1. Hukuk Dairesi 2010/3873 E. , 2010/5320 K. "" MAHKEMESİ : ARHAVİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 22/12/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden davalıya ait 584 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu olamayacağını, bir bölümünde de tünel inşa edilmekte olduğunu ileri sürerek tapu iptali, terkin ve irtifak hakkı tesisi isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, keşfen b…
**1. Hukuk Dairesi 2010/3873 E. , 2010/5320 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ARHAVİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 22/12/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden davalıya ait 584 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu olamayacağını, bir bölümünde de tünel inşa edilmekte olduğunu ileri sürerek tapu iptali, terkin ve irtifak hakkı tesisi isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, keşfen belirlenen kıyı kenar çizgisine göre çekişmeli taşınmazın 1126,38 m2 lik bölümünün kıyıda kaldığı, kıyı dışında bulunan kalan 1026. 26 m2 lik kısmından da tünel geçeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali, sicilin kütükten terkini ve karayolu yapılacak olması nedeniyle kıyıda bulunan ve irtifak hakkına konu olması muhtemel bölümün kaydının terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece yapılan uygulama sonucu 1026,36 m2’lik, fen bilirkişisi rapor ve krokisinde 1/B ile gösterilen bölümün, 3621 sayılı yasanın 4. maddesinde tanımı yapılan kıyıda olduğu ve 28. 11. 1997 tarih 5/3 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca sicilden terkini gereken bölümün tapusunun iptaline hazine adına tesciline ilişkin olarak kısa ve gerekçeli karar oluşturulmuş, daha sonra talepte bulunmamasına rağmen tavzih kararı tesis edilerek 03. 02. 2010 tarihli karar ile sicilden terkinine karar verilmiştir. Bilindiği üzere, HUMK 455 ve devamı maddelerinde tavzih düzenlenmiş olup taraflardan birinin isteği üzerine hüküm müphem ve gayrivazıh olur veya mütenakız fıkraları ihtiva ederse hükmün icrasına kadar düzeltilebileceği ya da çelişkinin giderilebileceği öngörülmüştür. Mahkemece, kurulan tavzih kararının sözü edilen ilkelere uygun olmadığı açıktır. Bu nedenle mahkemece verilen 03. 02. 2010 tarihli tavzih kararının ortadan kaldırılmasına karar verilerek, diğer temyiz itirazlarının incelemesine geçildi; Yukarıda değinildiği üzere, dava sicilden kaydın terkini isteğine ilişkin olmasına ve gerek TMK 715 ve gerekse 3402 sayılı yasanın 16 ncı maddesi uyarınca devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağına göre, çekişmeli bölümün sicilden terkini ile yetinilmesi gerekirken hazine adına iptal ve tescile karar verilmiş olması doğru değildir. Öte yandan, dava dilekçesinin içeriğinde açıkça karayolunda tünel inşa edilecek olması nedeniyle irtifak hakkına konu olan yerinde kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan bölümünün kaydının terkini istenildiği halde, diğer bir deyişle irtifak hakkı tesisi yönünde bir istek bulunmadığı halde, bu yönde hüküm kurulmuş olmasının hukuksal sonuç doğurmayacağı izahtan varestedir.