1. Ceza Dairesi 2025/4832 E. , 2026/1441 K. "" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2945 E., 2024/2863 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edileb…
1. Ceza Dairesi 2025/4832 E. , 2026/1441 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2945 E., 2024/2863 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstinaf bozma kararı üzerine verilen; Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.09.2024 tarihli ve 2024/136 Esas, 2024/417 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 35/2, 29, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 27.11.2024 tarihli ve 2024/2945 Esas, 2024/2863 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; haksız tahrik ve takdiri indiriminin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına, meşru savunma ya da sınırın aşılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eylemin sanık tarafından kasten gerçekleştirildiğinin saptandığı, meşru savunma ya da sınırın aşılması hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemin doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanığın kavganın hareketli ortamında hedef gözetme imkânının ve sanık ile katılan arasında öldürmeyi gerektirir ağırlık ve yoğunlukta, önceden süreklilik arz eden bir husumetin bulunmaması, dosya kapsamındaki görüntü kayıtlarının incelenmesinde, sanığın suç aletini önceden hazırlayıp olay yerine getirmemesi, kendi pazar tezgâhında bulunan ekmek bıçağını ani gelişen öfke ile aldığı, ciddi bir engel neden olmadan, eylemini sürdürebilecek ve kaçan katılan yakalayabilecek durumda iken eyleme kendiliğinden son vermesi, kabul edilen maddi olaya göre katılanın yaralanmalarının her iki kol bölgesinde meydana gelmesi, yaşamsal bölgelere isabet eden ve öldürme sonucunu doğurmaya elverişli nitelikte doğrudan bir bıçak darbesinin gerçekleşmemesi, kamera görüntülerinde göğüs bölgesine doğru hamlelerden söz edilmiş ise de fiilen isabet eden yaraların katılanın savunma amacıyla kollarını kullanması sonucu üst ekstremitelerde toplanması, bu nedenle hedef alınan bölgenin öldürme kastını kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koymamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğinin şüpheli kaldığı, kastının yaralamaya yönelik olduğu ve silahla kasten yaralama suçundan alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında kasten yaralama suçundan hüküm kurulması yerine yazılı şekilde suç vasfında yanılgıya düşerek kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurularak fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi ''suç vasfında yanılgılı değerlendirme'' yönünden yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 27.11.2024 tarihli ve 2024/2945 Esas, 2024/2863 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile; sanık ...’in hakkında mağdur katılan ...’u kasten öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nın 81/1, 35/2, 29/1, 62/1 53/1. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın lehe ve aleyhe istinafı üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi; sanıklar hakkında “İstinaf Başvurularının Esastan Reddine” dair karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairemiz sanık hakkında oy çokluğu ile olayın kasten yaralama olduğunu belirterek Bozma kararı verilmiştir. Aşağıda izah edildiği üzere, sanığın eylemi kasten öldürmeye teşebbüs olduğundan, kararın bu nedenle onanması gerektiğinden,bozma kararı veren sayın çoğunluk görüşüne aşağıda açıkladığımız nedenlerle muhalifiz. Tüm dosya kapsamından, kamera görüntülerinden görüldüğü üzere; Katılan sanıklar ... ve ...’in ... ilçesi kapalı pazarında komşu esnaf oldukları, olay günü öğle saatlerinde ...'in amcası olan ...'un ...'in kardeşi olan ...'den ... isimli bir şahsın telefon numarasını istediği, bu meselenin büyüdüğü taraflar arasında tartışma çıktığı, ancak tartışmanın aralandığı ve tarafların kendi tezgahlarına döndükleri, bir süre sonra ... ve ... arasında küfürleşme olduğu, sanık ...'ın tezgahta duran bıçağını aldığı, bu esnada bir şahsın ...'ı engellemeye çalıştığı, beyaz kazaklı ...'in, ...'a doğru geldiği, elinde bir şey olmadığı, ...'