçesi ile Danıştay Beşinci Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372, Temyiz No:2022/1398 sayılı kararı ile davacı yönünden temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi üzerine davacı vekili Av. ... tarafından temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin işbu karar temyiz edilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesinin 6. fıkrasında, "Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ilgili merci, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz isteminin reddine karar verir. İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir." hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin 7. fıkrasında, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğunun anlaşıldığı hallerde 6. fıkrada sözü edilen kararların dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır. Tebligat Kanunu'nun "Vekile ve kanuni mümesile tebligat" başlıklı 11. maddesinde, "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır. " hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın 119. maddesinde, ''Cumhurbaşkanı; savaş, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir,'' hükmüne yer verilmiştir. Anayasa'nın bu hükmüne istinaden 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 'Amaç ve kapsam' başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemektir.", 'Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler' başlıklı 2. maddesinde; "Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen; a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları, b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri, ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları, d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar, kapatılmıştır. (2) Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir. (3) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır.'' hükmüne yer verilmiştir. 27/07/2016 tarih ve 29783 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Daire Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinde ise; "(1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan asker kişiler Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmıştır. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. b) Ekli (2) sayılı listede yer alan özel radyo ve televizyon kuruluşları kapatılmıştır. c) Ekli (3) sayılı listede yer alan gazete ve dergiler ile yayınevi ve dağıtım kanalları kapatılmıştır. ... (3) Kapatılan gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları ile özel radyo ve televizyon kuruluşlarına ait olan taşınırlar ve her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Bunların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak talepte bulunulamaz. Devre ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirilir. (4) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine aidiyeti veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı olan ve ekli (2) ve (3) sayılı listelerde yer almayan özel radyo ve televizyon kuruluşları ile gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları, ilgili bakan tarafından oluşturulacak komisyon teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanır." hükümleri yer almıştır. 17/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 'Devir işlemlerine ilişkin tedbirler' başlıklı 5. maddesinde; "(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); ... devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne veya diğer terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, ... tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir. (2) Bu madde kapsamında devralınan varlıklardan nakit ve diğer hazır değerler emanet, diğer varlıklar ise nazım hesaplarda izlenir. Nazım hesaplarda izlenen varlıklardan elden çıkarılanların tutarı emanet hesaplarına alınır. Ödenmesine karar verilen borçlar bu emanetlerden ödenerek kalan tutar bütçeye gelir kaydedilir. ... (4) Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar. (5) (Değişik: 2/1/2017-KHK-679/6 md.) Borçların ödenmesinde, kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri, rehinli alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklinde sıralama esas alınır. ...", düzenlemesine yer verilmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 88. maddesinin 20. fıkrasında, "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." hükmüne, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlıklı Mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelge'nin iptali istenen ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmında; "667 ve 668 sayılı KHK’lar kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşların 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsil edilen prim ve prime ilişkin borçlarının tahsili hususunda 29/7/2016 tarihli ve 4184525 sayılı Genel Yazı da açıklanan esaslara göre işlem yapılacaktır." düzenlemesine, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün 29/07/2016 tarih ve 4184525 sayılı 'KHK ile Kapatılan Kurum ve Kuruluşlar' konulu Genel Yazısında; "... Anılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan kurum ve kuruluşların ve bunlara bağlı iktisadi işletmelerin ve teşekküllerinin malvarlığının bedelsiz olarak Hazineye devredilmesi nedeniyle, Kurum alacaklarının kapatılan tüzel kişiliklerinden ve teşekküllerden tahsil edilmesi olanağı kalmadığından Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamında kapatılan özel sağlık kurum ve kuruluşlarının, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile bunların iktisadi işletmelerinin, vakıf yüksek öğretim kurumlarının, sendika federasyon ve konfederasyonların, özel radyo ve televizyon kuruluşlarının, gazete, dergi ile yayınevi ve dağıtım kanallarının Kuruma prim ve prime ilişkin borcu olup olmadığı hususunun derhal tespit edilerek borcu bulunanlar hakkında yukarıda açıklanan Kanun hükümleri çerçevesinde tüzel kişilik yöneticileri, yetkilileri ve kanuni temsilcileri ve teşekkülü idare edenler ile limited şirket statüsünde olanların ortakları hakkında icra takip işlerine derhal başlanılması ve 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yürütülecek tüm cebri icra işlemlerinin ünite amirinin koordinasyonunda ivedilikle yerine getirilmesi gerekmektedir. Bilgi edinilmesi ve gereğinin buna göre yapılmasını rica ederim." düzenlemesine yer verilmiştir. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır. 