DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/3394 E. , 2024/1185 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/3394 Karar No : 2024/1185 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... II- (DAVACI): ..., ... Vakfı VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- ... AŞ VEKİLİ: Av. ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/05/2021 tarih ve E:2017/3629, K:2021/6375 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımla…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/3394 E. , 2024/1185 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/3394 Karar No : 2024/1185 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... II- (DAVACI): ..., ... Vakfı VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- ... AŞ VEKİLİ: Av. ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/05/2021 tarih ve E:2017/3629, K:2021/6375 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 03/04/2017 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planı Revizyonunun iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/05/2021 tarih ve E:2017/3629, K:2021/6375 sayılı kararıyla; Davalı idarece savcılık düşüncesine beyan dilekçesinde, 29/07/2020 tarihinde (görülmekte olan davada yürütmenin durdurulması isteminin kısmen kabulü, kısmen reddine yönelik Daire kararına karşı yapılan itiraz incelemesi neticesinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca 22/01/2020 tarihinde verilen karardan sonra) revizyon yapılarak plan kapsamında Mersin iline yönelik kullanım kararları ile davacının itiraz ettiği bazı plan kararları ve plan hükümlerine (Atalar, Adanalıoğlu, Yenice ve Bozyazı yerleşmelerinde kullanım kararları ile ... ve ... sayılı plan hükümlerinin yeniden düzenlendiği) yönelik olarak düzeltmeler yapıldığı belirtilmiş ise de, incelemenin dava konusu işlemin tesis tarihi itibarıyla yapılması ve 29/07/2020 tarihli ÇDP revizyonunun yargı kararının uygulanması amacına dayanması nedeniyle yargı kararının uygulanmasının bu kısımlara yönelik olarak davayı konusuz bırakmayacağı sonucuna ulaşılarak, Dosyanın ve 16/09/2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle davacı tarafından açılan davada Dairelerinin E:2014/59 sayılı dosyasında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; Dava konusu planın hazırlanma yönteminde; temel ilke ve hedeflerin tanımlanması, gerekli verilerin toplanması, kamu kurumları ve yerel yönetimlerle yapılan görüşmeler, toplanan verilerin değerlendirilmesi, analiz ve sentezinin yapılmasında yasal açıdan uyulması gereken idari ve teknik usullere herhangi bir aykırılık ve izlenen yöntemde bir şekil yanlışlığın bulunmadığının tespit edildiği, Dava konusu planın kapsadığı illerin coğrafi, ekonomik, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliği göz önüne alındığında türdeş bir bölge ve havza olarak tanımlanmasının yerinde olduğu, coğrafi sınırlar, dava konusu plan içinde yer alan iki ilin idari sınırları ile birebir çakışmasa da, ülkemizde tüm alanlara ilişkin istatistiksel bilgilerin istatistiki bölge düzeylerine göre toplandığı göz önüne alındığında, idari sınırların esas alınmasında, bilgi ve verilerin toplanmasında ve yönetsel açıdan bir sorun bulunmadığı, Plan Uygulama Hükümleri'nin 7.10 sayılı maddesi yönünden; Kazanılmış hakların korunması ilkesi hukukun genel ilkelerinden olduğundan, dava konusu planın onayından önce yasal olarak geçerli olan mevzi imar planlarına bağlı olarak kazanılmış hakların korunmasına ilişkin dava konusu plan notunda hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu çevre düzeni planının plan hükümleri ile bu alanlarda yoğunluk artışı ve tür değişikliği getirecek plan değişikliği/revizyonu yapılamayacağı düzenlendiği, dolayısıyla dava konusu planın onaylanmasından sonra çevre düzeni planına aykırı alt ölçekli plan kararı üretilmesinin önlendiği, Plan Uygulama Hükümleri'nin 4.40 sayılı maddesinde düzenlenen "Organize Tarım ve Hayvancılık Alanları/Bölgeleri" tanımı ve 8.26 sayılı maddesinde bu alanlara ilişkin düzenlenen uygulama hükümleri yönünden; Davacı tarafından, dava dilekçesinde hayvancılığın tarımdan ayrı ve bağımsız sektör olarak ele alınmaması gerektiğinin ileri sürüldüğü, Plan açıklama raporunda alana ilişkin tarım sektörüne yönelik ana stratejilerin belirlendiğinin, burada hayvansal üretime ilişkin strateji ve uygulama stratejilerinin oluşturulduğunun görüldüğü, Davalı idarece de bölgenin önemli potansiyellerinden birinin tarım (bitkisel ve hayvansal üretim) olduğunun, bu potansiyelin değerlendirilmesi için plan kararları getirildiğinin, küçük işletmelerin faaliyetlerini sürdürmelerine engel bulunmadığının ifade edildiği dikkate alındığında, bölgede organize tarım ve hayvancılık bölgeleri kullanımının öngörülmesinin ve gerçekleşmesinin bölgenin gelişmesinde büyük rol oynayacağı, Bu itibarla, plan hükümlerinin yeterli korumayı sağladığı, getirilen uygulamanın bölgenin özelliğine uygun olduğu, davaya konu plan hükümlerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı, Bu nedenle, en az 20 ha olacak şekilde belirlenen organize hayvancılık ve tarım alanlarında tarım ve hayvancılık amaçlı yapının ve bu yapıların içerisinde çalışanların ihtiyacına yönelik sosyal kültürel donatı alanları, sağlık ve eğitim tesislerinin de yapılmasının öngörülmesinin bu kullanımların yerleri, büyüklükleri ve yapı yoğunluklarının alt ölçekli imar planlarıyla belirlenecek olması karşısında 20 ha büyüklüğündeki bir alanda tarımsal üretimin ve üretimde çalışanların ihtiyacının sağlanmasına yönelik olarak getirilen düzenlemede mevzuata aykırılık görülmediği, plan lejantlarında organize tarım ve hayvancılık alanları lejantının yer alması nedeniyle atıfta bulunulan bilirkişi raporunda bölge/alan ayrımına yönelik tespitlere itibar edilmediği, Bununla birlikte, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 27/08/2015 tarihli oluru ile onaylanan Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, 9.39 sayılı plan uygulama hükmünde de organize tarım ve hayvancılık alanlarının yer seçimine yönelik olarak dava konusu hüküm ile benzer nitelikte kuralların öngörüldüğü, söz konusu planın iptali istemiyle açılan davada, anılan hükme yönelik olarak Dairelerinin 05/12/2018 tarih ve E:2016/1179 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği, bu karara yapılan itirazın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/12/2019 tarih ve Yd İtiraz No: 2019/944 sayılı kararıyla kabul edilerek, "organize tarım ve hayvancılık alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı çerçevesinde ve bu plan