İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 İlk derece mahkemesince verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... davalı şirketin ortakları olup, müvekkilinin şirkette %50 pay sahibi olduğunu, taraflar arasında güven ilişkisi zedelenmiş olup husumet meydana geldiğini, davalı ...'nin şirketi kendisi ile ailesinin nam ve hesabına kullandığını, şirketin …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/172 KARAR NO: 2026/202 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/03/2022 NUMARASI: 2021/753 Esas - 2022/279 Karar DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 13/09/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 İlk derece mahkemesince verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... davalı şirketin ortakları olup, müvekkilinin şirkette %50 pay sahibi olduğunu, taraflar arasında güven ilişkisi zedelenmiş olup husumet meydana geldiğini, davalı ...'nin şirketi kendisi ile ailesinin nam ve hesabına kullandığını, şirketin alacaklarını zimmetine geçirdiğini, şirkete ait malları kendi hesabına kullandığını, şirketin kamu borçlarını ödemediğini, davalı ...’nin diğer şirketlerden müvekkili ile davalı şirket adına alınan çekleri ciro ederek kendisinin ve ailesinin hesapları üzerinden kullandığını, bu çeklerin bir takım .... firmalarında davalı ... tarafından bozdurulduğunu, davalı şirkete ait makinelerin yarısının müvekkiline ait olduğunu, taraflar arasında husumet bulunduğundan şirketin devamında fayda kalmadığını, tarafların kendi rızaları ile şirketi tasfiye etmelerinin mümkün olmadığını belirterek, müvekkilinin hisse değeri belirlenerek tarafına ödenmesi kaydıyla ortaklığın sonlandırılmasına, bunun mümkün olmaması halinde ise şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili; davacı tarafça müvekkilinin ortağı bulunduğu şirketin hesabından kendi hesabına para geçirdiği iddiasını doğrulayacak somut delil sunulmadığını, davacının soyut iddialarının aksine davacının şirketin hesabından kendi hesabına para aktardığına dair somut delillerin bulunduğunu, davacının şirketin alacaklı olduğu... şirketince düzenlenen 90.270 TL bedelli çeki müvekkilinin bilgisi dışında 17/06/2021 tarihinde... AŞ’ye cirolayarak çek bedelinin altında 84.900-TL olarak tahsil ettiğini, şirket hesabına aktarılan bedelin aynı gün davacı tarafından kendi hesabına geçirildiğini, davacının şirket hesabından kendi hesabına aktardığı paralarla ... isimli sosyal medya uygulamasında yüklü miktarda harcama yaptığını, bu hususların davacıya ihtar edildiğini, ... isimli uygulamaya aktarılan paraların şirket harcamalarına ait olduğu iddiasının mantığa aykırı olduğunu, davacının şirket hesabından kendi hesabına toplam 638.260-TL para aktardığını, ayrıca davalı şirketin alacaklı olduğu şirketlerden şirket hesabına gelen paraların aynı gün davacı tarafından kendi hesabına aktarıldığını, ayrıca müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacı ortağın kendi kusuruna dayanarak fesih davası açmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; güven prensibine dayanan limited şirkette ortaklar arasında güven kalmaması, davacı ortağın şirketin diğer ortaklarına ulaşamaması, irtibat kuramaması, şirketin faaliyetlerinin sürdürülmemesi ve amacına ulaşma imkanının kalmamasının şirketin fesih edilmesi için önemli sebep olarak kabul edildiğini, haklı sebep olduğu iddia edilen olayın, şirketin feshine neden olacak nitelikte olup olmadığı değerlendirilirken şirketin yapısı, ortak sayısı, ortaklar arasındaki ilişkilerin de dikkate alınması gerektiği, bunun yanı sıra talep edilen sonucun kabulünün menfaatler dengesine uygun olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiği, feshi talep eden ortağın çıkması veya çıkarılması taraf menfaatlerine daha uygun ise feshe karar verilmemesi gerektiği, taraf menfaatlerinin dışında fesih talebinin son çare olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta şirket ortaklarının tek bir ortağa atfedilemeyecek kusurlu davranışlar nedeniyle ortaklığı sürdürmelerinin mümkün olmadığı, ortaklığın çekilmez hal aldığı, davalı şirketin faaliyetlerini devam ettirecek makine ve teçhizatının satıldığı, şirketin faaliyetlerini devam ettirme imkanının kalmadığı, bu durumda şirketin fesih ve tasfiyesinin uygun bir çözüm olduğu, limited şirket ortaklığından çıkma ve fesih talebinde husumetin şirkete yöneltilmesi gerekmekle davalı şirket ortağına karşı açılan davanın ise husumet nedeniyle reddinin gerektiği gerekçesiyle, davalı davalı ...'ye karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, şirkete karşı açılan davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı şirket vekili; davacının iddiaları soyut nitelikte olup iddialarını ispat edecek herhangi bir delil sunulamadığını, aksine davacının şirketin hesabından kendi hesabına para aktardığına dair somut deliller bulunduğunu, davacının, müvekkili