(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2015/16154 E. , 2015/20682 K. Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve öze…
**(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2015/16154 E. , 2015/20682 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalı Belediyede işçi olarak çalıştığını, emeklilik nedeni ile iş akdinin sona erdiğini beyanla fazla çalışma, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatili alacaklarının ödetilmesini istemiştir. Davalı vekili, duruşma sırasındaki beyanı ile davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının fazla çalışma ücreti ve ulusal bayram genel tatili alacak taleplerinin kabulüne, hafta tatili alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. HMK'nun 107.maddesinde davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, karşı tarafın verdiği bilgi veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda, davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği, ayrıca kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da açılabileceği ve bu durumda hukuki yararın var olduğunun kabul edileceği, 109.maddesinde ise talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği, talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı, kısmi dava açılması halinde dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkca feragat edilmiş olması hali dışında talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği bildirilmiştir. Görüldüğü gibi her iki dava çeşidininde açılabilirlik şartı alacağın konusunun miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmamasıdır. Her iki dava çeşidinde de (alacak miktarınını tespiti davası dışında) dava açan alacağın asgari bir miktar ve değerini belirterek talepte bulunmaktadır. Dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde davacı neye karar verilmesi istiyorsa onu açık şekilde yazar. Tespit davalarında davacı bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine karar verilmesini ister, kısmi davada davacının dava dilekçesinde kısmi dava açtığını açıkça bildirmesi gerekir, belirsiz alacak davasında ise alacağın miktarının belirlenmesi açıkça talep edilmelidir. Talep sonucu açık değilse mahkeme talep sonucunu açıklattırmalıdır. Bundan başka, talep sonucunun açık olmaması halinde, onu dava dilekçesinin diğer bölümlerinde yazılanların ışığında bir yoruma tabi tutarak davacının açtığı davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemek hakimin ödevidir. Somut olayda dava dilekçesinde davacı vekili davanın belirsiz alacak davası olduğunu açıklamadığı gibi talep ettiği alacakların miktarının da belirlenmesini talep etmemiştir. Dava dilekçesinin içeriğinden davanın kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmakta olup, bu nedenle Davacı vekilinin 21/11/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini arttırması üzerine davalı tarafça 25/11/2014 tarihinde 6100 sayılı HMK'nun 317/2 ve 319. maddeler uyarınca iki haftalık süre içinde süresinde zaman aşımı definde bulunduğu halde bu savunmanın değerlendirilmemesi hatalı olmuştur. Yapılacak iş, davalı tarafından süresinde ileri sürülen zaman aşımı savunması ile ilgili ek hesap raporu almak ve sonucuna göre alacak talepleri hakkında karar vermek olmalıdır. 3- Ulusal bayram genel tatil alacağının hesabı yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı ulusal bayram genel tatil günlerinin tamamında çalıştığını beyan etmiş, davalı ise duruşmadaki beyanı ile davanın reddini istemiştir. Davalı işyeri resmi kurum olup dosyada davacıya ulusal bayram genel tatil ücreti ödenmesi yönünde tahakkuklar bulunduğu anlaşılmakla, kural olarak resmi kurumlarda yapılan çalışmaların ve ödemelerin kayıt altına alınmasının esas olduğu hususu göz önüne alınarak mahkemece gerekirse davalı belediyenin kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak ulusal bayram genel tatil ücreti tahakkuklarının davacıya ödenip ödenmediği araştırılarak ödeme yapılmış ise tahakkuk bulunan ulusal bayram-genel tatil günlerinin hesaplamada dışlanarak çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. 4-Hüküm altına alınan alacakların net ya da brüt olduğunun karar yerinde gösterilmemesi de hatalı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 27/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.