kararları doğrultusunda öngörülmesi gerekirken, yer seçimi kararının çevre düzeni planı kapsamından çıkarılarak alt ölçekli planlamaya bırakılmasına yönelik dava konusu planın 9.39 sayılı plan uygulama hükmünde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle, söz konusu plan hükmünün yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği, Ancak, Dairece yapılan yargısal inceleme, davacının iddiaları kapsamında ve bu iddialar ile sınırlı olduğundan ve uyuşmazlıkta, dava konusu Çevre Düzeni Planının 8.26.1 sayılı plan uygulama hükmünde, organize tarım ve hayvancılık bölgelerinin yer seçimine yönelik davacı tarafından herhangi bir iddiada bulunulmadığından yukarıda yer verilen hususa ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği, Plan Uygulama Hükümleri'nin 7.30 sayılı maddesi yönünden; Anılan plan notunun, "Bu plan kapsamındaki Toplu Konut İdaresi'ne (TOKİ) tahsis edilmiş alanlarda, TOKİ tarafından üretilecek toplu konut alanlarına ilişkin başvurular, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanuna tabi alanlara ilişkin uygulamalar ve İlbank Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 6107 sayılı kanun uyarınca yapılacak uygulamalar; bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri çerçevesinde, bu planda değişiklik yapılmaksızın ilgili İdaresince değerlendirilir. Bu doğrultuda hazırlanacak alt ölçekli planlar, sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir. Söz konusu taleplerin kentsel ve kırsal yerleşme alanları içerisinde kalması durumunda ise, imar planı bütünlüğü çerçevesinde ve nüfus kabulü dahilinde, ilgili idaresince alt ölçekli planlarda değerlendirilir." şeklinde düzenlendiği, Davaya konu plan notuyla Çevre Düzeni Planında belirlenen kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının dışında da üst ölçekli çevre düzeni planı kararı olmadan ve bu plana aykırı bir şekilde arazi kullanım kararı belirlenmesine yol açacak şekilde bu alanlarda plan değişikliğine gerek olmaksızın TOKİ tarafından plan hazırlanarak konut inşa edilebileceğinin öngörüldüğü, bu nedenle dava konusu plan notunun çevre düzeni planında belirlenen kentsel ve kırsal gelişme alanları dışında konut üretilmesine yol açacak ve dolayısıyla dava konusu planın bütününde sağlanmaya çalışılan nüfus, yoğunluk ve alan kullanımı dengesini bozabilecek nitelikte olduğu, bu nedenle dava konusu plan notunun plan hiyerarşisi ve çevre düzeni planı yapma amaç ve yöntemleriyle bağdaşmadığı anlaşıldığından anılan plan notunda hukuka uyarlık bulunmadığı, Plan Uygulama Hükümleri'nin 8.38.3 sayılı maddesi yönünden; Ölçeği gereği leke plan niteliğinde bulunan dava konusu Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan olup, bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan enerji üretim alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi ve planda bu hususlara yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin bulunması gerektiği, Uyuşmazlık konusu plan hükmünde ise, yenilenebilir enerji üretim alanlarının dava konusu çevre düzeni planı kapsamı dışında bırakılarak, bu kullanımların, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve/veya Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca verilecek lisans kapsamında, Bakanlığın uygun görüşünün alınması kaydı ile alt ölçekli planlar ile belirlenmesi ve bu doğrultuda uygulamaya geçilmesinin öngörüldüğü, Bu durumda, bölgesel, hatta ülkesel düzeyde etkileri olan enerji üretim alanlarına ilişkin kararların, koruma-kullanma dengesinin sağlanması amacıyla korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen üst ölçekli plan niteliğindeki çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmeksizin alt ölçekli planlara bırakılmasını öngören dava konusu plan hükmünde, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı, Öte yandan, 16/09/2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planının inceleme konusu plan notu ile aynı nitelikteki 8.10.1 sayılı plan notuna ilişkin yapılan değerlendirme neticesinde verilen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/03/2021 tarih ve E:2020/2062, K:2021/449 sayılı kararının da bu yönde olduğu, Plan Uygulama Hükümleri'nin 8.23.3 sayılı maddesi yönünden; Plan hükümlerinin bu maddesi ile, bu planda gösterilen askeri alanların Milli Savunma Bakanlığı tarafından askeri alan dışına çıkarılarak ilgili idaresine tahsis edilmesi halinde, çevre düzeni planı değişikliği yapılmaksızın alt ölçekli planlarda öncelikle sosyal ve teknik alt yapı alanı olarak ayrılabileceğinin düzenlendiği, bu alanlara ilişkin yerleşik alanların ya da gelişme alanlarının ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı alanları, alt ölçekli planlarda netleştirilebileceğinden 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında bir değişikliğe gerek bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, Bununla birlikte, davalı idarenin savunmasında da belirtildiği üzere, dava konusu düzenlemede, bu alanlarda yer alacak kullanımların, ancak kentsel yerleşmeler içerisinde yer alabilecek kullanımlar olabileceğinin hükme bağlandığı, bu nedenle zaten kentsel yerleşmeler içerisinde veya bitişiğinde yer alabilecek kentsel kullanımların planın kararlarını veya kurgusunu etkileyebilecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, bu haliyle söz konusu plan hükmünde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık görülmediği, Öte yandan, sadece alt ölçekli plan konusu olmayıp plan lejantında yer alan bir kullanım kararı (örneğinin bölge parkı gibi) getirildiğinde davalı idarece dava konusu planda da değişiklik yapılacağının kuşkusuz olduğu, Davacı tarafından, dava konusu plan ile askeri alanların öncelikle eksik olan sosyal donatı ve teknik altyapı alanları için kullanılacağı yönündeki yaklaşımın kaldırıldığı iddia edilerek, söz konusu plan hükmün iptali talep edilmekte ise de, anılan plan hükmünde bu ibarenin yer aldığı, dolayısıyla davacının iddia ettiği hukuka aykırılık sebebinin uyuşmazlıkta oluşmadığı, Plan Uygulama Hükümleri'nin 8.24.1 sayılı maddesi yönünden; Dava konusu çevre düzeni planının plan hükümlerinin 4.37 sayılı maddesinde özel kanunlara tabi alanların, "Özel Çevre Koruma Bölgeleri, Milli Parklar, Tabiatı Koruma Alanları, Tabiat Parkları, Tabiat Anıtları, Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme Sahaları, Turizm Merkezleri, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri, özelleştirme kapsam ve programındaki alanlar vb. özel kanunlara tabi ya da planlama yetkileri farklı kurumlara ait olan alanlardır." şeklinde tanımlandığı, Plan hükümlerinin 