(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2007/2453 E. , 2007/4969 K. "" Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi - K A R A R - 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle Gaziemir Evka-7 Toplu Konut alanında yapılan kaba ve ince inşaat işleri nedeniyle düzenlenen 03.12.1998 tarihli fesih sözleşmesinin 4. maddesinde; sözleşme kapsamında yapımı öngörülen işler tamamlanıp kesin kabulü yapılıncaya kadar yüklenicinin idareye verdiği kesin teminat me…
**(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2007/2453 E. , 2007/4969 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi - K A R A R - 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle Gaziemir Evka-7 Toplu Konut alanında yapılan kaba ve ince inşaat işleri nedeniyle düzenlenen 03.12.1998 tarihli fesih sözleşmesinin 4. maddesinde; sözleşme kapsamında yapımı öngörülen işler tamamlanıp kesin kabulü yapılıncaya kadar yüklenicinin idareye verdiği kesin teminat mektubunun iade edilmeyeceğinin kararlaştırılmış olmasına ve sözkonusu işin kesin kabulünün de henüz yapılmamış bulunmasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2- Davacı ve karşı davalı yüklenici, 20.10.2003 tarihli dilekçeyle harcını yatırmak suretiyle ıslah talebinde bulunduğu halde, mahkemece ıslah talebi yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması yasaya aykırı görülmüştür. 3- Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Yanlar arasında İzmir 16.Noterliği’nde düzenleme şeklinde 26.10.1994, 16.02.1996, 15.04.1996, 05.03.1997 ve 02.01.1997 tarihli 5 ayrı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmelerin 12. maddesinde “yüklenici tarafından düzenlenip imzalanan hakediş raporlarının şantiye müdürünün imzasından sonra onaya sunulacağı ve hak edişlerin onaydan sonra 20 gün içerisinde idare tarafından ödeneceği” öngörülmüştür. Bu şekilde belirlenen ödeme tarihleri kesin vadeyi içermediğinden BK’nın 101/II. maddesi uyarınca davalıyı temerrüde düşürücü nitelikte değildir. Borçlar Kanunu’na göre temerrüdün gerçekleşmesi için önce alacağın muaccel olması, yani talep edilebilir hale gelmesi ve ayrıca alacaklı tarafından istenilmesi gerekir. Alacağın sadece muaccel hale gelmesi temerrüt için yeterli değildir. BK’nın 101/II. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Bu nedenle davalının hak edişlerin onay tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek onay tarihinden hak edişlerin ödendiği tarihe kadar bilirkişilerce faiz hesaplanması ve mahkemece de bunun hüküm altına alınması doğru olmamıştır. Kaldı ki, Borçlar Kanunu’nun 113. maddesine göre, asıl borç sakıt olduğu takdirde fer’ileri olan haklarda sakıt olur. Evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından doğmuş olmadıkça bu faizler de istenemez. Davacı ve karşı davalı yüklenici hakediş ödemeleri sırasında geç ödeme nedeniyle ihtirazi kayıt ileri sürmediğinden BK’nın 113/II. maddesi uyarınca faiz talep edemez. İhtirazi kayıt ileri sürülmeden ödemelerin kabul edilmesi nedeniyle davacı yüklenicinin faiz talep etme hakkı düşmüştür. Mahkemece bu husus gözetilmeyerek hak edişlerin geç ödenmesi nedeniyle faiz talebinin hüküm altına alınması doğru olmamıştır.