İSTİNAF KARAR TARİHİ : 26/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 26/11/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 19/12/2023 tarihli dilekçesiyle; 21/06/2023 tarihinde ........ idaresindeki ....…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 01/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 2- ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 26/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 26/11/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 19/12/2023 tarihli dilekçesiyle; 21/06/2023 tarihinde ........ idaresindeki ........ plakalı aracın müvekkiline çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin ağır yaralandığını, hayati tehlike atlattığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, bakıcı gideri ihtiyacının doğduğunu, müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmini için davalı ........ A.Ş.'ye 20.09.2023 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunulduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle maddi tazminat talepleri yönünden HMK madde 107/2 uyarınca başlangıçta belirttikleri talepleri arttırım hakları saklı kalmak üzere, HMK m.107 uyarınca maddi tazminat talepleri yönünden belirsiz alacak davası niteliğinde haklı davalarının kabulü ile öncelikle İhtiyati Haciz taleplerinin kabulü ile davalı ........ adına kayıtlı ........ plakalı aracın ve UYAP kanalıyla tespit edilecek tüm taşınmaz, araç, bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu vb. tüm hak ve alacakların, hak edişlerin dava sonucunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar geçecek sürede 3. kişilere devrinin engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesini müvekkilinin uğramış olduğu kalıcı iş göremezlik oranının tespiti ile; kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 100,00 TL, geçici iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 100,00 TL, bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 100,00 TL, belgeli ve belgesiz tedavi giderleri için şimdilik 100,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 400,00 TL maddi tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi açısından teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesine, 80.0000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalı ........'dan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı ........ A.Ş. vekili 26/01/2024 tarihli cevap dilekçesiyle; huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine usulüne uygun olarak müracaat edilmediğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, davanın dava şartı noksanlığından usulden reddinin gerektiğini, itirazları baki kalmak kaydıyla davacının maluliyet tespiti için ATK tarafından muayene edilerek uygun yönetmelik çerçevesince rapor düzenlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderlerinin poliçe kapsamında olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatından, bakıcı ve tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, davacının yaşının kaza tarihinde 8 olduğundan ve gelir getiren bir işte çalışamayacağından davacı tarafın geçici iş göremezlik talebinin reddini gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirketin meydana gelen zarardan sorumluluğunun ancak sigortalının kusuru kadar olduğunu, Kaza Tespit Tutanağı ve ifade tutanakları incelendiğinde sigortalı araç sürücüsünün kurallara uygun şekilde park yapmak isterken davacı yaya ........'in aniden yola atladığını, aracın arkasında kalacak biçimde yolda durmaya devam ettiğini ve dava konusu kazanın meydana geldiğini, davacının trafik kurallarını ihlal ettiğini, davaya konu aracın ticari faaliyette bulunmadığından ticari faiz talep edilemeyeceğini, müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla kaza tarihinden değil dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın usulden reddine, aksi kanaat halinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ vekili 30/01/2024 tarihli cevap dilekçesiyle; Davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olup huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, adil ve güvenilir bir yargılama için, maluliyet oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerektiğini, itirazları baki kalmak kaydıyla tazminat tutarının TRH-2010 tablosu ve %1,8 Teknik Faiz esas alınarak hesaplanmasının gerektiğini, davacının güncel SGK hizmet dökümünün dosyaya sunulmasına ve geçici iş göremezlik süresi boyunca maaş almaya davam ettiğinin tespit edilmesi durumunda geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, kusur oranının hatalı olduğunu, müvekkilinin ve davacının kazaya ilişkin kusur oranlarının belirlenmediğini, kaza tespit tutanağının uzman kişiler tarafından tutulmadığını, müvekkilinin kurallara uygun şekilde park yapmak isterken davacının aniden yola atladığını, arkasında kalacak biçimde yolda durmaya devam ettiğini ve dava konusu kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin tacir niteliğinin olmadığını, bu nedenle karşı tarafın avans faiz talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle davacı tarafından açılan hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilemesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sürücü ........'