1. Ceza Dairesi 2025/8348 E. , 2026/309 K. "" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2025/273 E., 2025/368 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması Dairemizce yapılan müzakere başlangıcında Başkan Vekili ... tarafından İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına direnildiği, Mahkemece verilen direnme ya da yeni hüküm olduğuna dair karar verme yetkisinin Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiği hu…
1. Ceza Dairesi 2025/8348 E. , 2026/309 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2025/273 E., 2025/368 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması Dairemizce yapılan müzakere başlangıcında Başkan Vekili ... tarafından İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına direnildiği, Mahkemece verilen direnme ya da yeni hüküm olduğuna dair karar verme yetkisinin Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiği hususunda ön sorun bulunduğu ileri sürülmesi üzerine uyuşmazlık konusuna geçilmeden önce çıkarılan ön sorunun tartışılarak ön sorun bulunmadığına Başkan Vekili ...'in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verilerek işin esasına geçilmiştir. Mahkemece, sanık hakkında Dairemizin 07.01.2025 tarihli 2023/6003 Esas ve 2025/102 Karar sayılı bozma ilâmına yönelik, direnilmesi yönünde karar verildiği, ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.06.2022 tarihli ve 2022/11-3 Esas, 2022/469 Karar sayılı ilâmı ve bu yönde süreklilik kazanmış uygulamalarına göre direnme kararı verilmiş olsun olmasın, İlk Derece Mahkemesinin bozma sonrası sanık hakkında kurduğu hükmün özde direnme kararı niteliğinde olmayıp, yeni ve değişik gerekçe içermesi nedeniyle yeni bir hüküm niteliğinde olduğu değerlendirilerek inceleme yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 307/3. maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2023 tarihli ve 2022/267 Esas, 2023/79 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2023/695 Esas, 2023/1015 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilleri, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1.a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 07.01.2025 tarihli 2023/6003 Esas ve 2025/102 Karar sayılı bozma ilamı üzerine kurulan ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.09.2025 tarihli ve 2025/273 Esas, 2025/368 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81/1, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilerek dava dosyası 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesi uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri Eylemin canavarca hisle işlendiğinden bahisle suç vasfına, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, B. Sanık ve Müdafiinin Temyiz Sebepleri Sanığın öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına, meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, mahkemece yapılmış eksik bir incelemenin bulunmadığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 82/1.b maddesi kapsamında canavarca hisle gerçekleştirildiğine ilişkin bir delilin bulunmadığı, meşru savunmaya ilişkin yasal koşulların oluşmadığı, maktulden sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, ceza miktarı itibariyle başkaca lehe hüküm uygulama imkanı bulunmadığı anlaşıldığından katılanlar vekilleri, sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Dosya kapsamına göre; maktul ile sanık arasında öldürmeyi gerektirir ciddi bir husumetin bulunmadığı, olay tarihinde ani gelişen kavga anında, aşırı derecede uyuşturucu kullanmış olan maktulün kendisini darp etmesine sinirlenen sanığın maktulü, eliyle ve tekmelerle darp etmek suretiyle baş bölgesinden yaraladığı, yaralanma sonucu kafatası kubbe ve kaide kemiklerinde kırık veya çatlak bulunmadığı, maktulün kaldırıldığı hastanede yaklaşık 40 gün tedavi gördükten sonra, beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu hayatını kaybettiği anlaşılan olayda; sanığın eylemini, ciddi bir engel hal olmaksızın kendiliğinden sonlandırdığı, maktuldeki yara yerleri itibariyle de ortaya çıkan kast ve iradesinin öldürme olduğuna ilişkin kesin bir delilin bulunmadığı, bu nedenle eyleme bağlı kastının yaralamaya yönelik olduğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 87/4. maddesinin 1. cümlesi uyarınca kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan temel ceza tayininde üst sınıra yakın olacak şekilde cezalandırılması yerine, yazılı şekilde suç vasfında yanılgılı değerlendirme sonucu kasten öldürme suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırılık bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.09.2025 tarihli ve 2025/273 Esas, 2025/368 Karar sayılı kararının suç vasfı yönünden 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'ın hükmün onanmasına ilişkin karşı oyu ve oy çokluğu ile BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2026 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Atılı davada uyuşmazlık konusu husus sanığın eyleminin iştirak yönünden nasıl nitelendirilmesi gerektiği yolundadır. İncelenen davada sanık hakkında ilk başta yerel mahkeme tarafından TCK 81... maddeleri uyarınca hüküm düzenlenmiş daire oy çokluğu ile eylemin TCK 87/4 madde uyarınca değerlendirilmesi gerektiği bahisle bozma kararı vermiştir. Sanık kendi evi yakınlarında otururken maktulün alkollü ve küfür ederek oradan geçtiği sanığın müdahale ile maktulün sinirlendiği ve küfür ettiği sanığın maktulü eli ile ve tekmelerle darp ettiği yaralanma sonucunda maktulün 40 gün sonra tedavi gördüğü hastanede öldüğü anlaşılmıştır. Maktulün beyin kanaması geçirdiği ve künt kafa tramvası nedeniyle yüz kemik kırıkları sonucu öldüğü anlaşılmaktadır. Her ne kadar ilkesel olarak beden yoluyla darp eyleminde ölüm gerçekleşirse TCK 87/4-1 maddenin gündeme geleceği genel kaide ise de kanında uyuşturucu bulunan maktulün kendini savunma yetisinin azaldığı belli iken el ve ayaklarla vücutta baş bölgesinde nazal ve sinüs duvarlarında kırık olacak ve beyin kanaması geçirecek düzeye kadar darp edilmesi durumunda da kastın yaralama ile sınırlı tutulamayacağı açıktır. Sanık maktule vurduktan sonra maktulün yerde beş dakika boyunca sanık tarafından darp edilmeye devam edildiği dikkate alındığında maktulün fiziksel durumu ve ısrarlı darp halinin birlikte değerlendirilmesi ile birlikte eylemin kasten adam öldürme olarak nitelendirilmesi gerektiği bahisle sayın çoğunluğa katılmıyorum.