8.24 sayılı maddesinde ise "Özel Kanunlara Tabi Alanlar” başlığı altında, 8.24.1 sayılı maddesinde, "Plandaki gösteriminde farklılıklar olsa dahi, özel kanunlara tabi alanlarla ilgili olarak, yetkili kurumlarca belirlenmiş olan sınırlar geçerlidir. Bu sınırlarda değişiklik olması durumunda, kabul edilen yeni sınırlar bu planda değişiklik yapılmaksızın geçerli olacaktır. İlan edilen sınırlar sayısal ortamda-koordinatlı, bu planın veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir." 8.24.2 sayılı maddesinde, "Bu alanlarda, yetkili kurum ve kuruluşlarca yapılacak planlama çalışmalarının, bölgesel bütünlük ve sürdürülebilir kalkınma gözetilerek bu plan kararları doğrultusunda yapılması esastır.", 8.24.3 sayılı maddesinde, " Milli parklar, tabiat anıtı, tabiat parkları, tabiatı koruma alanlarında ilgili kanun hükümleri doğrultusunda hazırlanacak plan kararlarına uyulur.", 8.24.4 sayılı maddesinde, "Bu alanlarda çevre kirliliğini önlemek için her tür önlemin alınması zorunludur. Her tür atığın bertarafı için gerekli tesisler yapılır ve atıklar, önlemler alınmadan alıcı ortama verilemez.", 8.24.5 sayılı maddesinde "Bu alanlar içerisinde yer alan içme ve kullanma suyu ile yüzeysel su kaynaklarının korunması esas olup su kirliliği kontrolü yönetmeliği hükümlerine uyulacaktır. ” hükümlerinin yer aldığı, Davaya konu planda özel statülü alanlar, özel kanunlara tabi alanlar ile önemli doğa alanlarının plan hükümlerinde korumaya alındığı, ilan edilmiş yasal statülü alanların ve bu alanlara ilişkin verilerin plana aktarıldığı, hakkında veri bulunmayan alanların ise statülerine göre sınırsal ve sembolik gösterimler ile ifade edilerek plan hükümleriyle desteklendiği, ayrıca çevre düzeni planı üzerinden ölçü alınarak uygulama yapılamayacağından alt ölçekli planlarda ilgili idarelerin yetkileri dahilinde uygulama yapılabileceği, davacının öne sürdüğü iddiaların planı kusurlandırmayacağı, Plan Uygulama Hükümleri'nin 8.25.1.1, 8.25.1.6, 8.25.1.13, 8.25.1.14 ve 8.25.1.15. sayılı maddeleri yönünden; Davaya konu 8.25 sayılı plan hükmü ve devamı maddelerinde, tarım alanlarında yapılacak tarımsal amaçlı yapılar için genel hükümler getirilerek Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde yer alan yapılaşma koşullarına atıfta bulunulduğu, plan hükümlerinin devamı maddelerinde mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile ilgili olarak ayrıntılı yapılaşma koşullarının getirildiği, Plan uygulama hükümlerinin 8.25.1. maddesinde, "5403 Sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu’na tabi arazilerde yapılacak ifraz işlemlerinde, 5403 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılmış yönetmelik hükümleri uyarınca işlem yapılır. Tarım arazileri sınıflaması, T.C. Gıda, Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığınca yapılacak/yaptırılacaktır. Bu alanlardaki tarımsal amaçlı yapılaşmalar, tarım arazileri sınıflamalarına göre aşağıda belirlenen koşullara göre gerçekleştirilecektir: 8.25.1.1- "Bu planda 5403 sayılı “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu” kapsamındaki tarım arazilerinde (özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri, örtü altı tarım alanları, fiilen sulanan veya ilgili kurum ve kuruluşlarca sulama projesi kapsamında olan alanlar hariç) yapılacak olan tarım ve hayvancılık amaçlı yapılara ilişkin; - Mutlak tarım arazilerinde E=0,20’yi, marjinal tarım arazilerinde E=0,30’u geçmemek, ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerine uyulmak kaydı ile ilgili idaresince, bu planda değişikliğe gerek olmaksızın, 3194 sayılı “İmar Kanunu” kapsamında işlem tesis edilir. Yapılan işlemlere ilişkin veriler sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir. - T.C. Başbakanlık, T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, ilgili Bakanlıklar ve bunların bağlı kuruluşları tarafından desteklenen projeye dayalı tarımsal faaliyetler kapsamında tarımsal amaçlı yapılar (tarımsal kalkınma kooperatiflerince uygulanan projeler, üretici birlikleri/kooperatifleri tarafından uygulanan projeler, avrupa birliği kaynaklı projeler, dünya bankası destekli projeler, sosyal riski azaltma projesi kapsamında uygulanacak projeler gibi) ile destekleme projeleri ile en az 100 büyükbaş, 200 küçükbaş ve üzeri kapasiteli hayvancılık veya 50.000 adet ve üzeri kapasiteli kanatlı hayvancılık yatırımlarında yukarıda belirtilen yapılaşma emsali (E) %50 oranında arttırılabilir.", 8.25.1.6 sayılı maddesinde, "Tarım alanlarında yapılacak tarımsal amaçlı yapılar için bu plan ile verilmiş olan yapılanma koşulları aşılamaz. Maksimum bina yüksekliği ihtiyaç doğrultusunda Tarım ve Orman Bakanlığı/Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından projesine uygun olarak belirlenecektir. Bu planda yer almayan hususlarda ise 3194 Sayılı İmar Kanunu Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 6. Bölümünde belirtilen esaslara uyulur." hükmüne yer verildiği, 8.25.1.2 sayılı maddesinde, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda dikili, özel ürün, fiilen sulanan veya sulama projesi kapsamında bulunan tarım arazilerinde 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesi kapsamında kalan hayvancılık amaçlı yapılar hariç, hayvancılık tesisi yapılaşmasına izin verilmeyeceğinin düzenlendiği, Plan hükümlerinin 8.25.1.13 sayılı maddesinde, "Mutlak tarım arazileri: Bu alanlarda; tarımsal amaçlı yapılar yapılabilir. Çiftçinin barınabileceği yapı emsale dahil olup inşaat alanı 75 m2’yi geçemez. E(emsal)= 0,20’dir. Örtü altı tarımın yapıldığı, fiilen sulanan veya ilgili kurum ve kuruluşlarca sulama projesi kapsamında olan mutlak tarım arazilerinde, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 27. maddesi kapsamında kalan hayvancılık amaçlı yapılar hariç, hayvancılık tesisi yapılmasına izin verilmez." hükmünün, 8.25.1.14 sayılı maddesinde, "Özel ürün arazileri: Bu alanlarda, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 27. maddesi kapsamında kalan hayvancılık amaçlı yapılar hariç, hayvancılık tesisi yapılmasına izin verilmez. çiftçinin barınabileceği yapı emsale dahil olup inşaat alanı 75 m2’yi geçemez, tarımsal amaçlı yapılar için E(emsal)= 0,10’dur." hükmünün, 8.25.1.15 sayılı maddesinde, "Dikili tarım arazileri: bu alanlarda, 3194 sayılı imar kanunu’nun 27. maddesi kapsamında kalan hayvancılık amaçlı yapılar hariç, hayvancılık tesisi yapılmasına izin verilmez. Çiftçinin barınabileceği yapı emsale dahil olup inşaat alanı 75 m2’yi geçemez, tarımsal amaçlı yapılar için E(emsal)= 0,10’dur." kuralının, 8.25.1.16 sayılı maddesinde ise, "Marjinal tarım arazileri: Marjinal tarım arazilerinde, tarımsal amaçlı yapılar yapılabilir. Tarımsal amaçlı yapılar için E(emsal)= 0.30’dur.