2. Hukuk Dairesi 2014/28404 E. , 2015/12937 K. "" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Aile Konutu Üzerindeki İpoteğin Kaldırılması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava konusu taşınmazın "aile konutu" olduğu hususunda taraflar arasında bir çekişme bulunmamaktadır. Taşınmaz üzerinde hak sahibi (koca) taraf…
**2. Hukuk Dairesi 2014/28404 E. , 2015/12937 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Aile Konutu Üzerindeki İpoteğin Kaldırılması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava konusu taşınmazın "aile konutu" olduğu hususunda taraflar arasında bir çekişme bulunmamaktadır. Taşınmaz üzerinde hak sahibi (koca) tarafından, Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesi gereğince davacı eşin "açık rızası" alınmadan, ... A.Ş. lehine 28.02.2002 ve 22.09.2005 tarihlerinde ipotek tesis ettirildiği, bankanın da 58042 nolu temlik beyanı ile alacaklarını davalı şirkete devrettiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davalı şirket, davacının kötü niyetli olduğunu, ipotek tesisinden önce taşınmaz üzerinde aile konutu şerhinin bulunmadığını, tapuya güven ilkesi gereği kazanımın korunması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı şirket tacirdir. Her tacir ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli hareket etmekle yükümlüdür (e. TTK. m. 20/2, 6102 s. TTK m. 18/2). Bu yükümlülüğü alacağına teminat olarak gösterilen taşınmazın hukuki ve fiili durumunu bilmeyi de gerektirir. Başka bir ifade ile, taşınmazın tapu kütüğüne aile konutu olduğuna dair şerh bulunmasa bile, taşınmazın "aile konutu" ve kendisiyle akdi ilişkiye giren şahsın da evli olduğunu davalı banka bilebilecek durumdadır. Bu özeni göstermemiş ise, iyi niyet iddiasında bulunamaz (TMK.m.3/2) Vakıa ve karinelerden iyi niyet iddiasında bulunamayacak durumu belirmiş olanın kötü niyetli olduğunun diğer tarafça ispat edilmesine de lüzum yoktur. Davacının dava hakkını dürüstlük kuralına aykırı olarak kullandığını kabule yeterli bir delil ve sebep de bulunmamaktadır. Gerçekleşen bu hukuki duruma göre davacının açık rızası alınmadan tesis edilen ipotek sebebiyle davalı şirketin kazanımı korunamaz. O halde isteğin kabulü ile ipoteklerin iptaline karar verilmesi gerekirken, davalı şirketin kötü niyetinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle isteğin reddi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.06.2015 (Çrş)