7. Hukuk Dairesi 2013/18828 E. , 2013/17545 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 25 parsel sayılı 9223,89 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmaz
**7. Hukuk Dairesi 2013/18828 E. , 2013/17545 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 25 parsel sayılı 9223,89 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyize konu 101 ada 25 parsel sayılı taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olmadığı, taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı gibi taşınmazın bölgede yapılan toprak tevzi çalışmaları sırasında Hazine adına tespit edilen taşınmaz ve haritaları kapsamında kalmadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Dava ve temyize konu taşınmazın davacı Hazine'nin dava dilekçesinde ileri sürdüğü toprak tevzi çalışmaları sırasında oluşturulan komisyon paftalarında Hazine adına tespit edilen taşınmazlar içinde yer almadığı, taşınmazın özel kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olmadığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiştir. Ne var ki; dava konusu taşınmaza komşu olan 101 ada 24 ve 26 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin önceki günlü mahkeme kararlarının Uyap sisteminden yapılan kontrol sonucuna göre mera araştırması yönüyle bozulduğu, dava konusu taşınmazın da 101 ada 24 ve 26 parsel sayılı taşınmazlar sonrasında öncesinde mera niteliği ile tespit edilen ancak komisyon kararı ile malik hanesinin boş bırakılan 101 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ile yakın komşu olduğu hususları birlikte gözetildiğinde somut olayda mera araştırmasının yapılması zorunludur. Ancak mahkemece bu yönde yapılan araştırma ve soruşturma yetersizdir. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılageldiğinin saptanması ya da taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera niteliği ile tahsis edilmiş olması gerekir. Somut olayda; dosyaya getirilen bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1962 yılında mera tahsisinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece mera tahsis haritası ve eki belgelerin yerine yöntemine uygun biçimde uygulanmadığı, uygulamada haritalarda tarif edilen hangi poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanıldığı, uzman bilirkişi haritası ve eki raporda açıklanmamış, bu nedenlerle keşfi izleme, bilirkişi sözlerini denetlemeye ve bu yolla yargı denetimine açık bir rapor ve eki harita düzenlenmemiştir. Bundan ayrı olarak somut olayda kadim mera araştırması dahi yapılmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmaz ile komşu taşınmazları bir arada gösterir geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli,taşınmaz mera tahsis haritasının kapsamı dışında kalıyor ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde belirtmelik tutanağı bilirkişileri ve tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 maddesi hükmüne göre davalı taraf ile ortak miras bırakanı ölmüş ise ortak miras bırakanın varsa, dava dışı mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tesbit yada tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı,bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.