Çiftçinin barınabileceği yapının inşaat alanı 150 m2 ’yi geçemez. Bu yapılar, tarımsal amaçlı yapılar için belirlenmiş emsale dahildir. Örtü altı tarımın yapıldığı, fiilen sulanan veya ilgili kurum ve kuruluşlarca sulama projesi kapsamında olan marjinal tarım arazilerinde, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 27. maddesi kapsamında kalan hayvancılık amaçlı yapılar hariç, hayvancılık tesisi yapılmasına izin verilmez." hükmünün yer aldığı, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin, yapı şartları başlıklı 63. maddesinin 1. fıkrasında, üst ölçekli planı bulunmayan iskan dışı alanda bulunan parsellerde inşaat alanı katsayısı %5'den fazla olmamak, yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda 250 m²'yi geçmemek, saçak seviyelerinin tabi zeminden yüksekliği (6,50) m' yi ve 2 katı aşmamak, yola ve parsel sınırına (5.00) m' den fazla yaklaşmamak şartı ile bir ailenin oturmasına mahsus bağ ve sayfiye evleri, kır kahvesi, lokanta ve bu tesislerin müştemilat binalarının yapılabileceği; bu alanlarda tarımsal üretimi korumak amacı ile üretimden pazarlamaya kadar tarımsal faaliyetleri içeren entegre tesis niteliğinde olmamak kaydıyla konutla birlikte veya ayrı ayrı yapılan mandıra, kümes, ahır, ağıl, su ve yem depoları, hububat depoları, gübre ve silaj çukurları, avhaneler, balık üretim tesisleri ve un değirmenleri gibi konut dışı yapılar mahreç aldığı yola (10) m'den parsel hudutlarına (5.00) m'den fazla yaklaşmamak, parselde bulunan bütün yapılara ait inşaat alanı katsayısı %40'ı ve yapı yüksekliği (6.50) m'yi ve 2 katı aşmamak şartı ile yapılabileceği, bu yapıların birinci fıkra koşullarına uyulmak üzere yapılacak konutla birlikte yapımı halinde de, inşaat alanı katsayısının %40'ı geçemeyeceğinin hükme bağlandığı, Bu bağlamda, plan notlarında yukarıda değinilen Yönetmelik'te belirtilen %40 emsalin altında 0,20 emsal verildiği, davacının sözünü ettiği 0,05 emsal ise sözü edilen Yönetmeliğin 63. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen yapılaşma emsali olup buna göre, E:0,05 emsalin bir ailenin oturmasına elverişli bağ ve sayfiye evine ilişkin olduğu, tarımsal faaliyeti içeren entegre nitelikte olmayan konutla birlikte veya ayrı ayrı yapılan mandıra, kümes, ahır, ağıl, su ve yem depoları, hububat depoları, gübre ve silaj çukurları, avhaneler, balık üretim tesisleri ve un değirmenleri gibi konut dışı yapılar için emsalin 0,40 olarak belirlendiğinin görüldüğü, Planın tarım alanlarına ilişkin maddeleri ile bu planda 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamındaki tarım arazilerinde yapılacak olan tarımsal yapıların yapımı öngörülerek mutlak tarım arazilerinde E:0,20 dikili ve özel ürün arazilerinde E:0,10 olarak belirlendiği, Davaya konu planda tarım alanı olarak belirlenmiş olan alanlar ile tarım alanlarının kullanım ve yapılaşma koşullarının geçerli olduğu alanlarda, bu plan ile belirlenmiş olan yapılaşma koşullarının maksimum değerler olduğu, bu değerlerin yetiştirilen ürün ve toprak özelliklerine bağlı olarak gerekiyorsa belirli kesimlerde alt ölçekli plan kararları ile sınırlanabileceği, planla getirilen yapılaşma değerlerinin mutlak olmadığı, bu değerlerin maksimum değerler olarak belirlendiği, Diğer taraftan, planın Mutlak Tarım Arazileri başlıklı 8.25.1.13 sayılı maddesinde bu alanlarda, tarımsal amaçlı yapıların yapılabileceğinin belirtildiği, yine özel ürün arazileri başlıklı 8.25.1.14 sayılı maddesinde ve dikili tarım arazileri başlıklı 8.25.1.15 sayılı maddesinde de aynı düzenlemelerin yer aldığı, 4.39. sayılı maddesinde ise, tarımsal amaçlı yapıların "toprak koruma ve sulamaya yönelik alt yapı tesisleri, entegre nitelikte olmayan hayvancılık ve su ürünleri üretim ve muhafaza tesisleri ile zorunlu olarak tesis edilmesi gerekli olan müştemilatı, mandıralar, üreticinin bitkisel üretime bağlı olarak elde ettiği ürünü için ihtiyaç duyacağı yeterli boyut ve hacimde depolar, un değirmeni, tarım alet ve makinelerinin muhafazasında kullanılan sundurma ve çiftlik atölyeleri, seralar, tarımsal işletmede üretilen ürünün özelliği itibariyla hasattan sonra iki saat içinde işlenmediği takdirde ürünün kalite ve besin değeri kaybolmasının söz konusu ise bu ürünlerin işlenmesi için kurulan tesisler ile T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tarımsal amaçlı olduğu kabul edilen entegre nitelikte olmayan tesisler" olarak tanımlanarak 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'ndaki tanımla uyumlu bir tanımlama yapıldığı, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesinde entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar hariç dikili, özel ürün, fiilen sulanan veya sulama projesi kapsamında bulunan tarım arazilerinde hayvancılık tesisi yapılaşmasına izin verilmeyeceğinin plan hükümlerinde açıklandığı, Belirtilen hususların birlikte değerlendirilmesinden, tarım alanlarında, 5403 sayılı Kanun'da öngörülen ve 4.39. sayılı plan notunda belirtilen kullanımlar dışında bir yapı yapmanın mümkün olmadığının anlaşıldığı, Kaldı ki 5403 sayılı Kanun ve plan hükümleri uyarınca tarım arazilerinin bölünemeyeceği açık olduğundan tarım topraklarında tarımsal faaliyetleri geliştirilmesi amacıyla mutlak tarım arazilerinde tarımsal amaçlı yapılar için E:0,20, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri için E:0,10 yapılaşma koşullarının getirilmesinin mevzuata aykırı olmadığı, diğer taraftan çiftçinin barınabileceği yapı emsale dahil olup toplam inşaat alanı ifadesinin de tüm katların toplam alanını ifade ettiği, dolayısıyla yeniden düzenlenmesine gerek olmadığı, Diğer taraftan, davaya konu planda, tarımsal vasfı yüksek olan alanlardan daha düşük olan alanlara doğru bir yapılaşma artışı öngörüldüğü, tarımsal işletmelerin desteklenmesi amacıyla sadece Başbakanlık, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, ilgili bakanlıklar ve bunlara bağlı kuruluşlar tarafından desteklenen projeye dayalı tarımsal faaliyetler bağlamında tarımsal amaçlı yapılar ile destekleme projeleriyle en az 100 büyükbaş, 200 küçükbaş vaya 50.000 adet ve üzeri kapasiteli kanatlı hayvancılık tesislerinde yapılaşma şartlarının %50 artırılmasının yörenin özelliği, ihtiyacı ve bölgesel ve yerel kalkınmayı sağlayabilmek açısından uygun olduğu, ayrıca Plansız Alanlar İmar yönetmeliğine atıfta bulunan plan hükmü uyarınca maksimum emsal oranının %40' ı geçemeyeceği dikkate alındığında bu konuya ilişkin olarak da hukuka aykırılık