şirketin alacaklı olduğu... tarafından düzenlenen 90.270-TL bedelli çeki müvekkilinin bilgisi dışında 17.06.2021 tarihinde...'e cirolayarak çeki 84.900-TL karşılığında tahsil ettiğini, faktoring şirketi tarafından müvekkili şirketin hesabına gönderilen paranın aynı gün davacı tarafından kendi hesabına geçirildiğini, davacı tarafın şirket hesabından şahsi hesabına aktardığı paralarla ... isimli sosyal medya uygulamasında yüklü miktarda harcama yaptığını, bu harcamalar şirket harcaması niteliğinde olmayıp, yapılan harcamaların, davacının şirket hesabından şahsi hesabına aktarılan paralar ile davacının şahsi kartlarından yapıldığını, davacının 2018-2021 yılları arasında şirket hesabından şahsi hesabına toplam 638.260-TL para aktardığını, şirketin alacaklı olduğu firmalardan şirket hesabına gelen paraların aynı gün davacı tarafından şahsi hesabına aktarıldığını, alınan bilirkişi raporunda da davacının şirketin hesabından şahsi hesabına 617.954,97-TL aktarımda bulunduğunun ve şirkete 276.334,69-TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, davacı ortağın kendi kusuruna dayanarak fesih davası açması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğini, haklı sebebe dayanarak dava açma hakkının, haklı sebebin oluşmasında kusuru bulunmayan ortaklara ait olduğunu, haklı sebebe davranışı ile neden olan ortağın ise haklı sebeple şirketin feshini isteme hakkı bulunmadığını, kusurlu olan davacının dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkma, olmadığı takdirde ise şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. TTK’nın 638/2. maddesine göre "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.” Anılan düzenleme ile ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanınmıştır. Ancak “haklı sebeplerin” nelerden ibaret olduğu belirtilmemiştir. Bu nedenle çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme değerlendirecektir. Bu durumda şirket kavramının doğuşu ve şirketlerin kuruluş gayesi dikkate alınarak; aynı amaç için birlikte sermaye koyup emek vererek çalışma, dayanışma ve karşılıklı güven ortamının sağlanması gayelerine aykırı düşen; şirketin çalışmasını, devamını, ortaklarına kazanç sağlamasını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getiren davranışların haklı neden olarak kabulü gerekmektedir. Kuşkusuz haklı nedenler sınırlı olmayıp, iddia edilen eylemlerin haklı neden oluşturup oluşturmadığı her somut olayın özelliğine ve koşullarına göre değerlendiril melidir. TTK'nın 636/3. maddesine göre ise; haklı sebeplerin bulunması halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece istem yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına da karar verebileceği düzenlenmiştir. Limited şirketlerde şirketin haklı sebeplerle feshine haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu TTK'da sayılmamış olup, doktrinde ve Yargıtay 11. HD'nin emsal içtihatlarında şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması, şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkansız olması, şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi, azınlığa karşı fiili veya manevi güç, baskı uygulanması, azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. Ancak feshin son çare olması ilkesi gereğince davacı ortağın şirket ortaklığından çıkarılması halinde şirketin faaliyetine devam edebileceği hallerde, menfaatler dengesi de göz önünde tutularak mahkemece davalı şirketin feshi yerine davacı ortağın şirketten çıkarılması veya somut olaya uygun başkaca bir çözüm de benimsenebilecektir. Somut olayda; davalı şirket iki ortaklı olup davacı ile davalının eşit hisseli ortak olduğu, davacı tarafından şirket ortaklığından çıkma, olmadığı takdirde şirketin feshi istemiyle işbu davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda ise davalı ortak aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket aleyhine açılan davanın ise kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça ortaklıktan çıkma ve fesih gerekçesi olarak; davalı ortak ...'nin şirketi kendisi ile ailesinin nam ve hesabına kullandığı, şirketin alacaklarını zimmetine geçirdiği, şirkete ait malları kendi hesabına kullandığı, şirketin kamu borçlarını ödemediği, şirket adına alınan çekleri ciro ederek kendisinin ve ailesinin hesapları üzerinden kullandığı olguları ileri sürülmüştür. