10. Ceza Dairesi 2023/5911 E. , 2023/11124 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEMYİZ EDENLER :Sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı (sanık aleyhine) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir ol
**10. Ceza Dairesi 2023/5911 E. , 2023/11124 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEMYİZ EDENLER :Sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı (sanık aleyhine) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.02.2016 tarihli, 2015/299 Esas ve 2016/25 Karar sayılı kararı ile sanığın 17.08.2015 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci, 52 nci 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. B. Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.02.2016 tarihli, 2015/299 Esas ve 2016/25 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.05.2021 tarihli ve 2021/4340 Esas, 2021/5921 Karar sayılı kararı ile; "1) Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25/11/2014 tarih 2013/9-610 esas 2014/512 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı CMK'nın 2/e, 161 ve 2559 sayılı PVSK'nın Ek 6. maddeleri uyarınca bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenen kolluğun derhal Cumhuriyet savcısına olayı haber verip emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlaması gerekmekte olup, usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla yapılan arama işleminde usulüne uygun verilmiş bir arama kararı bulunmadığında arama açıkça hukuka aykırı olup, bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınması da mümkün değildir. Somut olayda; durumundan şüphelenilerek durdurulan ve sanık tarafından kullanılan araçta yapılan aramanın dayandırıldığı Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin 2015/1786 değişik iş sayılı ve 10/08/2015 tarihli önleme araması kararında, kararın geçerlilik süresinin 10/08/2015 günü saat 12.00 ila 17/08/2015 günü saat 08.00 arası olarak gösterildiği; söz konusu aracın, kararda belirtilen sürenin bitiminden sonra 17/08/2015 günü saat 18.45 sıralarında durdurulduğu ve ardından arandığı anlaşılmış olup, “süre” koşulu taşımayan ilgili karara dayanılarak yapılan arama hukuka aykırıdır. Bu nedenle; a)Öncelikle, kolluk tarafından oluşturulan Cumhuriyet savcısıyla yapılan görüşme ve alınan talimatlara, yakalanan şahsın üstü, eşyaları ve otosunun CMK 116-119. maddeleri gereğince aranması için Cumhuriyet savcısının imzasının bulunduğu bir tutanağın olup olmadığının tespiti ile varsa dosya içerisine konulması, b)Böyle bir tutanak yoksa, şüphelinin üstü ve otosunun aranmasına ilişkin yer, zaman ve süre koşullarını taşıyan başka bir önleme araması kararı veya adli arama kararı veyahut yazılı arama emri olup olmadığının araştırılıp varsa temini ile dosyaya eklenmesi, c) Oto ve üst aramalarına ilişkin bir arama kararı ya da yazılı arama emri bulunmaması halinde, yapılan arama ve bunun sonucu elde edilen deliller hukuka aykırı olup Anayasanın 38/6, CMK 206/2-a, 217/2 ve 230/1-b maddelerine aykırılık oluşturup hükme esas alınamayacağı hususları da dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması, 2)Dosya kapsamına ve UYAP üzerinden yapılan incelemeye göre, sanık hakkında 04/04/2015 tarihinde işlediği iddia edilen "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçu nedeniyle 20/10/2020 tarihinde düzenlenen iddianame ile açılan kamu davası üzerine, yargılamanın halihazırda Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/425 esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiği; temyize konu dosya yönünden ise sanık hakkında, 17/08/2015 tarihli eylemi nedeni ile “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan, 07/09/2015 tarihinde iddianame düzenlendiği, bu haliyle belirtilen suç tarihleri arasında hukuki kesintinin oluşmadığı anlaşıldığından; halen derdest olan Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/425 esas sayılı dosyasının bu dava ile birleştirilmesi; kesinleşmiş ise dava dosyasının bu dosya içine konulması, tüm deliller birlikte değerlendirilip, eylemlerin tek suç, iki ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra, sanığın hukukî durumunun belirlenmesi, belirtilen suçların zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi durumunda; ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunması”, aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulması, 3)Kabule göre de; hükümden önce 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararına yanlış anlam verilerek 5237 sayılı TCK'nın 53/1-b maddesinin uygulanmaması ve TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak hükümden sonra 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklik nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması," nedenleriyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. C. Bozma sonrasında Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.12.2021 tarihli ve 2020/425 Esas, 2021/574 Karar sayılı kararı ile Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/333 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/333 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir. D.Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli ve 2021/333 Esas, 2022/166 Karar sayılı kararı ile sanığın, 1. Ana dosyadaki 17.08.2015 tarihli eyleminin değişen suç niteliğine göre "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunun oluşturduğu, suç tarihinden önce işlediği başka bir "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/11207 soruşturma sayılı dosyasında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve söz konusu eylemin beş yıllık denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kovuşturma şartı yokluğundan kamu davasının düşmesine; 2. Bozma sonrası birleşen dosyadaki 04.04.2015 tarihli "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçu yönünden 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci, 52 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 17.08.2015 tarihli eylemin de "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçunu oluşturduğu ve buna göre sanık hakkında zincirleme suç hükümleri kapsamında mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken, 17.08.2015 tarihli eylem yönünden suç niteliğine yanılgıya düşülerek "düşme" kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hükümlerin bozulması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; Eylemin sabit olmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, B. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; 17.08.2015 tarihli eylemin "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçunu oluşturduğuna, aralarında hukuki kesinti olmayan 04.04.2015 tarihli eylemle birlikte değerlendirilerek zincirleme suç hükümlerine göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken, suç niteliğinde hataya düşülerek 17.08.2015 tarihli eylem yönünden "düşme" kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Dosya kapsamında yer alan olay ve arama tutanaklarının, uzmanlık raporlarının, sanığa ait adli sicil kaydının içerikleri ile hakkında "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan ayrıca soruşturma yapılan tanık Mustafa'nın aşamalardaki beyan ve teşhisi, tutanak düzenleyen kolluk görevlisinin yeminli beyanı ve sanığın aşamalardaki savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, Birleşen dosyaya konu 04.04.2015 tarihli olayda, devriye sırasında hakkında öncesinde "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan işlem yapıldığı için kolluk görevlilerince tanınan sanığın, ikametinin yakınındaki parkta tanık Mustafa ile oturduğu görülerek takibe alındığı, bir süre sonra parkın karşısındaki ikametine giden ve kısa süre içinde tekrar parka dönen sanıkla tanık Mustafa'nın aralarında bir şeyler alıp verdiklerinin görüldüğü, parktan uzaklaşmalarından sonra durdurulan tanığın, üzerinde suç unsuru olup olmadığı sorulduğunda, bir fişek halinde 0,6 gram esrarı teslim ettiği, ardından sanığın ikametinde yapılan aramada 72,9 gram kenevir tohumu ve 0,32 gram esrarın ele geçtiği olayda; sanığın "uyuşturucu madde ticareti yapma " suçunu işlediğinin sabit olduğu, temel cezanın uyuşturucu madde miktarına ve 5237 sayılı Kanunun 61 inci maddesindeki ölçütlere göre alt sınırdan belirlendiği, sanığın 17.08.2015 tarihli eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmadığı, 1/6 oranında takdiri indirim yapıldığı ve adli sicil kaydına göre tekerrür hükümlerinin uygulandığı; Ana dosyaya konu 17.08.2015 tarihli olayda, hakkında "uyuşturucu madde ticareti" yaptığına ilişkin ihbar veya istihbari bilgi bulunmayan sanığın, aracı ile ikametine doğru geldiği sırada, durumundan şüphelenilerek ikameti yakınında durdurulduğu ve önleme araması kararına dayanılarak yapılan aramada sürücü koltuğunun altında poşet içinde 52 adet MDMA içeren tabletin ele geçtiği olayda, sanığın ele geçen tabletleri olay günü kullanmak için satın aldığına ve ikametine gittiği sırada yakalandığına ilişkin savunması, ele geçen tabletlerin kullanım sınırında olması ve ele geçirildiği yer dikkate alındığında, sanığın eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğu, suç tarihinden önce işlediği başka bir "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/11207 soruşturma sayılı dosyasında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve söz konusu eylemin beş yıllık denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşıldığından, kovuşturma şartı yokluğundan kamu davasının düşmesine karar verildiği gerekçesiyle sanığın 04.04.2015 tarihli eylem nedeniyle "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan mahkûmiyetine; 17.08.2015 tarihli eylem nedeniyle değişen suç niteliğine göre "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunun oluştuğu ve kovuşturma şartı bulunmadığından kamu davasının düşmesine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık Hakkında 17.08.2015 Tarihli Eylem Nedeniyle Değişen Suç Niteliğine Göre "Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma" Suçundan Verilen "Düşme" Kararının İncelenmesinde: Dosya kapsamına göre, 17.08.2015 tarihinde, hakkında "uyuşturucu madde ticareti" yaptığına ilişkin ihbar veya istihbari bilgi bulunmayan sanığın, aracı ile ikametine doğru geldiği sırada, durumundan şüphelenilerek ikameti yakınında durdurulduğu ve önleme araması kararına dayanılarak yapılan aramada sürücü koltuğunun altında poşet içinde 52 adet MDMA içeren tabletin ele geçtiği olayda, sanığın aşamalardaki, ele geçen uyuşturucu maddeleri olay günü kullanmak için temin ettiğine ve ikametine dönerken yakalandığına ilişkin savunması, miktar itibari ile kullanım sınırında olan uyuşturucu tabletlerin ele geçirildiği yer ve ele geçirilme şekli birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin, eylemin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğuna ilişkin kabulünde ve daha önce işlenen "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında belirlenen denetim süresi içerisinde işlendiğinden, kovuşturma şartı yokluğundan, "kamu davasının düşmesine" kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Bozmaya uyulduğu, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Mahkemenin 17.08.2015 tarihli eylemin değişen suç niteliğine göre "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğuna ve daha önce işlenen "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında belirlenen denetim süresi içerisinde işlendiğinden kovuşturma şartı yokluğundan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. B. Sanık Hakkında 04.04.2015 Tarihli Eylem Nedeniyle "Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma" Suçundan Verilen "Mahkûmiyet" Hükmünün İncelenmesinde: Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünün (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli, 2021/333 Esas ve 2022/166 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2023 tarihinde karar verildi.