1. Hukuk Dairesi 2010/2624 E. , 2010/4088 K. MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı R. A.'nın maliki olduğu 422 parsel sayılı taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla davalı oğluna satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, iddiaların yersiz olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur. Davanın reddin…
**1. Hukuk Dairesi 2010/2624 E. , 2010/4088 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı R. A.'nın maliki olduğu 422 parsel sayılı taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla davalı oğluna satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, iddiaların yersiz olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur. Davanın reddine ilişkin olarak verilen birinci karar, Dairece;" hükme yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın reddine ilişkin olarak verilen ikinci karar, Dairece;" hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda delillerin toplanarak değerlendirilmesi" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucu yine davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali, tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak önceden verilen karar, Dairece; hükme yeterli araştırma yapılmadığı gerekçesiyle, yapılması gerekli tüm işlemler gösterilmek suretiyle bozulmuştur. Bu kez mahkemece, bozma kararına uyularak, toplanan delillere ilaveten keşif yapılmış, murisin terekesi araştırılmış ve 2. kez davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar da, Dairece bozma kararına uyulmak suretiyle, yanlar yararına usulü kazanılmış haklar doğacağı, mahkemece bozma kararında gösterilen ilkeler doğrultusunda soruşturma yapmasının zorunlu olduğu halde bozma ilamında gösterilen hususlarda hükme yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı, bir tanığın soyut beyanına değer verildiği, oysa temlikte bedel ödenmediği yönündeki tanık beyanlarının dikkate alınmadığı, ayrıca denkleştirme konusunda kayda dayalı soruşturma yapılmadığı belirtilerek, tüm delillerin yeniden değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekçesiyle tekrar bozulmuştur. Ne varki, mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bu kez de, muris adına kayıtlı taşınmaz bulunmadığı, muvazaa iddiasının ve paylaştırma yapıldığının kanıtlanamadığı, satış bedeli ile gerçek bedel arasında fark bulunmakla beraber satışın baba ve oğul arasında yapıldığı tek başına muvazaanın kanıtı olayamayacağı gerekçeleri ile tekrar davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Daha önce de değinildiği üzere; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olaya gelince, tarafların mirasbırakanı R. A.nın dava konusu 60 parsel sayılı taşınmazın çıplak mülkiyeti ile birlikte, dava dışı 69 parsel sayılı taşınmazın çıplak mülkiyetini aynı akitle 22.8.1985 tarihinde satış suretiyle davalı oğluna temlik ettiği, tanık anlatımları ve yapılan yazışmalardan mirasbırakanın başkaca malvarlığının bulunmadığı, ayrıca gerek davacıya ve gerekse diğer mirasçılarına başkaca mal ve hakkın devrimin yapılmadığı, diğer bir deyişle denkleştirme ( paylaştırma ) kastıyla hareket edildiğinin kabul edilemeyeceği, miras bırakanın çekişmeli taşınmazı elinden çıkarması olağan olmadığı gibi taşınmaz satmasını gerektiren bir nedeninin ve paraya ihtiyacının da bulunmadığı, satış değeri ile gerçek değer arasında aşırı fark bulunduğu ve satış bedelinin ödendiğinin de kanıtlanamadığı, esasen bedelsiz devrin bir kısım tanıklarca da ifade edildiği gözetilerek ve bu olgular yukarıda değinilen ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçılardan mal kaçırmak olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. .