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Danıştayda, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde görülen dava ve işlerde ücret" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında; "Danıştayda ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri genel kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedilir." kuralı yer almış, Tarife'nin 'İkinci Kısım-İkinci Bölüm'ünün 20. sırasında; Danıştayda ilk derece görülen davalar için ödenecek ücret duruşmasız ise (a) bendine göre 4.500,00-TL, duruşmalı ise (b) bendine göre 7.425,00-TL olarak belirlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin 14/03/2023 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372, Temyiz No:2022/1398 sayılı karar yönünden; Bakılan davada, davacı ...'in ... tarih ve ... nolu vekaletname ile Av. ..., Av. ..., Av. ... ve Av. ...'yi vekili olarak tayin ettiği, bu vekaletnameye dayanılarak Av. ... tarafından imzalı dilekçe ile bakılan davanın açıldığı, Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2022 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372 sayılı kararının Av. ... tarafından davanın reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz edilmesine rağmen karar harcının yatırılmamış olması nedeniyle Danıştay Beşinci Dairesinin 22/12/2022 tarihli yazısı ile eksik harcın 7 günlük süre içerisinde yatırılması, aksi halde temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağını bildirir yazının Av. ...'na 27/12/2022 tarihinde UETS üzerinden tebliğ edildiği, adı geçen avukatın ise 7 günlük sürenin son günü olan 03/01/2023 tarihinde vefat ettiği, Danıştay Beşinci Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372, Temyiz No:2022/1398 sayılı kararı ile süresi içerisinde eksik harcın tamamlanmadığından bahisle davacı yönünden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verildiği, temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin bu kararın ise davacının aynı vekaletname ile görevlendirmiş olduğu diğer vekillerden Av. ...'a 14/05/2023 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine söz konusu avukat tarafından sunulan dilekçe ile iş bu kararın temyiz edildiği anlaşılmaktadır. Tebligat Kanunu'nun aktarılan hükümlerine göre davacı vekiline yapılan tebligat usulüne uygun geçerli bir tebligat olup, tebligata konu yazı gereğinin yerine getirilmesi için verilen sürenin son günü anılan vekilin vefat etmesinin yapılan bu tebligatı geçersiz kılmayacağı gibi davacıya ve/veya diğer vekillere yeniden tebligat yapılmasını da gerektirmeyeceği açıktır. Bununla birlikte, tebligata konu eksik harcın süresinde yatırılmadığından söz edilebilmesi ve bu nedenle temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilebilmesi için 7 günlük süre içerisinde gereğinin yerine getirilmemiş olması zorunlu olup, olayda anılan avukatın sürenin son günü vefat etmesi ve konuya ilişkin tebligatın elektronik tebligat olması nedeniyle sadece söz konusu avukatın uhdesinde bulunması ve vekalet ilişkisinin ölümle son bulduğu hususu da dikkate alındığında 7 günlük sürenin geçirildiğinden söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Aksi bir yorum usul kurallarının katı ve şekilci bir yaklaşımla yorumlanarak mahkemeye erişim hakkını kısıtlanması ve hak arama hürriyetini engellenmesi gibi bir sonuca neden olacaktır. Dolayısıyla, vefat eden avukat ile aynı vekaletname uyarınca vekil sıfatına sahip olan davacının diğer vekilinin eksik harcın tamamlanması istemli yazıdan temyiz edilmemiş sayılma kararının kendisine tebliği üzerine haberdar olması üzerine gereğini yerine getirmesi karşısında eksik harcın süresinde yatırıldığının kabulü gerekmektedir. Bu durumda, süresi içerisinde eksik harcın yatırıldığı anlaşıldığından, Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2022 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372 sayılı kararının davacı yönünden temyiz edilmemiş sayılması yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, dosyanın esas yönünden tekemmül ettirildiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın esasına girilerek de karar verilmesi gerekmektedir. Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2022 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372 sayılı kararı yönünden; Daire kararının, dava konusu Genelge'nin ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı kısmı hakkında verilen hüküm ile bireysel işlem açısından davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmı yönünden; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması", sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının, dava konusu Genelge'nin ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı maddesinin, ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “OHAL/KHK” ibarelerinin iptaline, ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı maddesinin iptal edilen kısımları dışında kalan bölümleri yönünden davanın reddine ilişkin kısmı ile bireysel işlem bakımından davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmı, aynı gerekçeler ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Daire kararının, dava konusu Genelge'nin "7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmının iptaline ilişkin kısmı yönünden; Sigorta pirim alacaklarının ilgililerden tahsiline ilişkin usul ve esaslar bu konuda "özel kanun" konumunda bulunan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda düzenlenmiştir. Dava konusu Genelge'nin "7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmı incelendiğinde, bu konuda özel kanun niteliğinde olan 5510 sayılı Kanun'un sigorta pirim alacaklarının tahsiline ilişkin hükümleri ile kamu alacağı niteliğinde olan sigorta pirim alacakları bakımından 6183 sayılı Kanun'un hükümlerini etkisiz hale getiren düzenlemeler içerdiği görülmektedir. Diğer taraftan, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 2. fıkrasında ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 3. fıkrasında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen ve Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağı belirtilmiş ise de, 17/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi ile 20/07/2016 tarih ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum ve kuruluşlardan devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve belli şartlarla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden ise Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Ayrıca 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesinde, tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi gerektiği ve borçların ödenmesinde kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri, rehinli alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklinde sıralamanın esas alınacağı ifade edilmiştir. 