bulunmadığı, Davacı tarafından birtakım projelerle ilgili tesislerde emsal değerin %50 oranında arttırılması yönündeki düzenlemenin tarım alanlarının yapılaşmaya açılmasına yol açacağı iddia edilmekte ise de mutlak, özel ürün ve dikili tarım arazilerinde söz konusu plan hükmündeki koşulların sağlanmasına bağlı olarak emsalin %50 arttırılması durumunda dahi, emsal değerlerinin Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 63. maddesi ile öngörülen 0.40 değerini aşmayacağının anlaşıldığı, Öte yandan, sadece marjinal tarım arazilerinde emsalin %50 artırılmasına bağlı olarak emsal değerinin 0.45'e çıkabileceği ve bu durumda Plansız Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nde öngörülen en yüksek 0.40 olan emsal değerinin aşılması durumunun ortaya çıkabileceği değerlendirilebilir ise de bu halde davalı idare tarafından Plansız Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nin 63. maddesinde öngörülen usul ve esaslara uyulmak suretiyle uygulama yapılabileceğinin açık olduğu, Plan Uygulama Hükümleri'nin 8.25.2. maddesi yönünden; Dava konusu plan uygulama hükümlerinin, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununa Tabi Arazileri düzenleyen 8.25.2.1 sayılı maddesinde "Bu alanlarda yapılacak ifrazlarda 3083 sayılı “Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu” ve ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca işlem yapılacaktır.", 8.25.2.2 sayılı maddesinde, "Bu arazilerin tarımsal üretim amaçlı korunması esastır. Uygulama alanlarında, imar planları ve mücavir alanlar dışında kalan ve “Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği” hükümlerine göre sahibine bırakılan, dağıtılan veya T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın emrine geçen tarım arazileri, tarım dışı amaçla kullanılamaz.", 8.25.2.3 sayılı maddesinde "Bu arazilerde; tarımsal amaçlı yapı ile çiftçinin barınabileceği yapı ve müştemilatları dışında yapı yapılamaz. Çiftçinin barınabileceği yapı emsale dahil olup inşaat alanı 75 m2’yi geçemez. Emsal: 0,20’dir.", 8.25.2.4 sayılı maddesinde, "Tarımsal faaliyetin gerektirdiği çiftçinin barınabileceği yapı haricinde barınma amaçlı yapı yapılamaz.", 8.25.2.5 sayılı maddesinde, 3083 sayılı “Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu” kapsamı dışına çıkarılması durumunda, bu arazilerde, “8.25.1.” nolu plan hükümlerine uyulacaktır." hükümlerinin yer aldığı, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun 19. maddesinde ise, uygulama alanlarında bulunan tarım arazilerinin, zorunlu sebepler olmadıkça tarım dışı amaçlarla kullanılmayacağı, ancak zorunlu hallerde, ilgililerin tarım dışı amaçla arazi kullanımı talepleri hakkında 03/07/2005 tarih ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümlerinin uygulanacağının hükme bağlandığı, Anılan hüküm uyarınca davacının iddia ettiği gibi 3083 sayılı Kanun'un uygulama alanlarının tarım dışı amaçla kullanılmasının 5403 sayılı Kanun'dan ayrı bir düzenlemeye tabi tutulmadığı gibi plan uygulama hükümlerine göre bu arazilerin tarımsal üretim amaçlı korunmasının esas olduğu ve tarım dışı amaçla kullanılmasının engellendiği görüldüğünden davacının bu konudaki iddialarında isabet bulunmadığı, Plan Uygulama Hükümleri'nin 8.29.2. maddesi yönünden; Planın uygulama hükümlerinin 8.29.1 sayılı maddesinde “Bu alanlarda 4342 sayılı “Mera Kanunu” kapsamında uygulama yapılacaktır. Planda hangi kullanımda kaldığına bakılmaksızın, Mera Kanunu’na tabii olduğu tespit edilen alanlarda Mera Kanunu hükümlerine uyulur.”, 8.29.2 sayılı maddesinde de, "Planda “çayır ve mera alanı” olarak gösterilmiş alanlarda “Mera Kanunu” dışında ve özel mülkiyete konu alanlar bulunması halinde, bu planın tarım arazilerine ilişkin plan hükümleri uygulanır." hükmünün yer aldığı, Sözü edilen madde ile planda mera olarak gösterilmiş olmakla birlikte gerçekte mera Kanunu kapsamı dışında kalan ve özel mülkiyete konu alanlar olması durumunda tarım alanlarına ilişkin hükmün uygulanacak olmasının, meraların Mera Kanunu'nda belirlenen kurallara aykırı kullanılmayacağı, yetkili idareler tarafından bu Kanun uyarınca yapılacak işlemlerin plan hükmü olarak ayrıca yazılmasına gerek olmadığı dikkate alındığında plan uygulama hükümlerinin bu alanlara ilişkin yeterli korumayı sağladığı, Plan açıklama raporunun 18. ve 19. sayfaları ile 4.3.2.4. Enerji Üretim Alanları Bölümünün Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile ilgili kısmı ve planın P.31 sayılı paftasının Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile ilgili kısımları yönünden; Uyuşmazlık konusu planda davaya konu nükleer güç santralinin yer seçiminin kesinleştirilerek gösterildiği, Dairenin E:2014/59 sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda da, bu hususa ilişkin olarak "ulusal ve bölgesel nitelikteki somut enerji yatırımlarına ilişkin (örneğin nükleer enerji üretim tesislerini, termik santraller, hidroelektrik santralleri...) kullanım ve yer seçimi kararlarının verilebileceği en uygun plan ölçeğinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planları olduğu, bu ölçekte bir planda bu ölçeğin doğası gereği bazı kararların şematik, bazı kararların kesinlik içeren çizgilerle gösterilmesi gerektiği, bunun en uygun örneklerinden birisinin de ulusal veya bölgesel nitelikli somut enerji yatırımları olduğunun" belirtildiği, Nitekim davaya konu planın Plan Açıklama Raporunun 3.3.1.7.a. sayılı maddesinde, T.C. Hükümeti ile Rusya Federasyonu arasında 12/05/2010 tarihinde imzalanan ve TBMM'de 15/07/2010 tarihinde onaylanarak 06/10/2010 tarih ve 27721 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olan "Akkuyu Sahasında Nükleer Güç Santralinin tesisine ve işletimine dair işbirliği anlaşmasına konu olan Büyükeceli Beldesine bağlı, Akkuyu'da Nükleer Güç Santrali"nin tanımlandığı, Bu bağlamda davaya konu santralin yeri planda kesinlik içerecek şekilde belirlendiği, Davacı tarafından, 1/100.000 ölçekli planda yeri kesin olarak belirlenen nükleer güç santrali kararına karşı açılan bu davada ülkenin enerji politikalarına yönelik eleştirilerde bulunulduğu, Bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere, enerji politikalarının tartışılmasının herhangi bir ölçekteki planın konusu olmadığı, enerji sektörü yatırımlarının stratejik plan veya kalkınma planı gibi ulusal ölçekli politika dokümanlarının konusu olduğu, burada tartışılacak olan hususun, enerji politikaları sonucunda kesinleştirilen bir yatırımın 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında gösterilip gösterilmeyeceği ya da ne türlü süreçler izlenerek plana işleneceği olduğu, Bu bağlamda bilirkişi raporunda plan yapımına ve nükleer santralin plana işlenmesine yönelik olarak dile getirilen görüşlerin plana yönelik makul kabul edilebilecek düzeyde eleştiriler olarak görüldüğü, ancak, sözü edilen tespitlerin bir hukuka aykırılık nedeni olarak görülmediği, Davalı idarenin savunmasında belirtildiği gibi TBMM tarafından kabul edilen ve kesinlik kazanan uluslararası anlaşmanın 7. