(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/10594 E. , 2010/11966 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.11.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenere…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/10594 E. , 2010/11966 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.11.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, elbirliği maliki olduğu 483 sayılı parseldeki badem ağaçları üzerinde davalının haksız muaraza çıkardığını, vaki elatmanın önlenmesini istemiştir. Davalı, çekişme konusu badem ağaçlarının kendisine ait 482 sayılı parselde kaldığını, idari tahkikatta da bu durumun saptandığını, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava kabul edilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 683.maddesi uyarınca bir şeye malik olan kimse, o şey üzerinde yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Eğer, malik malına haksız olarak elatılmışsa bunun önlenmesini dava yolu ile isteyebilir. Yasanın 718.maddesine göre de, arazi mülkiyetinin kapsamına bitkiler de girer. Mahkemece yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişilerin 11.06.2008 tarihli raporunda; 2 adet badem ağacının 482 sayılı parselin çap kaydı içerisinde kaldığı, itiraz üzerine yapılan keşif sonucu alınan 21.10.2009 tarihli raporda ise tüm ağaçların (A) harfi ile gösterilen 483 sayılı parselin içinde kaldığı belirtilmiştir. Bu rapora da itiraz edilmiş, mahkemece dosya üzerinde inceleme yaptırılarak alınan üçüncü bilirkişi raporunda; badem ağaçlarının 483 sayılı parsel üzerinde kaldığı belirtilmiş, mahkemece bu rapora itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Görülüyor ki, ilk ve ikinci bilirkişi raporları arasında aykırılık bulunmaktadır. Mevcut aykırılığın giderilmesi de yasal bir zorunluluktur. Uyuşmazlık taşınmaz mala ilişkin bulunduğundan, HUMK’nun 363.maddesi uyarınca çekişmeli yerin keşfen incelenmesi gerekmektedir. Aynı yasanın 364.maddesine göre hakim nezaretinde keşif yapılmadan, dosya üzerinde yapılan incelemeyle bir sonuca ulaşılamaz. Dolayısıyla, ikinci rapora itiraz üzerine dosya üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan raporla mevcut çelişki giderilmiş kabul edilemez. Bu durumda mahkemece, yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişilerden mevcut çelişkiyi giderecek ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, çekişmenin esası bunun sonucuna göre bir hükme bağlanmalıdır. Eksik inceleme ve araştırmayla davanın kabulü doğru olmamıştır. Kabule göre de; HUMK’nun 426.maddesi gereğince karşı taraftan tahsil olunacak yargılama giderlerinin neler olduğu ve bunun miktarının karar yerinde gösterilmesi gerekirken, bu kuralın gözardı edilmesi de yerinde değildir.