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde; davacı ile davalının davalı şirkette %50'şer paylı ortak oldukları ve her iki ortağın da şirketi münferiden temsil yetkili müdür oldukları, her iki ortağın da ayrı ayrı 37.500-TL ödenmemiş sermaye borçlarının olduğu, davalı şirketin yasal defter kayıtlarına göre şirketin davacı ortaktan 617.954,97-TL tutarında alacaklı, ve davalı ortaktan da 2.900-TL tutarında alacaklı olduğu, şirketin alacaklı olduğu cari hesaplardan dava dışı şirketlerden gelen ödemelerin aynı gün içinde davacının hesabına aktarıldığı, şirket hesabına... firmasından 17.06.2021 tarihinde gelen 84.900-TL'nin 84.500-TL'sinin davacının şahsi hesabına geçirildiği, şirketin muhasebe kayıtları incelendiğinde 2019 yılından itibaren şirkete ait vergi borçları ve SGK primlerinin ödenmemiş olduğu, kamuya olan borcun her yıl katlanarak yükseldiği, şirketin tesis makine ve cihazlar hesabına göre bir kısım makinelerin 29.06.2021 tarihinde davalı ortağa 2.015-Euro bedelle, bir makinenin ise 19.01.2021 tarihinde dava dışı şirkete 44.280-TL bedelle satışının yapıldığı, şirketin 2020 yılında 644.312,94-TL olan net karının 2021 yılının ilk 9 ayında 22.151,89-TL'ye düştüğü, şirketin 30.09.2021 itibariyle kaydi olarak öz varlığının 758.240,57-TL olduğu, davacının hissesine isabet eden çıkma payının 379.120,28-TL olduğu, bu tutardan davacının şirkete olan 671.954,97-TL borcu ile 37.500-TL ödenmemiş sermaye borcunun düşülmesi sonucunda davacının şirkete 276.334,69-TL borçlu olabileceği, şirketin kar dağıtım kararı almadığı, karar defterinin tüm sayfalarının boş olduğu, aktif ve pasif hesaplarının gerçeği yansıtmadığı, muhasebe kayıtlarının sağlıklı olmadığı, şirketin ödenmiş sermayesinin korunduğu, şirketin karlılığının düştüğü, kamuya olan borçların kuruluş yılından bu yana ödenmediği, ortakların sermaye borçlarının ödenmediği, ortakların şirketin fonlarını şahsi işlerinde kullandıkları, şirket hesaplarının usulüne uygun tutulmadığı ve gerçeği yansıtmadığı, ödenmesi gereken vergi kayıtları ticari defterlerde bulunmadığından kamuya olan borçların ticari defterlerde görünenden fazla olabileceği, davacının ortaklıktan çıkma talebi bakımından her iki ortağın da münferit yetkili müdür olması nedeniyle şirkete sermaye taahhütlerini yerine getirmedikleri, şirketin kayıt ve defterlerini usulüne uygun tutmadıkları, şirketin vergi borçlarını ödemedikleri, davacının şirkete yüksek tutarda borçlandığı, davalının ise şirketin faaliyeti için gerekli makineleri satarak şirketin faaliyetinin önüne geçtiği, bu durum karşısında davacının kendi kusuruna dayanarak TTK'nın 638. maddesi hükmünden yararlanamayacağı, fesih talebi bakımından ise şirkette eşit paya sahip ortaklar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle güven ortamının kalmadığı, ortakların birlikte şirket faaliyetlerine devam etmelerinin mümkün olmadığı, güvenin sarsılmasının sorumluluğunu tek başına bir ortağa yüklemek mümkün görünmemekle birlikte, aralarında güven kalmayan tarafları bir arada çalışmaya zorlamanın mümkün olmadığı, dolayısıyla bu durumun fesih için haklı sebep oluşturduğu görüşü bildirilmiştir. Mahkemece şirkete atanan kayyım tarafından düzenlenen raporda ise şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığı, merkez adresinin boşaltıldığı bildirilmiştir.Bilirkişi raporunda davacının şirkete büyük oranda borcunun bulunduğu, bu durumun şirketin sermayesinin davacı ortak tarafından kullanıldığı anlamına geldiği, şirketin alacaklı olduğu cari hesaplardan dava dışı şirketlerden gelen ödemelerin aynı gün içinde davacının hesabına aktarıldığı tespitleri yapılmış olup, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile getirtilen banka hesap ekstrelerinden, geçmiş yıllar boyunca şirketin tüm parasal işlemlerinin davacı ...'in şahsi hesapları üzerinden yürütüldüğü, davalının da bilgisinde olan bu duruma yıllarca ses çıkarmadığı anlaşılmaktadır. Ancak davacı tarafça, davalının hakkındaki ceza davaları ve icra takipleri nedeniyle ticari sicilinin bozuk olduğu, bu nedenle kendi hesaplarını kullanmaktan kaçındığı iddia edilmiştir. Bu kapsamda davalı hakkında İstanbul ........ İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında kesinleşmiş icra takibi bulunduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık davalının ise şirketin faaliyeti için gerekli makineleri satarak şirketinin faaliyetinin devamını engellediği bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması ve kamuya olan borçların ödenmemesi bakımından ise davalı ile birlikte yönetici olan davacı da aynı oranda kusurludur. Bu durumda somut olayda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu tespitlere göre iki ortaklı şirkette tarafların eşit hisseli ortak oldukları, aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle güven ortamının kalmadığı, bu nedenle tarafların birlikte şirket faaliyetlerine devam etmelerinin mümkün olmadığı, şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığı, merkez adresinin de boşaltıldığı dikkate alındığında, ortaklıktan çıkma koşullarının oluşmamakla birlikte, aralarındaki güven ortamı sarsılan tarafları şirkette birlikte çalışmaya zorlamanın mümkün olmadığı ve bu nedenle davalı şirketin fesih ve tasfiyesi koşullarının oluştuğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle mahkemece davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 168-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026