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyetinin nükleer güç santral bileşeni olarak belirlenen alanı yükleniciye lisansı ve alt yapısı kesin bir şekilde tahsis etmekle yükümlü kılındığı gözetildiğinde, yer seçimi yapılıp Türkiye Atom Enerjisi Kurumunca 1976 yılında lisans verilen ve Orman Genel Müdürlüğünce arazi tahsisi yapılan bir kamu yatırımın 1/100.000 ölçekli plana işlenmesinin planlama sürecinin doğal ve zorunlu bir parçası olduğu, Alt ölçekli planlar yapılırken alana ilişkin ayrıntılı jeolojik-jeoteknik incelemenin ve etüdlerin yapılacağı, 1/100.000 ölçekli dava konusu planda böyle bir çalışma yapılmamasının ölçeği nedeniyle planı kusurlandırmayacağı gibi, plan yapılırken alana yönelik verilerin de göz önünde bulundurulduğu, Öte yandan, söz konusu proje hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararı ile dayanağı 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin Geçici 1. maddesindeki "Bu Yönetmeliğin lehte olan hükümleri ve/veya" ibaresinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 23/11/2017 tarih ve E:2014/11695, K:2017/6248 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/06/2018 tarih ve E:2018/1068, K:2018/3377 sayılı kararıyla onandığı, Bu itibarla; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 6. maddesinde, çevresel etki değerlendirmesi olumlu ya da çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili hiç bir teşvik, onay, yapı kullanım ya da kullanma izni verilemeyeceği hükmünün yer aldığı göz önünde bulundurulduğunda, davacının iddialarının alt ölçekli planlara ve ÇED süreci sonucunda oluşturulan kararlara yönelik açılacak davaların konusu olabileceği, sözü edilen ÇED sürecinde ve bu süreç sonucunda oluşturulan kararda yargı kararı ile mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gibi bilirkişi raporunda ÇED sürecine ilişkin eleştirilerin sonra da olsa giderildiği, Diğer taraftan, Mersin ili, Gülnar ilçesi, Hürriyet Mahallesi, Büyükece Beldesi sınırlarında planlanan "Akkuyu Nükleer Güç Santrali" için verilen güncelleştirilmiş yer raporunun uygun bulunmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, Bu durumda, yukarıda ayrıntısı ile yer verilen tespitler doğrultusunda dava konusu işlemin nükleer santral yer seçimi kararına yönelik kısmında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve mevzuata aykırılık görülmediği, Kemer ve Kargıcak kıyılarında ve Kazanlı Sahilde önerilen turizm koruma ve gelişim alt merkezi fonksiyonu yönünden; İlan edilmiş turizm merkezlerinin plana işlenmesi yasal zorunluluk olduğundan, bu kullanım kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığı, Tarsus ile Kazanlı sahildeki turizm tesis alanını bağlayan iki adet ikinci derece yol yönünden; 7.14 sayılı plan hükmünde, bu planda öngörülen devlet yatırımlarına (demiryolu, karayolu, havayolu, denizyolu v.s. ulaşım güzergahları/elemanları, okul, hastane v.b. sosyal/teknik altyapı yatırımları) ilişkin kullanım kararlarının işlerlik kazanabilmesi için, ilgili kurum/kuruluşça yatırım programına alınmasının gerekli olduğu, güzergahlar/yer seçimlerinin şematik olup ilgili kurum/kuruluşça yapılacak teknik etüt çalışmalarından sonra kesinlik kazanacağı, bu planın onayından sonra karara bağlanan devlet yatırımlarının, bu planın hedef/ilkeleri ve stratejileri doğrultusunda bu plana işleneceği ifade edildiğinden davacının öne sürdüğü iddiaların planı kusurlandırmayacağı, Mersin Arapçasakarlar ve Yenice'de önerilen lojistik alan kararının hukuka uygun olduğu, Mersin Çiçekli'de öngörülen Çiçekli (Çukurova) Havaalanı kullanım kararı yönünden; Havaalanı olarak ayrılan bölümün hedef yatırım kararı olduğu, eski havaalanının ihtiyaca cevap vermediği, bilirkişi raporunda da yer seçiminin uygun olduğunun belirtildiği, yatırım kararının yer seçiminin alt ölçekli planlarda kesinleştirileceği ve çevreyle etkilerinin ilgili mevzuat uyarınca gözetileceği anlaşıldığından bu kullanım yönünden planda şehircilik ilkelerine planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık görülmediği, Yenice ve Bozyazı gelişme alanları yönünden; Yenice ve Bozyazı gelişme alanlarında, verimli tarım alanlarının üzerinde mevcut yerleşmelerin neredeyse 2-3 katına varan gelişme alanları önerildiği, yerleşik alanların tümüyle dolu varsayıldığı, potansiyellerin değerlendirilmediği, ayrıca etüd edilmeden plan kararlarının getirildiği, plan notlarıyla bu alanların denetim altına alınmasını denetleyecek kararlar getirilmediği, verimli tarım topraklarının elden çıkmasına yol açılacağı, bu kullanım kararında şehircilik ilkelerine planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı, Atalar ve Adanalıoğlu kırsal yerleşim alanları yönünden; 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planı Revizyonunun 0.33 sayılı plan paftası incelendiğinde, Atalar ve Adanalıoğlu bölgesinde ise herhangi bir gelişme alanı planlanmasının söz konusu olmadığı, bu alanın "kırsal yerleşim alanı" olarak belirlendiği , planın bu kısmına yönelik değerlendirmenin bu husus dikkate alınarak yapılması gerektiği, Dava konusu planın lejantları arasında, "kırsal gelişme alanı" şeklinde bir gösterimin bulunmadığı, gelişme alanlarının sadece kentsel yerleşmelere yönelik olarak öngörüldüğünün anlaşıldığı, bu haliyle, planda yer alan "kırsal yerleşim alanları" gösteriminin, kırsal yerleşimlerin hem yerleşik hem de gelişme alanlarını kapsadığının kabulünün gerektiği, Nitekim, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin eki EK-1c-Çevre Düzeni Planı Gösterimlerindeki kırsal yerleşim alanına ilişkin lejantın da aynı nitelikte olduğu, Uyuşmazlık, bu husus da göz önünde bulundurularak ele alındığında, üst ölçekli plan olan çevre düzeni planında, kentsel yerleşmeler gibi, kırsal yerleşimlerin de büyüme taleplerinin ne şekilde karşılanabileceğine dair kapsamlı incelemeler yapılması ve bu incelemeler doğrultusunda alt ölçekli plan çalışmalarını yönlendirecek strateji ve politikaların belirlenmesi gerektiği, Atalar ve Adanalıoğlu kırsal yerleşim alanlarında, mevcut yerleşmelerden çok daha geniş bir alanda, verimli tarım arazilerinin üzerinde yerleşim alanlarının önerildiği, kapsamlı inceleme ve analiz yapılmadan