Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya kurum içinde atmış olduğu bir slogandan dolayı disiplin cezası verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün, başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya katılımının sağlanmaya çalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya kurum içinde atmış olduğu bir slogandan dolayı disiplin cezası verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün, başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya katılımının sağlanmaya çalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/12/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu birtakım suçların yanı sıra 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinde yer alan devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu kapsamında da hükümlü olup başvuru tarihinde İzmir 2 No.lu F tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinin 22/5/2018 tarihli içtima kararı kapsamında hazırlanan müddetnameye göre başvurucunun hapis cezası ömür boyu infaz edilecektir. Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığınca (Disiplin Kurulu) başvurucunun da aralarında bulunduğu toplam on beş tutuklu/hükümlü hakkında 15/7/2017 tarihinde tutulan tutanağa istinaden "gereksiz olarak marş söyleme veya slogan atma" eyleminde bulundukları gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatılmıştır. 15/7/2017 tarihinde üç infaz koruma memurunun imzaladığı tutanakta, farklı odalarda kalan söz konusu kişilerin saat 00'de "Baskılar bizi yıldıramaz, biji serok apo, keyfi uygulamalara son." şeklinde slogan atmaları nedeniyle Kurumun genel işleyişini aksattıkları ve gereksiz gürültüye yol açtıkları belirtilmiştir. Bunun üzerine 17/7/2017 tarihinde disiplin soruşturması başlatılmıştır. 18/7/2017 tarihinde üç gün içinde savunmasını vermesi başvurucudan istenmiştir. Başvurucunun da aralarında bulunduğu kişilerin sözlü olarak savunma vermek istemesi üzerine 24/7/2017 tarihinde başvurucunun savunması sözlü olarak alınmıştır. Sözlü savunma sırasında ifade veren kişiler belirtilen tarihte slogan attıklarının doğru olduğunu, ancak "Baskılar bizi yıldıramaz, keyfi uygulamalara son." şeklinde slogan atmadıklarını ileri sürmüşler; attıkları sloganın İmralı'da uygulanan baskıların kaldırılması amacıyla "Biji serok apo" şeklinde olduğunu, söz konusu sloganı da Kurumdan kaynaklanan herhangi bir şeyi protesto etme amacıyla atmadıklarını beyan etmişlerdir. Disiplin Kurulunca 25/7/2017 tarihinde yapılan değerlendirme neticesinde Olay Tutanağı'nda belirtilen sloganın atılmadığı, buna karşın söz konusu kişilerin ifadelerinde beyan ettikleri sloganı attıkları, bu şekilde slogan atma eyleminin gerçekleştiği kabul edilmiştir. Bu kapsamda eylemin 29/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un (Kanun) maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında belirtilen hükme uyduğu gerekçesiyle -daha önce kaldırılmamış disiplin cezası olmayanlar bakımından- 1 ay mektup, faks, telgraf almak ve yollamaktan, telefon etmekten yoksun bırakma disiplin cezası verilmiştir. Başvurucunun da aralarında bulunduğu on iki kişi hakkında ise Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bir üst ceza uygulanması gerekmiş, slogan atma eylemini tekrarlamaları sebebiyle Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince 2 ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma disiplin cezası verilmiştir. Başvurucu, disiplin cezası verilmesi dolayısıyla İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Başvurucu İnfaz Hâkimliğine yazdığı dilekçede soruşturmanın kanunda belirtilen sürelere uygun yapılmadığı, atılan slogandan dolayı disiplin cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür. İzmir İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 14/8/2017 tarihinde tensip zaptı düzenlemiştir. Tensip zaptının ilgili kısmı şu şekildedir:"1- ... 