ın kendisini engelleyen şahıstan kurtularak elindeki bıçakla ...'in üzerine doğru yöneldiği, ...'in de yan tarafta bulunan meyve kasasını kendisini koruma maksadıyla ...'a doğru savurduğu, ...'ın elindeki bıçak ile ...'in göğüs bölgesine doğru iki kez hamle yaptığı, kollarından yaralanan ...'in geldiği yöne kaçtığı, ...'ın eylemine devam etmek maksadıyla ...'in peşinden gitmeye çalıştığı, ancak iki-üç kişinin kendisini engelleyerek bıçağı elinden aldıklarının görüldüğü, Katılan ... alınan ifadesinde; sanığın büyük bir bıçakla üzerime doğru geldiğini görünce ben plastik kasayı alıp savurdum, sanık ...'te bıçağı benim sol göğsüme doğru salladı, ben kolumla savunma pozisyonuna geçtim, bu nedenle hem sol göğsümün alt kısmından hemde sol kolumdan yaralandım" şeklinde belirtmiştir. Sanık ...'ün öldürmeye elverişli bıçağı alarak mağdur sanık ...'in üzerine yürüdüğü, bunu gören ...'in eline plastik kasa aldığı ve kendisini korumak için sanığa savurduğu, sanığın elindeki bıçak ile mağdurun göğsüne iki kez savurduğu, bu bıçak darbeleri sonucunda ...'in alınan kati rapora göre kollarından BTM ile giderilemeyecek ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı, aldığı darbeler sonrasında ...'in koşarak uzaklaşmaya çalıştığı, kaçarken sanık ...'ün arkasından gitmeye çalıştığı, sanığın araya giren 2-3 kişi tarafından engellendiği ve elindeki bıçak alınarak durdurulabildiği, Adli muayene raporlarına göre; Mağdurun kesici-delici alet (bıçak) ile yaralandığı olayda; sağ kolda 1 adet yüzeyel kesi (deriyi yüzeysel olarak kesen küçük yara), sol ön kolda ise arkadan giriş - önden çıkış şeklinde 1 adet derin kesi (penetran, yani dokuları kat ederek ilerleyen ve çıkış yapan yara) bulunduğu, ayrıca tıbbi bulgulara göre sol dirsek çevresinde geniş kesilerle birlikte toplamda iki üst ekstremiteyi ilgilendiren çoklu kesi yaralanmaları olduğu (olay anlatımıyla en az 2 bıçak darbesi/girişi, tıbbi olarak birden fazla kesi hattı) anlaşılmış; bu yaralanmalar sonucu brakial arter ve ven (kolun ana atardamar ve toplardamarı) ile posteriorinterosseöz sinir (ön kolun arka kısmını çalıştıran sinir) ve ekstansörtendonlar (parmak ve bileği açmaya yarayan kas kirişleri) kesilmiş, cerrahi olarak onarılmıştır. Katılan ...’in her iki kolundan BTM ile giderilemeyecek ve sol koldaki yaranın hayati tehlike geçirecek şekilde olduğu belirlenmiştir. Özellikle sol koldan giren bıçak yarasının darbe şiddetinden kola giriş diğer taraftan çıkış yaptığı belirlenmiştir. Yani kamera görüntüsüne göre sanığın bıçakla mağdurun göğsüne yönelik sert darbeleri eğer mağdur plastik kasa savurmasa direk göğse geleceği ve mağduru öldürebileceği, zira sol kola gelen bıçak darbesinin kolun bir tarafından girip diğer tarafından çıktığı belirlenmiştir. Olayda kullanılan aletin öldürmeye elverişliliği, hedef alınan bölge, darbe sayısı ve eylemin ancak dış müdahale ile sonlandırılması birlikte değerlendirilerek sanığın öldürme kastıyla hareket ettiği kabul edilmiş ve eylem kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmiştir. Bu kabul dosya kapsamı, kamera görüntüleri ve adli rapor ile uyumlu olup isabetlidir. Nitekim göğüs bölgesine yönelen çoklu bıçak darbeleri ve eyleme devam iradesi, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre öldürme kastının varlığını açıkça ortaya koymaktadır. Katılan ...'in aldığı yaraların vücuttaki yeri ve mahiyeti, oluşturduğu hasar, sanığın eylemine devam etme gayreti ve ancak zor kullanılarak engellenebildiği birlikte değerlendirildiğinde sanığın öldürme kastı ile hareket ettiği, bu haliyle eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu, sanığın öldürme kastı ile hareket ettiği, bu nedenle yerel mahkemece öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulmasının doğru olduğu, yine Bölge Adliye Mahkemesince verilen Esastan Red kararının doğru olduğu, Sonuç olarak; Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanığın eylemi kasten öldürmeye teşebbüs olduğundan, bu şekilde karar veren yerel mahkeme ve İstinaf mahkemesinin kararı doğru olup, kararın Onanması gerektiğinden, sanığın eyleminin kasten yaralama olduğunu belirterek bozma kararı veren sayın çoğunluk görüşüne yukarıda belirttiğimiz nedenlerle muhalifiz.