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi ile getirilen hüküm sonrasında, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 2. fıkrasında ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağına yönelik hükmün uygulama kabiliyeti kalmadığı gibi, dava konusu Genelge'nin dayanağı da ortadan kalkmış bulunmaktadır. Bu çerçevede, uyuşmazlık konusu düzenleyici işlem değerlendirildiğinde, gerek sigorta pirim alacaklarının tahsiline ilişkin iş ve işlemlerin 5510 ve 6183 sayılı Kanunlar çerçevesinde yapılması gerekliliği, gerekse düzenlemenin dayanağı 667 sayılı KHK hükmünün bilahare 670 sayılı KHK ile değiştirilmesiyle dava konusu Genelge'nin hukuken dayanaksız kalması karşısında Genelge'nin iptali istenilen "7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesine" ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir. Bu durumda, dava konusu Genelge'nin anılan hükmünün iptaline yönelik verilen Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Daire kararının vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden; Uyuşmazlıkta, davalı idarelerin yargılama sürecinde avukatları aracılığıyla temsil edildiği ve yasal süresi içinde idareler adına savunma dilekçeleri verildiği, yargılamanın duruşmalı yapıldığı, duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/06/2021 tarihinde, davacı vekili ile davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin duruşmaya katıldığı; diğer davalı idare Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını temsilen ise duruşmaya gelenin olmadığı, yapılan yargılama sonucunda kısmen dava konusu düzenlemenin iptaline, kısmen davanın reddine ve kısmen davanın görev yönünden reddine karar verildiği; dolayısıyla, davacı ve davalı idarelerin vekalet ücretine hak kazandığı; ancak, davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını temsilen duruşmaya katılan olmadığı halde Dairece reddedilen kısım bakımından "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine" hükmedildiği görülmektedir. Bu durumda, duruşmaya katılmayan davalı idare lehine duruşmalı işler için belirlenen vekalet ücretine yönelik söz konusu hatanın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca; temyize konu kararın hüküm fıkrasının, "4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine," şeklindeki kısmının "4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız davalar için belirlenen ücretin yarısı olan 2.250,00-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, 5.175,00-TL vekalet ücretinin duruşmaya katılan Sosyal Güvenlik Kurumuna davacıdan alınarak verilmesine, 7.425,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine," şeklinde düzeltilerek onanması gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının Danıştay Beşinci Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372, Temyiz No:2022/1398 sayılı kararı yönünden temyiz isteminin kabulüne, diğer kısımlar yönünden reddine ve davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2.Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2022 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372 sayılı kararının davacı yönünden temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372, Temyiz No:2022/1398 sayılı kararının BOZULMASINA oyçokluğuyla, 3.Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesi'nin, ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı maddesinin, ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “OHAL/KHK” ibarelerinin iptaline, ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı maddesinin iptal edilen kısımları dışında kalan bölümleri yönünden davanın reddine, ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmının iptaline, İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemi yönünden davanın görev yönünden reddine yönelik Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 20/04/2022 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372 sayılı kararının, dava konusu Genelge'nin ''7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi'' başlıklı kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı maddesinin, ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “OHAL/KHK” ibarelerinin iptaline, ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı maddesinin iptal edilen kısımları dışında kalan bölümleri yönünden davanın reddine, bireysel işlem yönünden davanın görev yönünden reddine ilişkin kısımlarının ise aynen ONANMASINA, dava konusu Genelge'nin ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı maddesinin, ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “OHAL/KHK” ibareleri yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliğiyle, 4. Anılan kararın hüküm fıkrasının "4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız davalar için belirlenen ücretin yarısı olan ...-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, ...-TL vekalet ücretinin duruşmaya katılan Sosyal Güvenlik Kurumuna davacıdan alınarak verilmesine, ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine," şeklinde düzeltilerek ONANMASINA oybirliğiyle, 5. Kesin olarak, 26/06/2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY X- Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2022 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372 sayılı kararının davacı tarafından eksik harcın süresinde yatırılmadığı gerekçesi ile temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin 14/03/2023 tarih ve E:2018/1065, K:2022/2372, Temyiz No:2022/1398 sayılı kararın hukuka uygun olduğu, bu nedenle davacı yönünden temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin Daire kararının onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum. KARŞI OY XX- Dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelge'nin, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamında alınan tedbirlerin uygulanmasına yönelik olduğu ve davaya konu Genelge'nin iptali istenilen ''2.1-Kapatılan işyerlerinden işten ayrılışı yapılacak sigortalılar'' başlıklı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan "OHAL/KHK" ibarelerinde 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile dava konusu Genelge'nin bu kısmının iptale ilişkin Daire kararının bozulması gerektiği görüşüyle, karara bu kısım yönünden katılmıyoruz.