plan kararlarının getirildiği, plan notlarıyla bu alanların denetim altına alınmasını denetleyecek kararlar getirilmediği, Bu durumda, bir çevre düzeni planında olması beklenen alt ölçekli plan çalışmalarını yönlendirecek strateji ve politikalar belirlenmeden, yerleşmeleri çarpık kentsel gelişme ve nüfus artışı baskısından korumaya yönelik ilkeler ortaya konulmadan öngörülen ve kapsamlı inceleme ve analizlere dayanmayan Atalar ve Adanalıoğlu kırsal yerleşim alanları kullanım kararlarında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık görülmediği gerekçesiyle, 7.30 ve 8.38.3 sayılı plan hükümleri ile tarım alanlarında getirilen Atalar, Adanalıoğlu, Yenice ve Bozyazı kentsel kullanım kararlarının iptaline, uyuşmazlığın diğer kısımları yönünden davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, Daire kararının iptale ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı yanında müdahil Akkuyu Nükleer AŞ tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı yanında müdahil Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Plan uygulama hükümlerinin, 8.23.3. maddesinde; "Bu planda gösterilen askeri alanların Milli Savunma Bakanlığı tarafından askeri alan dışına çıkarılarak ilgili idaresine tahsis edilmesi halinde, çevre düzeni planı değişikliği yapılmaksızın bu alanlar alt ölçekli planlarda öncelikle sosyal ve teknik altyapı alanı olarak kullanılmak üzere, ilgili idaresince kentsel yerleşme alanı olarak planlanabilir. Onaylanan planlar veri tabanına işlenmek üzere sayısal ortamda Bakanlığa gönderilir." hükmüne yer verilmiştir. Davaya konu plan notuyla Çevre Düzeni Planında belirlenen askeri alanların, çevre düzeni planı değişikliği yapılmaksızın alt ölçekli planlarda askeri alan kullanımı dışına çıkarılabileceğine imkan tanındığı, ancak askeri alan dışına çıkarılacak alanlarda hangi tür kullanımların yer alacağı, bunların çevresel etkileri, ulaşım talebi üzerindeki etkileri vb. konuların çevre düzeni planları ile analiz edilip, öneri ve önlemlere yönelik kararlar üretilmesi gereken konular olduğu, bu tip konularda çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmadığını belirtmenin planlamayı yok saymak anlamına geldiği, dolayısıyla 8.23.3 sayılı plan hükmünde yer alan "çevre düzeni planı değişikliği yapılmaksızın" bölümünde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu planın uygulama hükümlerinin mutlak tarım alanları, dikili ve özel ürün alanlarında getirilen tarımsal amaçlı yapılara ilişkin yapılaşma koşullarına ilişkin kısımlarının, alanın özelliği ile bağdaşmadığı, bu yoğunlukta getirilen yapılaşma alanının ciddi bir tarımsal alanın kaybına yol açacağı, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 63. maddesinde tarımsal amaçlı yapılar için öngörülen yapılaşma emsalinin planı bulunmayan alanlara ilişkin bir düzenleme olduğu ve herhangi bir tarım arazisi sınıflandırması yapmadığı, planlama çalışmalarında da tarımsal arazilerinin korunmasının planın koruma ilke ve amaçları arasında yer aldığı, bu bağlamda getirilecek yapılaşma koşullarının ise bu ilke ve hedeflerle uyumlu olması gerektiği hususları dikkate alındığında planın anılan kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın, plan uygulama hükümlerinin 8.23.3 sayılı maddesine ilişkin kısmı ile planın uygulama hükümlerinin mutlak tarım alanları, dikili ve özel ürün alanlarında getirilen tarımsal amaçlı yapılara ilişkin yapılaşma koşullarına ilişkin kısımlarının bozulmasına, diğer kısımlarının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının ve davalının temyiz istemlerinin reddine, 2. 7.30 ve 8.38.3 sayılı plan hükümleri ile tarım alanlarında getirilen Atalar, Adanalıoğlu, Yenice ve Bozyazı kentsel kullanım kararlarının iptaline, uyuşmazlığın diğer kısımları yönünden davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 17/05/2021 tarih ve E:2017/3629, K:2021/6375 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, plan hükümlerinin 8.26.1, 7.30, 8.38.3 ve 8.23.3 sayılı maddeleri yönünden oyçokluğuyla, uyuşmazlığın diğer kısımları yönünden oybirliğiyle, 27/05/2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY X-1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planı Revizyonunun Plan Uygulama Hükümleri'nin 8.26.1 sayılı maddesi yönünden; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 27/08/2015 tarihli oluru ile onaylanan Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, 9.39 sayılı plan uygulama hükmünde de organize tarım ve hayvancılık alanlarının yer seçimine yönelik benzer nitelikte kurallar öngörülmekte olup, söz konusu planın iptali istemiyle açılan davada, bu plan hükmünün iptali istemine yönelik olarak, Danıştay Altıncı Dairesinin 05/12/2018 tarih ve E:2016/1179 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiş, söz konusu karara yapılan itiraz Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/12/2019 tarih ve Yd İtiraz No: 2019/944 sayılı kararıyla kabul edilerek, "organize tarım ve hayvancılık alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı çerçevesinde ve bu plan kararları doğrultusunda öngörülmesi gerekirken, yer seçimi kararının çevre düzeni planı kapsamından çıkarılarak, alt ölçekli planlamaya bırakılmasına yönelik dava konusu planın 9.39 sayılı plan uygulama hükmünde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle, söz konusu plan hükmünün yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş, ardından Danıştay Altıncı Dairesinin 17/12/2020 tarih ve E:2016/1179, K:2020/13032 sayılı kararıyla anılan plan hükmünün iptaline karar verilmiş, kararın bu kısmı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/12/2023 tarih ve E:2021/2817, K:2023/3136 sayılı kararıyla onanmıştır. Her ne kadar davacı tarafından organize tarım ve hayvancılık alanlarının yer seçimine yönelik özel bir iddiada bulunulmamış ise de, 8.26.1 sayılı plan uygulama hükmünün tamamının iptali istenildiği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Yukarıda yer verilen yargı kararı uyarınca, Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında yer alan 9.39 sayılı plan hükmünün iptaline ilişkin Daire kararının bu kısmının onanmasına karar verildiğinden, benzer hususlar içeren dava konusu Çevre Düzeni Planı Revizyonunun 8.26.1 sayılı plan uygulama hükmünün de aynı gerekçelerle iptaline karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenle, 8.26.1 sayılı plan hükmü yönünden davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY XX- 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planı Revizyonunun Plan Uygulama Hükümleri'nin 7.30 sayılı maddesi