25/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı yasa ile değişik 4675 sayılı infaz hakimliğinin maddesi uyarınca süresi içerisinde verilen itiraz dilekçesi nedeniyle adı geçen h/t'ların konuya ilişkin hakim huzurunda beyanlarının tespitine,2- İtiraz edenlerin ifade tespiti için duruşma gününde ve saatinde hazır edilmeleri için İzmir 2 No'lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna yazı yazılmasına..." Bu kapsamda ayrıca savunması alınacak kişilerin sayıca çok olması, adli tatil tarihine kadar belirlenen duruşma günlerinin dolu olması, adli tatil süresine kadar duruşma haricî gelen işlere ilişkin kararların yazılması zorunluluğu, duruşma hâkiminin de adli tatilden yararlanacak olması ve adli tatil süresi içine duruşmalı işlerin konulmamasına yönelik genel uygulamanın dikkate alındığı tensip zaptında ifade edilmiş; duruşmanın 21/9/2017 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir. Tensip zaptı başvurucuya 15/8/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. İzmir İl Jandarma Komutanlığı Buca Kırıklar Özel Tip Cezaevi Bölük Komutanlığının 20/9/2017 tarihinde İnfaz Hâkimliğine sunduğu dilekçede, duruşmanın ses ve görüntü bilişim sistemi (SEGBİS) aracılığıyla yapılması talep edilmiştir. Bu kapsamda mevcut görev yoğunluğu ile bunun gerektirdiği personel ihtiyacı, alınan istihbari nitelikteki bilgiler doğrultusunda bölücü terör örgütü mensupları tarafından Ceza İnfaz Kurumuna ve personeline yönelik eylem yapılabileceği, bölücü terör örgütü mensuplarınca Buca'da yapılan bombalı saldırı sonucunda ortaya çıkan terör tehdidi gözönüne alınarak terör örgütü üyeliği kapsamında tutulan on beş hükümlü/tutuklu ile birlikte yapılacak duruşmanın SEGBİS yoluyla yapılması istenmiştir. İnfaz Hâkimliği, söz konusu talebi değerlendirmek üzere 20/9/2017 tarihinde duruşma açmıştır. Yukarıda gösterilen gerekçeler yanında SEGBİS yoluyla ifade alımının -itiraz edenler bakımından- yeni bir ceza tayinine yol açmayacak olması dikkate alınmış, ayrıca Yargıtay kararlarına göre SEGBİS yoluyla ifade alımının uygun görülen bir gerekçeye dayandığını ifade edilerek başvurucunun da aralarında bulunduğu on beş kişinin duruşmada bizzat hazır edilmelerinden vazgeçilmesine ilişkin karar verilmiştir. Bu kapsamda duruşmanın icra edileceği tarih ve saatte on beş kişinin Ceza İnfaz Kurumunun SEGBİS salonunda hazır edilmesinin istenmesine, SEGBİS yoluyla ifade vermek istemeyenler bakımından bu haktan vazgeçmiş sayılacaklarının itiraz edenlere tebliğ edilmesine ilişkin karar verilmiştir. Aynı gün tebligat yapılmıştır. Bir sonraki günde yapılan duruşmada kimlik tespiti öncesi başvurucu, SEGBİS yöntemiyle savunma vermek istemediğini ve duruşmada hazır olmak istediğini, mahkemeye gelmek istediğini, talebi kabul edilirse savunma vereceğini bildirmiş; başka bir beyanı olmadığını da ifade etmiştir. İnfaz Hâkimliği, başvurucunun ve başvurucuyla benzer söylemlerde bulunan diğer on üç kişinin savunma hakkından vazgeçmiş sayılmasına dair karar vermiştir. Bir tutuklunun bu arada tahliye edilmesi nedeniyle duruşma 19/10/2017 tarihine ertelenmiştir. İnfaz Hâkimliği, diğer kişinin de beyanlarını aldıktan sonra soruşturmanın kanunda öngörülen sürelere uygun olarak yapıldığını belirterek şikâyeti 2/11/2017 tarihinde reddetmiştir. Gerekçede; ceza infaz kurumunun toplu bir yaşam alanı olması, kurumda barındırılan tutuklu ve hükümlülerin farklı suç gruplarından oluşması, kurum düzen ve disiplinin salt bu nedenle dahi bozulacak olması dikkate alınmıştır. Bu kapsamda 5275 sayılı Kanun'un maddesindeki genel unsurun oluştuğu ve diğer yandan da bu genel unsurun oluşması karşısında slogan atmanın başlı başına bir disiplin suçu olarak tanımlanmasına göre bu eylemin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İnfaz Hâkimliğinin kararı 7/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 14/11/2017 tarihinde itirazda bulunmuştur. Başvurucunun itiraz dilekçesi şu şekildedir:" Ağır Ceza Mahkemesine İzmirİzmir İnfaz Hâkimliğinin 2017/4151 Esas 2017/5772 no.lu kararına itiraz ediyor, iptalini talep ediyorum.Gereği için bilginize sunulur." İzmir Ağır Ceza Mahkemesi 22/11/2017 tarihinde itiraza konu kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek itirazı kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu 6/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 5275 sayılı Kanun’un "Disiplin cezalarının niteliği ve uygulama koşulları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını engellemez.” 5275 sayılı Kanun’un "Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendi şöyledir: “(1) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup, faks ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten, telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasıdır. (2) Bu cezayı gerektiren eylemler şunlardır:…e) Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak,…” 5275 sayılı Kanun’un "Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar ziyaretçi görüşüne çıkarılmamasıdır.”