ın %30 oranında, yaya ........'in ...... %70 oranında kusurlu olduğunun alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının dava konusu trafik kazasına bağlı olarak maluliyetine ilişkin rapor aldırıldığı, davacının maddi zararının aktüer bilirkişi marifetiyle hesaplamasının yapıldığı, kazaya karışan ........ plakalı sayılı aracın davalı ........ şirketine ........ poliçe numarası ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, ........'ın ise kazaya karışan ........ plakalı sayılı aracın işleteni konumunda olduğu, davacının maddi zararlarının tazmininde davalı ........ şirketinin ZMMS poliçesi uyarınca sigortacı sıfatı ile müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla; davacı tarafından davadan feragat edildiğine yönelik dilekçe sunulması karşısında, maddi tazminat talebi yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davacının ve davalının ekonomik ve sosyal durumu ve kazaya karışan tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat yönünden davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile; Davacının maddi tazminata yönelik davasının feragat nedeniyle REDDİNE, Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; 64.000 TL’nin davalı ........'dan kaza tarihi olan 21/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin yaya olarak herhangi bir kusuru olmadığını, 27/01/2025 tarihli kusur raporunun aleyhe olan hususlarını kabul etmediklerini ve itiraz ettiklerini, kararda 7 ve 10 nolu bentlerde müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve arabuluculuk ücreti ödenmesine karar verildiğini ancak maddi tazminatın dava devam ederken sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile konusuz kaldığını, bu sebeple müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretine hükmedilemeyeceğini, müvekkilinin zararının ve davalının kusurunun yoğunluğu karşısında belirlenen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, kararın talepleri doğrultusunda kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini dilemiştir. Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin kusurunun %30 olmasına rağmen 64.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında yapılan yargılamada mahkemece 09/07/2024 tarihli alınan kazaya ilişkin kusur raporunda müvekkili davalının %30, davacının ise %70 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu rapora itiraz edildiğini ancak mahkemece rapora ilişkin itirazların dikkate alınmadığını, davacı tarafından müvekkili davalı aleyhine manevi tazminat miktarı olarak açılan davanın değerinin 80,000,00 TL olduğunu, buna rağmen müvekkilinin %30 kusuru olduğu düşünülse bile müvekkili aleyhine kurulan manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, kararın kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini dilemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik,tedavi ve bakıcı giderlerine ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1-Kusur itirazının incelenmesinde : Mahkememizce kazaya ilişkin tarafların kusur oranının tespiti için dosya fen heyetine gönderilmiş, bilirkişi heyetince alınan 09/07/2024 tarihli raporda özetle; ........ plaka Sayılı araç sürücüsü ........'ın; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 67. Maddesini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %30 ( Yüzde otuz) oranında kusurlu olduğu, ,yaya ........'in; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 68/b Maddesini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %70 ( Yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. İTü bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27/01/2025 tarihli raporda özetle; Her türlü hukuki tavsif ve nihai karar mahkemeye ait olmak üzere, ........ plakalı otomobil sürücüsü ........'ın olayda %30(yüzde otuz) oranında Tali derecede kusurlu olduğu, Davacı yaya ........'in olayda %70(yüzde yetmiş) oranında Asli derecede kusurlu olduğu, görüş ve kanaatine varıldığı anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir. 2-Manevi tazminat miktarı itirazının incelenmesinde : Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; "Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup, yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, Ceza Mahkemesinin kararı, müterafik kusur ve yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının yerinde OLDUĞU anlaşılmıştır. Bu karara karşı davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden başvuruların HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 4.371,84 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan toplamda 1.092,96 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.278,88 TL eksik harcın davalı ........'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan harcın yeterli olduğundan bakiye harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf aşamasında davacı ve davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2023 yılı itibari ile (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 26/11/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.