yönünden; Anılan plan notu, "Bu plan kapsamındaki Toplu Konut İdaresi'ne (TOKİ) tahsis edilmiş alanlarda, TOKİ tarafından üretilecek toplu konut alanlarına ilişkin başvurular, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanuna tabi alanlara ilişkin uygulamalar ve İlbank Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 6107 sayılı kanun uyarınca yapılacak uygulamalar; bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri çerçevesinde, bu planda değişiklik yapılmaksızın ilgili İdaresince değerlendirilir. Bu doğrultuda hazırlanacak alt ölçekli planlar, sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir. Söz konusu taleplerin kentsel ve kırsal yerleşme alanları içerisinde kalması durumunda ise, imar planı bütünlüğü çerçevesinde ve nüfus kabulü dahilinde, ilgili idaresince alt ölçekli planlarda değerlendirilir." şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu plan hükmünden, TOKİ ile 6306 sayılı Kanun'a tabi alanlara ilişkin uygulamalara yönelik her ölçekte plan yapma ve onaylama konusunda verilmiş olan yetkinin kullanımı kapsamında kullanım türlerine ilişkin başvuruların çevre düzeni planı kararları ve nüfus kabulleri çerçevesinde değerlendirileceği şeklinde düzenlendiği, bu doğrultuda hazırlanacak planların sayısal ortamda planın veri tabanına işleneceği anlaşılmaktadır. Davaya konu planda kentsel yerleşik alanlar; büyükşehir ve/veya il, ilçe, ilk kademe ve belde belediye sınırları içinde var olan, içinde boş alanları barındıran büyük oranda yapılaşmış alanlar, kırsal yerleşme alanları ise kentsel yerleşme alanları dışında kalan köy ve mezraları kapsayan, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili yönetmeliği uyarınca köy yerleşik alanı ve civarına ilişkin sınır tespiti yapılmış/yapılmamış ve bu planda sınırları şematik olarak gösterilmiş veya plan ölçeği gereği gösterilmemiş olan alanlar ile 442 sayılı köy kanunu uyarınca belirlenmiş/belirlenecek olan alanlar, kentsel gelişme alanları ise, bu planın nüfus kabulleri ile ilke ve stratejileri doğrultusunda bu planla kentsel gelişmeye ayrılmış alanlar şeklinde tanımlanmıştır. Plan notu ile planlama bölgesinde kentsel ve kırsal yerleşme alanları dışında kalan (değişik haliyle plan kapsamındaki yetkili idarelere tahsisi yapılmış ve yetkileri dahilinde alanlarda), ancak yine bu planla kentsel kullanıma ayrılan yani kentsel gelişme alanı olarak öngörülen yerlerde TOKİ ya da plan notunda belirtilen idarelerin yetkileri dahilinde olan alanlarda alt ölçekli planlama yapılabilecektir. Nitekim plan notunun devamında da, kentsel+kırsal yerleşme alanları içerisinde kalması halinde de, bu alanların bu plan dışında önceden alt ölçekli planlarla yerleşime açılmış ve fiilen yapılaşmış alanlar olduğu gözetilerek çevre imar bütünlüğü çerçevesinde ilgili idaresince alt ölçekli planlarda değerlendirileceği öngörülmüştür. Sonuç itibarıyla, bu plan notu ile kentsel ve kırsal yerleşme alanı dışında gereksinim bulunması halinde ancak planda kentsel ve kırsal gelişme alanı olarak belirlenen alanlarda TOKİ ve plan notunda belirtilen idareler tarafından yürütülen faaliyetlerin alan kullanım türleriyle ilgili talep ve uygulamaların belli ölçüler içerisinde ilgili idaresince değerlendirilmesine olanak sağlanmıştır. Bu durumda, yasal yetkiler kapsamında, çevre düzeni planı kararları ve nüfus kabulleri çerçevesinde, TOKİ ve plan notunda belirtilen yetkili idarelerce planlama bölgesi kentsel ve kırsal yerleşim alanları dışında konut üretiminin mevzuata aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Plan Uygulama Hükümleri'nin 7.30 sayılı maddesi yönünden davalının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY XXX- 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planı Revizyonunun Plan Uygulama Hükümleri'nin 8.38.3 sayılı maddesi yönünden; Dava konusu planın plan uygulama hükümlerinin 8.38.3 sayılı maddesinde, "Yenilenebilir enerji üretim alanlarında (rüzgar, güneş, jeotermal, HES vs.), ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulunca verilecek lisans kapsamında, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının uygun görüşü alınması koşuluyla, bu planda değişiklik yapılmaksızın, iigili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan imar planlarının ilgili idaresince onaylanmasını müteakip uygulamaya geçilir. Onaylanan planlar sayısal ortamda bilgi için Bakanlığa gönderilir." hükmü yer almıştır. Davaya konu çevre düzeni planında yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki açısından plan esnekliğinin sağlanmaya çalışıldığı, plan hükümlerine göre yeni enerji üretim taleplerinde çevre düzeni planı kapsamında Bakanlığın uygunluk görüşünün alınması gerektiği, bu görüş verilirken de alana ilişkin çevre düzeni planı kararları ve koruma ve geliştirme ilkelerinin idarece göz önünde bulundurulacağı dikkate alındığında anılan plan hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, Plan Uygulama Hükümleri'nin 8.38.3 sayılı maddesi yönünden davalının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY XXXX- 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Çevre Düzeni Planı Revizyonunun Plan Uygulama Hükümleri'nin 8.23.3 sayılı maddesi yönünden; Plan uygulama hükümlerinin, 8.23.3. maddesinde; "Bu planda gösterilen askeri alanların Milli Savunma Bakanlığı tarafından askeri alan dışına çıkarılarak ilgili idaresine tahsis edilmesi halinde, çevre düzeni planı değişikliği yapılmaksızın bu alanlar alt ölçekli planlarda öncelikle sosyal ve teknik altyapı alanı olarak kullanılmak üzere, ilgili idaresince kentsel yerleşme alanı olarak planlanabilir. Onaylanan planlar veri tabanına işlenmek üzere sayısal ortamda Bakanlığa gönderilir." hükmüne yer verilmiştir. Davaya konu plan notuyla Çevre Düzeni Planında belirlenen askeri alanların, çevre düzeni planı değişikliği yapılmaksızın alt ölçekli planlarda askeri alan kullanımı dışına çıkarılabileceğine imkan tanındığı, ancak askeri alan dışına çıkarılacak alanlarda hangi tür kullanımların yer alacağı, bunların çevresel etkileri, ulaşım talebi üzerindeki etkileri vb. konuların çevre düzeni planları ile analiz edilip, öneri ve önlemlere yönelik kararlar üretilmesi gereken konular olduğu, bu tip konularda çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmadığını belirtmenin planlamayı yok saymak anlamına geldiği, dolayısıyla 8.23.3 sayılı plan hükmünde yer alan "çevre düzeni planı değişikliği yapılmaksızın" bölümünde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenle, 8.23.3 sayılı plan hükmü yönünden davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.